Okumayı sevdirmek mümkün: Kitap seçimi ve okuma saatleri belirleyici
Çocuklara ve gençlere yönelik birçok kitap kaleme alan yazar Yusuf Asal, okuma alışkanlıklarına ilişkin Ulus’a konuştu. Okuma alışkanlığı kazandırılmasında yaşa uygun kitap seçiminin ve okuma saatlerinin oluşturmasının belirleyici olduğunu söyledi.
Yapılan araştırmalar, Türkiye genelinde okuma oranlarının her geçen yıl belirgin biçimde azaldığını ortaya koyuyor. Yoğun yaşam temposu, dijital ekranlara yönelim ve ekonomik koşullar bu düşüşte etkili oluyor. Çocuklara ve gençlere yönelik birçok kitap kaleme alan yazar ve sınıf öğretmeni Yusuf Asal, okuma alışkanlıklarına ilişkin Ulus’a değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de okuma oranlarının düştüğünü belirten Asal, pandemi sonrası açıklanan verilerde Türkiye’nin kitap okumada 86’ncı sırada yer almasının düşündürücü olduğunu ifade etti. Buna rağmen en çok kitap okuyan kesimin çocuklar ve gençler olduğunu vurguladı. Çocuğun kitapla bağ kurmasında dilin belirleyici bir unsur olduğunu belirten Asal, yaşa uygun kitap seçiminin önemine dikkat çekti. Ailelerin etkisinin büyük olduğunu ifade eden Asal, “Aileler evlerde okuma saatleri oluşturmalı, kitaplar hakkında konuşmalı ve tartışmalıdır. Bu yapıldığında kitap okumayı sevmeyen çocuk sayısı çok azalır” dedi.

TÜRKİYE’DE OKUMA ORANLARI DÜŞÜŞTE
Günümüz çocuklarının okuma alışkanlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yazar ve sınıf öğretmeni Yusuf Asal, “Benim kanaatime göre kitap okumayı sevmeyen çocuk yoktur. Doğru kitabı henüz bulamamış, ilgi alanına uygun kitapla karşılaşmamış çocuklar vardır. Çocuk, ilgi alanına uygun bir kitap bulduğunda mutlaka okur; tabi istisnalar her zaman olabilir” dedi. Toplumsal açıdan bakıldığında ise Türkiye’de okuma oranlarının düşüş gösterdiğini vurgulayan Asal, geçmiş yıllarda yayımlanan verilerle güncel istatistikler arasındaki farkın düşündürücü olduğunu belirtti. Pandemi sonrasında Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilerde Türkiye’nin kitap okumada 86’ncı sırada yer aldığını ifade eden Asal, “Buna rağmen şuna inanıyorum; Türkiye’de en çok kitap okuyan kesim çocuklar ve gençlerdir. Özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri. Kitap fuarları ekonomik olarak zor olsa da yayıncıları ayakta tutan, okuma kültürünü ve kitap ruhunu canlı tutan kesim çocuklardır. İlkokul ve ortaokul grubu bana göre Türkiye’nin en çok kitap okuyan kesimidir” ifadelerini kullandı.

“KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI İKİNCİ SINIFTA BAŞLIYOR”
Çocukların kitap okuma alışkanlığının oluştuğu yaş aralığına ilişkin bilgi veren Asal, “İstisnai durumlar olsa da birinci sınıfta bu bağ genellikle oluşmaz. Zaman zaman birinci sınıfta da parlak, seçici öğrenciler çıkabiliyor. Ancak genel olarak 2’nci sınıftan itibaren okuduğunu anlayan bir kesim oluşuyor. Ben bu grubu ‘okuduğunu anlayan, düşünen ve yorumlayan kesim’ olarak tanımlıyorum” ifadelerini kullandı. Asal, 3’üncü sınıf ile 7’nci sınıf arasındaki dönemde ise ilgi ve tutkunluğun belirgin biçimde arttığını söyledi. Ergenlik dönemi ve LGS süreci gibi etkenlerin ilerleyen yıllarda kitap okuma oranlarında düşüşe yol açabildiğine dikkat çeken Asal, şunları aktardı:
“Bu noktada sınıf öğretmenlerinin emeği çok büyük. İlkokulda 25 ila 30 öğrenciniz oluyor ve her biriyle birebir ilgileniyorsunuz. Örneğin şu anda görev yaptığım Nihat Paşa İlkokulu’nda okuma oranları oldukça yüksek. Ocak ayının başındayız ve Ekim ayından bu yana 300’e yakın kitap okuyan öğrencilerimiz var. 200’ü geçen çok sayıda öğrencimiz bulunuyor. Bu nedenle kitap okuma alışkanlığının oluşmasında sınıf öğretmenleri çok önemli bir sacayağıdır. Ortaokulda ise bu rol büyük ölçüde Türkçe öğretmenlerine düşmektedir.”

“ÇOCUĞUN KİTAPLA BAĞ KURMASINDA EN ETKİLİ UNSUR DİLDİR”
Asal, çocukların kitap okumayı sevmesinde en belirleyici unsurun kullanılan dil olduğunu söyledi. Çocuğun dünyasını anlamadan yazılan metinlerin okuma sevgisi kazandırmasının mümkün olmadığını ifade eden Asal, “Çocuğun dilinden anlamak çok önemlidir. Kendi çocukluğumdan bir örnek vereyim. İkinci sınıftayken 48 sayfalık bir kitabım vardı. İlk sayfası yalnızca 3 cümleden oluşuyordu ama o sayfayı bir türlü geçememiştim. Çünkü bana hitap etmiyordu, sıkıcıydı, ilgimi çekmiyordu” dedi. Çocuk edebiyatının son derece hassas kurallara sahip olduğunu dile getiren Asal, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Cümle uzunluğu çok önemlidir. Birinci ve ikinci sınıf düzeyinde 10 ila 12 kelimeden uzun cümleler kurarsanız çocuk metinde boğulur. İlgi canlı tutulamazsa çocuk ve genç edebiyatında başarıdan söz edemeyiz. Çocuğun kalbine ve ruhuna dokunmak gerekir. Çocuk uykulu bir halde kitabı açtığında gözleri fal taşı gibi açılabilmelidir. Yanlış kitap seçimi çocuğa ‘okumak sıkıcıdır’ düşüncesini aşılayabilir. Örneğin Ömer Seyfettin Türk edebiyatının çok büyük bir yazarıdır ancak 2’nci ve 3’üncü sınıf öğrencileri için uygun değildir. Zamanlama çok önemlidir.”

BİLİNÇLİ YÖNLENDİRME OKUMA ALIŞKANLIĞINDA BELİRLEYİCİ
Çocukların kitap seçme konusunda sanılanın aksine oldukça bilinçli davranabildiğini dile getiren Asal, bilinçli çocukların bir kitabı seçerken sadece kapağına değil; kitabın adına, yazarına, arka kapak yazısına ve diline dikkat ettiğinin altını çizdi. Bazı çocukların kitabı karıştırarak incelediğini, hatta yazarını tanıyıp takip ettiğini vurgulayan Asal, “Yazarın üslubunu bilen çocuklar var. Hatta yazarın adı kapatılsa bile okuduğu metinden ‘Bu Yusuf Asal tarzı’ ya da ‘Bu Ömer Seyfettin tarzı’ diyebilen çocuklarla karşılaşıyoruz” şeklinde konuştu. Elbette her çocuğun bu düzeyde bilinçli olmadığını da işaret eden Asal, “Bazı çocuklar kapağa, resimlere ve isme göre seçim yapar” dedi. Bu noktada ailelerin ve öğretmenlerin rehberliğinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Asal, bilinçli yönlendirmenin çocukların okuma alışkanlığı kazanmasında belirleyici olduğunu kaydetti.
“EVDE OKUMA SAATLERİ OLUŞTURULMALI”
Okuma alışkanlığı zayıf olan çocuklara yaklaşım konusunda önemli uyarılarda bulunan Asal, “Öncelikle çocuğu etiketlememeliyiz. ‘Bu çocuk okumayı sevmiyor’ demek çok yanlıştır. Çocuk bunu birkaç kez duyduğunda kendini buna inandırır. Bunun yerine çocuğa söz hakkı tanımalıyız. ‘Ne tür kitapları seversin?’ diye sormalı, ilgi alanına uygun kitapları birlikte seçmeliyiz” diye konuştu. Bu noktada ailelere çok büyük görev düştüğüne de dikkat çeken Asal, “Evde kitap okunmuyorsa çocuktan kitap okumasını bekleyemeyiz. “Benim dediğimi yap” devri bitti. Çocuk gördüğünü yapar” dedi. Ailelerin çocuklarıyla birlikte kitap okuması gerektiğinin altını çizen Asal, “Aileler evlerde okuma saatleri oluşturmalı, kitaplar hakkında konuşmalı ve tartışmalıdır. Bu yapıldığında kitap okumayı sevmeyen çocuk sayısı çok azalır” diye ekledi.

EKRAN BAĞIMLILIĞI OKUMA ALIŞKANLIĞINI ZEDELİYOR
Dijital ekranların çocukların okuma alışkanlığı üzerindeki etkilerine de değinen Asal, “Dijital ekranlar okuma alışkanlığını büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. Hem çocuklar hem yetişkinler hayatı izleyen bireyler hâline geldi. Oysa okumak, düşünmek ve üretmek gerekir” diye konuştu. Teknolojiyi tamamen yasaklamanın doğru olmadığını belirten Asal, “Çocuklara öncelikli görevlerinin okumak, derslerine çalışmak ve kendilerini geleceğe hazırlamak olduğu öğretilmelidir. Her şey zorlamadan, sevdirerek yapılmalıdır” diyerek sürecin baskı ve zorlamadan uzak, sevdirerek yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
“BENİM KAHRAMANLARIM ÇOCUKLAR”
Çocukların toplumun gerçek kahramanları olduğunu dile getiren Asal, “Benim kahramanlarım artık çocuklar. Günümüzün ve geleceğin asıl kahramanları onlardır. Bu duyguyu onlara yük bindirmeden, mutlu ederek verebilirsek çok önemli sonuçlar elde ederiz” ifadelerini kullandı. Eğitimde öğretmenlerin rolüne de değinen Asal, “Öğretmenler yeni neslin mimarlarıdır ancak günümüzde geleceğin en büyük mimarları ailelerdir. Özellikle annelerin bu süreçte çok büyük bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum” diyerek sözlerine son verdi.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.