TVHB Başkanı Ali Eroğlu: “Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun”

TVHB Başkanı Ali Eroğlu: “Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun”

Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakaları görülmeye başladı. Müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi riskine karşı vatandaşları uyaran TVHB Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun” dedi.

Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakaları görülmeye başladı. Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, zaman zaman ölümle sonuçlanan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı, “Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun” diyerek vatandaşları uyardı. Kenelerin 15 derecenin üzerinde aktif hale geldiğini belirten Eroğlu, vakaların özellikle temmuz ve ağustosta zirve yaptığını söyledi. Türkiye’de 46 kene türü bulunduğunu, ancak yalnızca bir türün KKKA taşıdığını belirtti. Vatandaşlara açık renkli, uzun kıyafetler giymeleri, pantolon paçalarını çorap içine sokmaları ve doğadan döndükten sonra vücut kontrolü yapmalarını önerdi. Kenelerin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması ve ezilmemesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, kene teması sonrası erken müdahalenin hayati önem taşıdığını kaydetti. Eroğlu, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.

ali-eroglu.jpg

“KENELER 15 DERECENİN ÜZERİNDE AKTİF HALE GELİYOR”

Kenelerin sıcak havalarda hareketlendiğini belirten Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Keneler, hava sıcaklığı 15 derecenin üzerine çıktıktan sonra aktif hale geliyor. Daha düşük sıcaklıklarda ise hareketsiz kalıyorlar, tabiri caizse ‘uyku’ durumundalar. Havaların ısınmasıyla birlikte hareketlenmeye başlıyorlar” dedi. Nisan ayından kasım ayına kadar KKKA vakalarının görülebildiğini söyleyen Eroğlu, şunları aktardı:

“Keneler; insanların nefesini, titreşimini ve vücut ısısını algılayabiliyor. Türkiye’de ilk vakalar 2002 yılında görüldü, 2003 yılında ise hastalık tanımlandı. 2004 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından her yıl çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Bunların en önemlilerinden biri halkın bilinçlendirilmesi ve doğru şekilde bilgilendirilmesi. Çünkü bu konuda doğru bilinen pek çok yanlış var.”

kene-1.jpg

TÜRKİYE’DE 46 TÜR KENE BULUNUYOR

Dünyada yaklaşık 900 kene türü bulunduğunu hatırlatan Eroğlu, Türkiye’de ise 46 farklı tür görüldüğünü aktardı. Ancak bunlardan yalnızca bir türün KKKA etkenini taşıdığını söyleyen Eroğlu, “Hastalığı taşıyan tür, Hyalomma grubunda yer alan sert kene türüdür. Halk arasında ‘mera kenesi’ olarak da bilinir” diye ekledi. Hastalık daha çok kırsal bölgelerde görüldüğünü ifade eden Eroğlu, “Türkiye’de ilk olarak 2002 yılında Tokat’ta, Kuzey Anadolu platosu üzerindeki 22 ilde tespit edildi. Bayburt, Gümüşhane, Erzincan, Sivas, Tokat, Amasya ve Çorum’a kadar uzanan bölgelerde vakalar görüldü. Daha sonraki yıllarda Doğu Anadolu, İç Anadolu ve farklı bölgelerde de vakalar ortaya çıktı. Günümüzde riskli il sayısı 30’un üzerine çıktı. Ancak asıl risk hâlâ ilk belirlenen 22 ilde yoğunlaşıyor” diye konuştu.

kene-2.jpg

“TEMMUZ VE AĞUSTOSTA VAKALAR ZİRVE YAPIYOR”

Vatandaşların özellikle tarla, bağ ve bahçe gibi alanlara giderken koruyucu önlemler alması gerektiğini söyleyen Eroğlu, “Temastan önce uzun kollu giysiler tercih edilmeli. Kenenin fark edilmesini kolaylaştırmak için açık renkli kıyafetler giyilmeli. Pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı ki kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılsın. Kenelerin sıcak havalarda daha aktif olması nedeniyle çalışma saatleri mümkün olduğunca sabah 05.00 ila 10.00 arasına planlanmalı. Öğle sıcağında ara verilip çalışmalar akşam saatlerinde sürdürülmeli” önerilerinde bulundu. Türkiye’de KKKA vakalarının özellikle yaz aylarında arttığını kaydeden Eroğlu, “Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları özellikle temmuz ve ağustos aylarında zirve yapıyor. Çünkü bu aylar sıcaklığın en yüksek olduğu dönemler. Ancak kasım ayına kadar vaka görüldüğüne dair kayıtlar bulunuyor” diye ekledi.

ruveyda-asliipek.jpg

VÜCUDUNUZA KENE KONTROLÜ YAPIN

Kene temasında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına kaydeden Eroğlu, “Öncelikle kişi eve geldiğinde mutlaka üzerini değiştirip vücudunda kene kontrolü yapmalı. Çünkü kene tutunduğunda çoğu zaman hissedilmiyor. Özellikle kasık bölgesi, diz arkası ve koltuk altı gibi bölgeler dikkatle kontrol edilmeli” diye konuştu. Kenenin hastalık etkenini hemen bulaştırmadığını dile getiren Eroğlu, “Kene vücuda tutunduğunda hastalık etkenini hemen bulaştırmıyor. Önce yaklaşık 12 saat boyunca kan emiyor. Daha sonra hastalık etkenini aktarmaya başlıyor. Bu nedenle erken fark edilmesi çok önemli” dedi.

kene-5.jpg

“KENE ÇIPLAK ELLE TEMAS EDİLMEDEN ÇIKARILMALI”

Kenenin yanlış yöntemlerle çıkarılmasının büyük risk oluşturduğuna dikkat çeken Eroğlu, vatandaşlara önemeli uyarılarda bulundu:

“Kene görüldüğü anda mutlaka çıkarılmalı. Ancak çıplak elle temas edilmemeli ve kesinlikle ezilmemelidir. Bir poşet, bez ya da kâğıt yardımıyla, el temasını engelleyerek çıkarılmalıdır. Toplumda yanlış bilinen bir konu da kenenin ağız kısmının içeride kalmasıdır. Vatandaşlarımız ‘içeride kaldı, hastalık yapmaya devam eder’ diye düşünebilir ancak böyle bir durum söz konusu değildir. Kene çıkarıldıktan sonra içeride kalan parça, artık cansız bir yabancı cisim niteliğindedir; bir kıymık ya da küçük bir çöp parçası gibi değerlendirilir. Keneyi aldıktan sonra bir kabın içerisine koyup sağlık kuruluşuna giderek tetkik yaptırmak gerekir. Çünkü önemli olan kenenin hastalık etkenini taşıyıp taşımadığıdır. Daha önce de söylediğimiz gibi onlarca farklı kene türü vardır. Ayrıca keneler yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi değil, yaklaşık 200’e yakın hastalığın etkenini taşıyabilmektedir.”

kene-4.jpg

“ÇIKARILDIKTAN SONRA SAĞLIK KURULUŞUNA GİDİLMELİ”

Bazı vatandaşların kenenin üzerine sigara bastığını ya da kolonya, asitli madde gibi ürünler döktüğüne değinen Eroğlu, bunun son derece yanlış olduğunu vurguladı. Bu gibi durumların kesinlikle yapılmaması gerektiği hususunda vatandaşlara çağrıda bulunan Eroğlu, “Kene ilk saatlerde kan emerken hastalık etkenini hemen vermeyebilir. Ancak siz üzerine sigara bastığınızda ya da asitli bir madde döktüğünüzde, kenenin kusmasına ve taşıdığı etkeni daha hızlı şekilde insana ya da hayvana bulaştırmasına neden olabilirsiniz. Kene çıkarıldıktan sonra sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Zaten gerekli kontroller orada yapılacaktır. Bu hastalığın koruyucu bir aşısı ya da spesifik bir ilacı yoktur. Tedavi daha çok destekleyici şekilde uygulanır. Kene temasından sonra baş ağrısı, halsizlik, yüksek ateş ve kas ağrıları gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir” sözlerini kullandı.

kene-6.jpg

KENE TEHLİKESİNE KARŞI DÜZENLİ İLAÇLAMA ŞART

Hayvancılıkla uğraşan vatandaşların da büyük risk altında olduğuna dikkat çeken Eroğlu, özellikle ahırlarda düzenli ilaçlama yapılması gerektiğini belirtti. Nisan ayından itibaren dış parazit ilaçlamalarını düzenli şekilde yapmaları gerektiği konusunda hayvancılara uyarılarda bulunan Eroğlu, “İlaçlama kene ile yapılan kimyasal mücadeledir. Ancak ilaçların rastgele çevreye ya da havaya püskürtülmesi yanlış bir uygulamadır. Bu hem diğer canlılara zarar verir hem de solunum yoluyla insan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Doğru yöntem, veteriner hekimin önerdiği ilacı hayvanın sırtına, boyundan kuyruk sokumuna kadar uygulamaktır. Bu işlemin havalar soğuyuncaya kadar her ay düzenli olarak tekrarlanması gerekir” şeklinde konuştu. Tek sefer yapılan ilaçlamanın aylarca koruma sağlamadığına işaret eden Eroğlu, şunları kaydetti:

“İlaçlamada en önemli noktalardan biri, kullanılacak ilacın mutlaka veteriner hekim kontrolünde seçilmesidir. Çünkü bazı ilaçlar ette ve sütte kalıntı bırakabilir. Sağlıklı bir hayvana yapılan yanlış ilaçlama birkaç saat sonra süte geçebilir ve insan sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle vatandaşların mutlaka veteriner hekime danışarak ilaç kullanmaları gerekir. Ahır içindeki ilaçlamalarda da gelişi güzel uygulama yerine özellikle dip köşe bölgeler hedef alınmalıdır. Bu da kimyasal mücadelenin bir parçasıdır. Hayvanlarda da bu hastalığa karşı herhangi bir aşı bulunmamaktadır. Onlarda da kusma, ishal, öksürük, titreme gibi belirtiler görülebilir. Tedavi yine insanlarda olduğu gibi serum ve destekleyici uygulamalar şeklindedir. Amaç bağışıklık sistemini güçlendirmektir.”

“BANA BİR ŞEY OLMAZ DÜŞÜNCESİ ÇOK TEHLİKELİDİR”

“Keneden korkma, geç kalmaktan kork” diyen Eroğlu, kenenin vücuda ne zaman yapıştığının çoğu zaman fark edilemediğine dikkat çekti. Vatandaşların gün içinde tarlada, doğada veya kırsal alanda bulunmasının ardından kene tutunmasını geç fark edebildiğini ifade eden Eroğlu, “Vatandaş sabah tarlaya gider, akşam eve geldiğinde kene olduğunu fark eder. Aradan 2 saat mi geçti, 10 saat mi geçti bilinmez. Bu nedenle ‘Bana bir şey olmaz’ düşüncesi çok tehlikelidir. Kene fark edildiği anda hızlı şekilde çıkarılmalı ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tedavi de kene çıkarıldıktan hemen sonra başlatılmalıdır. Bu durum aslında kuduz hastalığına benzer. Dünya Sağlık Örgütü kuduz için, ‘Yüzde 99,9 ölümcül ama yüzde 100 önlenebilir bir hastalıktır’ diyor. Yani zamanında müdahale edildiğinde ölüm engellenebilir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için de erken müdahale hayati önem taşır” ifadelerine yer verdi.

“KENEYİ SIRADAN BİR BÖCEK GİBİ GÖRMEYİN”

Ahırda zaman geçiren kişilerin de en az diğer vatandaşlar kadar dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Eroğlu, “Hayvan sağarken hayvanın üzerinde ya da memesinde kene gören biri, onu eliyle alıp atarak işine devam etmemelidir. Nasıl insan vücudundaki keneye çıplak elle temas edilmemesi gerekiyorsa, hayvan üzerindeki keneye karşı da aynı hassasiyet gösterilmelidir” ifadelerini kullandı. Keneyi diğer böcek türleriyle karıştırmamak gerektiğini vurgulayan Eroğlu, “Keneyi sıradan bir böcek gibi görüp ezmek son derece tehlikelidir. Eğer kene virüs taşıyorsa, ezildiğinde içindeki enfekte sıvılar kişiye bulaşabilir. Özellikle el yıkanmadan başka yerlere temas edilirse bulaş riski daha da artar. Bu nedenle vatandaşların çok dikkatli olması gerekiyor” diye ekledi.

KAMU KURUMLARINA EĞİTİM VE UYARI ÇAĞRISI

Kamu kurumlarının da farkındalık çalışmalarını artırması gerektiğini sözlerine ekleyen Eroğlu, “Havaların ısınmasıyla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın riskli bölgelerde eğitim toplantıları düzenlemesi, halkı bilinçlendirmesi büyük önem taşıyor” dedi. Eroğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Hastanelerde ve kamu alanlarında kene ile ilgili bilgilendirici afişler bulunuyor. Ancak bunların daha da yaygınlaştırılması gerekiyor. Toplumda güçlü bir farkındalık oluşturabilirsek, insanlarımızın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmesinin önüne geçebiliriz.”

Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.