• BIST 85.301
  • Altın 247,228
  • Dolar 6,0457
  • Euro 6,7461
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 27 °C
  • İzmir 30 °C
  • Konya 25 °C

Bunlara ne “hacet”

Ferit Atmaca

 

 

Başkentimizdeki kimi devlet üniversiteleri, dini ve milli hassasiyetler konusunda burnunun dikine gitmeye, bildiğini okumaya devam ediyor.

Buralarda rektör değişiyor, dekanlar değişiyor, öğretim üyeleri değişiyor da ne hikmetse “iklim” bir türlü değişmiyor.

Yeniler eskilerin dümen suyuna giriyor; orada çöreklenmiş özgün statüko varlığını koruyor.

Nedir o özgün statüko?

“Biz solcuyuz. Burada solcuların borusu öter, sağcılar, İslamcılar ikinci sınıftır.”

Evet bahse konu üniversitelerimizde estirilen rüzgar aynen böyle.

Marjinal sol gruplar halen el üstünde; İslamcı, ülkücü gruplar halen hor görülüyor; dışlanıyor…

Buna son örnek Hacettepe.

Üniversite’nin Beytepe Kampüsü'nde Mart ayında bazı olaylar yaşanmıştı.

İri medyamızın “karşıt görüşlü öğrenciler arasında kavga” diye aktardığı olayların aslı, bir grubun bölücü terör örgütünün propagandasını yapması, diğer grubun buna terki göstermesiydi.

Ülkemizde azıcık olsun dini ve milli duyarlılığa sahip her genç bölücü terör örgütünün propagandasından rahatsız olur, buna itiraz eder, karşı gelir.

Hacettepe Üniversitesi’ndeki ülkücü öğrenciler örneğinde olduğu gibi.

Bunun üzerine PKK sempatizanı grupla ülkücü grup arasında kavga çıkmıştı.

Yaşandı, unutuldu geçti!

Medyamızda, Meclisimiz’de bir Allah’ın kulu çıkıp “hem de devletin üniversitesinde nasıl olurda PKK propagandası yapılabiliyor” demedi; Rektörlük ve ilgili dekanlık yetkililerinden hesap sorulmadı.

Hal böyle olunca, Rektörlük gaza basıp, Mart ayındaki o kavgadan ülkücü öğrencileri sorumlu tuttu.

Hem de ne gerekçe ile…

O skandal gerekçe, gazetemizin geçtiğimiz hafta manşetindeydi, aynen aktarıyorum:

“Hacettepe Üniversitesi yönetimi PKK’lı saldırgan gruba karşı atılan ‘Üniversitede PKK istemiyoruz’, ‘Apo'nun p..leri yıldıramaz bizleri’ sloganlarını suç sayıp, ülkücü öğrencileri cezalandırdı.”

Evet, yanlış duymadınız, hem de böyle bir dönemde ve hem de devletin üniversitesinde Rektörlük, “Üniversitede PKK istemiyoruz”, “Apo'nun p..leri yıldıramaz bizleri” şeklinde slogan atmayı “suç” saydı.

“İnanılır gibi değil” diyeceğim ama diyemiyorum, bu gerçekten yaşandı.

Gazetemizde bu skandal kararın belgesi de yayınlandı.

İşin daha vahim noktası bu skandal karar karşısında yine kimseciklerden ses çıkmıyor olması.

Ne medyamızdan, ne siyasilerimizden, ne akademisyenlerimizden…

Araştırdım, o da Habervaktim’in haberi üzerine İHA küçük bir haber geçmiş bu konuda. Ardından İHA’nın haberini birkaç gazete internet sitesinin kuytu köşelerinden aktarmış o kadar.

Rektörlüğün kararı kabul edilemeyeceği gibi medyamızın, siyasilerimizin, akademisyenlerimizin, STK’larımızın sessizliği de kabul edilemez.

Sessiz kalındığı için daha da pervasızlaşılıyor ki zaten.

En başından itibaren birileri devletin üniversitesinde nasıl oluyor da terör örgütünün propagandasını yapabiliyor, bunun sorgulanması gerekir; buna karşı gerekli tedbirler alınır, suçlular, bu suçlara göz yuman idareciler bulunup cezaları verilir.

Bunlar yapılmadığı için Hacettepe gibi üniversitelerimizde terör örgütü sempatizanları at oynatmaya devam ediyor.

“PKK istemiyoruz” diye slogan attı diye Rektörlükçe cezalandırılan ülkücü öğrenciler, karara tepki gösterdikleri açıklamalarında, Hacettepe’de durumun ne olduğunu bakın nasıl anlatıyorlar:

“Hacettepe Üniversitesi adeta PKK’nın ideolojik kampına dönüşmüş durumdadır. Öğrenciler arasında PKK kampı olarak anılır hale gelmiştir. Okulumuz içerisinde PKK sempatizanları kendisine karşı çıkan öğrencileri dövmektedirler. Hatta Apo posterleri asılıp, Apo baskılı dergiler rahat rahat dağıtılmaktadır. Okulumuz, yani vatanımızdan bir parçamız gayrı resmi olarak işgal edilmiş haldedir. 30 yıl boyunca bu vaziyeti susanlar, okul yönetimleri sadece seyretmiş, bu işlere mani olması gereken hiçbir idari mekanizma hiçbir şey yapmamıştır. PKK eylemlerini sadece seyreden idare, beni uzaklaştırma cezasına layık görmüştür.”

Bu anlatımda tek bir kelime abartı, yalan olduğunu düşünmüyorum.

Maalesef Hacettepe’de durum budur.

Ve tüm yetkililer üç maymunu oynamaktadır.

Buradan YÖK’e, Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyorum:

*Skandal kararın altında imzası bulunan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Haluk Özen hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Bildiğim kadarıyla hayır. Peki neden?

*YÖK ve MEB, Rektör Özen gibi mi düşünmektedir? “Üniversitede PKK istemiyoruz” sloganı “suç”tur ve bu sloganı atan “cezalandırılmalı” mıdır? Yok böyle düşünülmüyorsa, neden bu sessizlik?

*YÖK ve MEB, bu sessizliği ile skandal kararı onaylamış olduğunun farkında değil midir?

*YÖK ve MEB, bu sessizliği ile PKK sempatizanlarının gücüne güç katmış, estirdikleri terör rüzgarına destek olmuş olmuyor mu?

*Ve tüm bunlar, gündemimizdeki Anayasa değişikliğinde AK Parti-MHP birlikteliğini baltalamaya dönük bir “sabotaj” değil midir? AK Parti’yle Başkanlık ittifakına tepki gösteren, hatta temkinli yaklaşan milliyetçi çevreleri Hükümet’ten daha da uzaklaştırmaz mı bu göz yummalar?

Mesele son derece önemli olduğu için, buralarda bile yankıları olabilir.

Lütfen ama lütfen…

Yeter artık, Hacettepe, AÜ, ODTÜ gibi üniversitelerde ki millet düşmanı, din düşmanı bu illegal yapılar dağıtılsın…

Milletin çocukları buralarda itilip kakılmasın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73