• BIST 106.805
  • Altın 269,205
  • Dolar 5,6889
  • Euro 6,3007
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 7 °C

DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

İsmet TAŞ

 

                Aslında bu yazımızda ülkemizde bulunan  engelli kardeşlerimizin sorunlarını yazmayı düşünmüştüm.  Ancak 3 Aralık Cumartesi günü,  "Dünya Engelliler Günü"  dolayısı ile Sincan Belediyemizin düzenlemiş olduğu programda konuşan,  "Tüm Özürlüler ve Aileleri Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Eğitim  Rehabilitasyon ve Kültür Derneği Başkanı Sayın Mehmet Ali BAKİCİ,  konuşmasında kendi sorunlarını en güzel şekilde dile getirdi.

                Sayın Başkanın konuşmasını olduğu gibi aktarıyorum;

                "Çok değerli Başkanlarım, Kıymetli protokol, Derneklerimizin saygıdeğer         Başkanları,

                Arkadaşlarım, Dostlarım, Canlarım ve aileleri.

                Hepinizin bildiği gibi, biz hiçbir olaya siyasi bakmıyoruz. Biz olaylara vicdanı yaklaşıyoruz.  Eğer yılda bir - iki kez bir araya gelip, sırt sıvazlama yarışına gireceksek bu konuşmaları yapmanın hiçbir anlamı yok. Birbirimizi yardım etmek babında uyarmamız ve anlatmamız lazım.

                Mesela, sarı çizgi yapmışlar Allah razı olsun. O sarı çizgilerin üstünde yürüyemeyen sadece görme engelliler.  Onun dışında herkes o çizgilerin üzerinde yürüyor. Kaldırımların üzerinde gelişi güzel tabelalar var.  Her  saniye kafamızı çarpmamız bir  mucize.  Rastgele dikilmiş ağaçlar  var, kimsede bunları düzeltmemiş. Sizin anlayacağınız buna benzer daha birçok  fiziksel sıkıntılar yaşıyoruz ve bunlar  bizi çok üzüyor.  Bakın burada çok değerli protokol var.  Hiç birinizi eleştiriyor değilim. Gönül kırmaktan,  yürek incitmekten,  birinizi kırmaktan Allaha sığınırım.  Ama bilmenizi isterim ki, insanlar ölüme nikahlı olduğu gibi,  engellilikte de nişanlıdır. Bugün bana ise, yarın aynı şey her hangi  birinize olabilir. Biz bugün  bu sıkıntıları anlatırken , yarın da sizlerin yaşayacağı sıkıntıların önüne geçiyoruz.  Bir olmamız lazım,  beraber olmamız lazım.  Birbirimize danışmamız lazım, birbirimizle dayanışmamız lazım.  Sokakları,  kaldırımları,  dünyaya örnek haline getirmemiz lazım.  Bu hususta bizlere ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Gece -gündüz,  akşam hazırız.  Gelin kardeşim şunları yapıyoruz deyin. Yeter ki yıllar sonra bile bunları konuşuyor olmayalım.

                Engeli olmayan vatandaşı bilgilendirme ve bilinçlendirme gayretimiz olmalı. Bana ne deme lüksümüz yok. İşte bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın gibi atasözlerini kullanma gibi lüksümüzde yok.  Bizim küsme, incinme,  geri çekilme lüksümüz de yok. Karşımızdaki zat bizi anlamadıysa bir daha, bir daha anlatacağız. Biz anlatmakla mükellefiz.  Karşımızdaki de bizi anlamaya mükelleftir.  İki dakika gözlerinizi kapatın lütfen. Kapalı bir uyku hali değil mi ? Ama bu kapalı gözlerle çıktığınızda kaldırıma Kör olduğunuzu anlıyorsunuz.  Karşınızdaki birisi gelip bastonunuza çarptığı zaman, kırıp çekip gittiği zaman , kafanızı bir tabelaya, bir ağaca çarptığınız  zaman anlıyorsunuz kör olduğunuzu. Ortopedik engelli kardeşim,  tekerlekli sandalyesini kaldırıma çıkartamadığı  zaman anlıyor engelli olduğunu. İşitme engelli kardeşim, bir alış veriş merkezine veya kamuda bir daireye gittiğinde , karşısındaki insanın suratına  baktığında anlıyor  engelli olduğunu.  Zira yüreklerimizde engel yok bizim. Öyle demiyor mu Aşık Veysel; 

                Beni hor görme kardaşım
            Sen altınsın ben tunç muyum
            Aynı vardan varolmuşuz
            Sen gümüşsün ben sac mıyım

            Topraktandır cümle beden
            Nefsini öldür ölmeden
            Böyle emretmiş Yaradan
            Sen kalemsin ben uç muyum

            Tabiata Veysel aşık
            Topraktan olduk kardaşık
            Aynı yolcuyuz yoldaşık
            Sen yolcusun ben baç mıyım

            Tüm anlatmaya çalıştıklarımın ana fikri bu. Omuz omuza olduğumuz zaman aşarız bütün bunları.

            Sevgili kardeşlerim, Almanya'dan , İngiltere'den, Belçika'dan , Fransa'dan, ABD den vs. ülkelerden engellilerin yaşantısı ile ilgili örnekler vermek benim kanıma dokunuyor. Onlara hamamı , temizliği öğreten benim atam, benim ceddim. Onların yaptıklarını örnek göstermek zoruma gidiyor. Kanıma dokunuyor.

            Öyleyse bugünden tezi yok, yarından itibaren kaldırıma kamyonlar park edilirse, tabelalar rastgele konur , ağaçlar rast gele dikilirse, esnaf olup olmadık şekilde kaldırıma yayılır beni yürütmezse, bana kul hakkı borcunuz var. Bu dünyada yetmez belki mevki olarak gücüm, ama Ahret te söke söke alırım hakkımı.  Bunu yediden yetmişe herkes bilsin. Cenabı-ı Allah Mekke'den Hz. İbrahim'in sesini nasıl duyurmuşsa, benim bu sesimi de böylece  duyursun.

            Hiç birinize kırgın olmayacağız, dargın olmayacağız, küsmeyeceğiz. Ama bize kul hakkı borcunuz olacak.  Artık bu işleri düzeltelim. Konuşmayalım bunları . Engelli vatandaşlar ülkenin gelişmesi adına , yükselmesi adına göreve hazırdır. Değerlendirin bizi. Allah hepimize beyin vermiş, akıl vermiş,  ne olur bu beyinlerden istifade edin . Memleketin hayrına kullanın bu beyinleri.

            Ülkemizde 15 Temmuzda lanetçe bir girişim gerçekleştirildi. Memleketin istikbal ve istiklaline göz dikmiş gözü kara hainler, kara bir gece yaşattılar memlekete . İşte körlük o idi. İşte karanlık o idi. Memlekete hainlik yapmaktır körlük, haince bakmaktır körlük. Memleketin üzerine haince adımlar atmaktır topallık.  Doğruları, güzellikleri duymamaktır işitme engelli olmak. Ve NE OLDUĞUNU BİLMEDİĞİ BİR YOLA GİTMEKTİR ZİHİNSEL ENGELLİLİK.

            Yattık mı bizler sırt üstü? Hayır, yürümeyeni ile, görmeyeni ile, duymayanı ile  bizlerde sokaklarda idik. "Bizler engelliyiz canım gitsinler kurtarsınlar vatanı" demedi hiç birimiz. Yürüdük korkusuzca hainlerin üzerine.  Gücümüz ne kadar yetiyorsa ! Aklımız nereye kadar eriyorsa. Fikrimiz ne kadarını götürüyorsa.. Elimizden geleni yaptık, yapıyoruz, yapacağız da. Memleketimizin kalkınması adına her türlü göreve talip ve hazırız .Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Yaşasın Türk Milleti.Yaşasın güzel Vatanımız. Yaşasın Albayrağımız diyen, koca bir sekiz buçuk milyonuz biz.

            Bu sekiz buçuk milyonu görmezden gelmektir körlük. Anlatılmak istenenleri duymamaktır,  anlamamaktır,  işitme engellilik. Gel dediğin zaman gelmemektir ortopedik engellilik. Ve aman sende demektir zihinsel engellilik.

            Sincan Belediyemizin her yıl düzenlemiş olduğu bu organizasyonda,  başta Belediye Başkanımız Mustafa Tuna olmak üzere emeği geçen herkese çok  teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Ne güzel  bizi bir araya getirdiler.  Derdimizi anlattık sizlere. Protokole çok teşekkür ederim. Buyurmuşlar gelmişler. Allah razı olsun.

            Ve benim canlarıma çok teşekkür ederim.  Tıka basa doldurmuşlar salonu.. Allah hepinizden razı olsun .

            Bu duygularla,  tüm memleketimizin Dünya Engelliler Gününü tebrik ediyor, bundan sonrası engelliler için, daha aydınlık, memleketimiz için daha güzel, istikbalimiz için daha pırıltılı olması için Cenab-ı Allahtan niyaz ediyorum. Herkesten bizi anlaması için bir adım daha fazla atmasını umut ediyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. "

                Bu konuşmanın üzerine, konuşmayı  kendi adıma , "Hadsizlik" olarak görüyorum. Yorumu ve bütün insanlık için son derece hassas olan bu konu üzerinde düşünmeyi, siz değerli okurlarıma bırakıyorum. ..

                                                                                                                             İsmet TAŞ

                                                                                                              İç Anadolu Birliği Genel Başkanı

 

           

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73