• BIST 1.391
  • Altın 495,421
  • Dolar 8,7180
  • Euro 10,3510
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 17 °C

Büyük yanlış

Fatih Akkaya

Çarşamba günü Sincan Anayurt’ta son derece üzücü görüntüler yaşandı.
Sincan Belediyesi ekipleri, Anayurt Köyü sınırları içerisindeki bir hobi bahçesinde bazı yapıları “kaçak” oldukları gerekçesiyle yıkmak istedi.
Belediye yıkım ekipleri kepçe ve dozerlerle sabah erken saatlerde bahçelere dayandı.
Bahçe sahipleri haliyle itiraz etti, “Bunu nasıl yaparsınız, bahçemizin kime ne zararı var da yıkıyorsunuz” diye tepki gösterdi.
Yıkımı durdurmak için kepçenin üzerine çıkıp, “Bu insanlar 15 Temmuz’da tankın önüne yatmış insanlar. Niye yapıyorsunuz bunu? Hiç mi vicdanınız yok, yazık günah” diye itirazlarını sürdürdü. 
Hele yere yığılmış bir kadının iç çekerek ağlayıp, gözyaşı döküşü… 
İçler acısı görüntülerdi. 

sincan-hobi-bahcesi-yikim-gozyasi.jpg

Ama ipleyen kim?.. 
“Yıkacağız da yıkacağız. Karar böyle, emir böyle…”
Daha da vahimi, bölgeye zabıtanın yanı sıra polisin ve jandarmanın da çağrılmış olması. 
Hem de tomalarla…
“Görüntüleri izlemişsinizdir” diyeceğim ama nerden izleyeceksiniz, medyamız maalesef yer vermedi vatandaşın itirazına, feryadına, gözyaşına.
Bahçesindeki yapı yıkılmak istenen vatandaş, belediye görevlilerine saldırırsa diye tedbir amaçlı polis ve jandarma da hazır bulundurulmuş.
Bu millet devletinin memuruna saldırır mı hiç?
Bahçesindeki evi başına yıkılsa da saldırmaz. En fazla sözlü olarak feryat eder, bir kenarda gözyaşı döker o kadar.
Yetkililerimiz bunu bilmez mi?
Jandarma’nın, tomaların ne işi var orda?

jan-yikim.jpg

Bunların canı yanan bahçe sahipleri üzerindeki etkileri hiç mi düşünülmez?
Birileri bahçe sahipleri ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirerek, işi iyice içinden çıkılmaz hale mi getirmek istiyor, anlamadım?
Diyelim ki “yıkım kararı yerinde”, bu uygulama şekli ne öyle?..

*** 

Gelelim hobi bahçeleri için verilen yıkım kararlarına. 
Değerli okurlar, malum buralar dar ve orta gelirli vatandaşların toprak ve doğayla buluşma noktaları, nefes alma alanları, doğal meyve sebze yetiştirme yerleri.
Doğa ve doğal yaşam garibanın da hakkı olmasın mı?
Zenginimiz en kral bağ bahçeyi, villayı, çiftliği rahatlıkla kurabiliyor, istediği yerde. Ona “tarım alanı” da işlemiyor çoğu zaman. İmarlı değilse bile yeri, tek tapu olması yeterli, üzerine yapı yapmasının yolları açık. 
Ama gariban öyle mi?
Nasıl alsın imarlı yeri veya tek tapu bir tarlayı; dünyanın parası.
Dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği, pek çoğunun da emekli ikramiyesi 300-500 metre karelik bir hobi bahçesine ancak yetiyor.
İstiyorlar ki, şehir hayatının dışında küçücük de olsa bir doğal yaşam alanımız olsun, çocuklarımız torunlarımız tabletle değil toprakla haşir nesir olsunlar, doğal meyve sebze yetiştirelim… 
Bunun kime ne zararı var?
Tarımsa dert, tarımın kralı yapılıyor buralarda zaten.

Ha deniyor ki “tarım arazilerine kaçak yapı yapılıyor”. Bu noktada sormak isterim:
Devlet şimdiye kadar neredeydi? Yeni mi yapıldı bu bahçeler, bu yapılar? Bu bahçelerin yolunu kim açtı, suyunu, elektriğini kim verdi?
Yıllardır bir sorun yoktu da bugün mü sorun haline geldi hobi bahçeleri?
Devlet ilk günden bu konuda vatandaşa yol gösterdi de, buna rağmen mi oluştu hobi bahçeleri?
Devlet, vatandaşın bu ihtiyacına karşı uygun yerler belirleyip, üzerindeki yapılara toprağa uygun bir standart getirdi de halk istemedi mi?

sincan-belediye-baskani-murat-ercan-002.jpg

Örneğin Sincan Belediyesi… Değerli Başkanı Murat Ercan beye sormak istiyorum:
Bu bir ihtiyaç ve siz belediye olarak “Gel vatandaş, tarım sınıfı dışında kalan falanca alanı şu şu metrelerde parsel parsel böldüm, yolunu açtım, suyunu-elektriğini çektim, üzerlerine standart yapılar yaptım, fiyatı şu, gel al, senin olsun, bahçen olsun, kullan” dediniz de vatandaş ilgi mi göstermedi?
Bu bir kere sosyal devlet olmanın gereği… 
Maalesef hiç birini yapmayan devlet bugün çıkmış, kendi çözümünü kendisi üreten vatandaşa “bu yapılar kaçak, yıkacağız” diyor.


“Kaçak” tespitinde de sıkıntı var.
Şöyle:
“Kaçak” denilen yapıların çoğunun Yapı Kayıt Belgesi var.
Malum bir İmar Barışı Yasası çıkarıldı ve 2018’e kadarki “kaçak” yapılara ücret karşılığı Yapı Kayıt Belgesi verilerek, buralar “kaçak olmaktan” çıkarıldı. 
Hobi bahçelerinin çoğunun Yapı Kayıt Belgesi var. Çevre Bakanlığı’nca verilmiş Yapı Kayıt Belgesi.
Bahçe sahipleri devlete Bakanlıkça belirlenen ücreti ödeyip, aldılar bu belgeyi.
Ama gelgelelim Çevre Bakanlığı’nın verdiği bu belgeyi Tarım Bakanlığı ile Belediyeler tanımıyor! 
Vay neymiş bu yasa imarlı yerler içinmiş, tarla üzerindeki yapıları kapsamıyormuş, tarih uyuşmazlığı varmış… 
Madem öyle bunu en başta neden söylemediniz, baştan neden reddetmediniz işlemi? Ve vatandaştan o ücreti neye dayanarak aldınız? Vatandaşın devlete ödediği Yapı Kayıt Belgesi paraları ne olacak şimdi?
Meselenin neresinden tutarsanız elinizde kalıyor kalmasına da, neticede olan yine garibana olmaya devam ediyor. Değişen bir şey olmuyor. 
Yazık…Hem de çok yazık… 

***

toplum-bahceleri-dernegi-baskani-nese-ozturk.jpg

TOPLUM BAHÇELERİ DERNEĞİ'NE TEŞEKKÜR

Değerli okurlar, hobi bahçesi sahiplerinin mücadelesi hususunda bir teşekkürü de borç biliyorum.

Toplum Bahçeleri Derneği'ne ve değerli Başkanı Neşe Kayık Öztürk hanımefendiye hobi bahçelerinin sorunları üzerine gösterdiği duyarlılık ve gayretten ötürü teşekkür ediyorum.

Sincan'daki olayda da bahçe sahiplerini yalnız bırakmadı.

Bahçe sahipleri ile birlikte yıkım kararına direndi, yetkililere "çözümün yıkım olmadığını" anlattı. 

Hobi bahçelerinin yaşaması için uğraşıyor.

İnanıyorum ki, çabasının (şu kadar veya bu kadar) sürece olumlu katkısı olacaktır.

Sağ olsun var olsun. 

 

  • Yorumlar 15
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73