• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Konya 3 °C

İslami Mücadeleyi Tekfir Kalıbına Sokmak II

Alperen Aydın

Şehid İnşallah Sufi Şamil Basayev; (Allah şehadetini kabul etsin)

Efsane Çeçen Lideri Komutan Basayev’in boynundaki tesbih Mahmud Efendi Hz. (k.s) hediyesidir. Ya elinde çekiyor ya da boynunda asılı duruyordu. İhvanların arkasında namaza durmaya gayret ediyordu. Vahabiileri anlattığı o konferansı aşağıda aktaracağız. 

Şehid Şamil Basayev’in o konferansı: “Ben Vehhabi değilim ama hayat böyle bir şey, bizi bu savaşta hep birlikte olmak zorunda bıraktı. .Savaşın başından itibaren onları ayıran şey bir disipline sahib olmalarıydı. Ama bu disiplin sadece kendi içlerindeydi. Sadece birbirlerine saygı gösteriyorlardı. Her zaman devlet içinde bir devlet idiler. 
Her zaman onların ana kozu buydu. 1992-93 savaş yılı zamanında beni de kendi saflarına çekmek için, sürekli dedikleri gibi yoğun bir şekilde çalıştılar. Neredeyse Vehhabi oluyordum ama bir şey beni onlardan uzaklaştırdı. Onlara katılma kararıyla yanlarına gittim. Ve selam verdim; Esselamu Aleyküm. Onlar büyük ve küçük çeşitli şekillerde oturuyorlardı. 

Ve aleyküm selam, fakat kimse kımıldamadı. Ben dedim; “size ne oluyor, ben size selam verdim neden kimse ayağa kalkmadı. Bana mı sayınız yok veya kendinize mi saygınız yok.” Onlar bana; “Hz. Peygamber (sav) ashabına ayağa kalkmadı, biz de ayağa kalkmak zorunda değiliz” dediler. Ben dedim ki; “ben bu tarihi olayı biliyorum, O (sav) ashabı için ayağa kalktı ve ashabı da onun için ayağa kalktı ilk karşılaşmalarında. Fakat günde on yirmi defa girip çıkmalarında bir daha kalkmadılar. Biz de daha sonralarında ayağa kalmıyoruz.” 

Burada bir anlaşmazlık doğdu ve bu insanların yanlış yola sapmış oldukları sonucuna vardım. O zaman dedim ki, biri bana ayağa kalkar ve saygı gösterirse bu beni memnun eder. Ve yarın ben bu adamla karşılaşırsam ben de ayağa kalkmak ve onu mutlu etmek isterim. Eğer bu bize iyilik getiriyorsa, müslümanlar arasında sevgiyi arttırıyorsa bunda ne kötülük var. Hiçbir şey. Bunu söylemek gerekli değil. Ama diyorum ki, bir adam iyilik yapmak yasak diyorsa o yanılmıştır, doğru değildir. 

Konuşmamın başında öncelikle Kafkasya tarihinde tarikatların rolünü özellikle vurgulamak istiyorum. Birinci Kafkas Savaşı… Biz İslam bayrağı altında düzenlenen Kafkas savaşlarında tarikatların nasıl önemli bir rol oynadığını hepimiz hatırlıyoruz. 

İsteyelim veya istemeyelim bu bilinen bir gerçektir. Eğer tarikatlar olmasaydı Rus yetkililere karşı bir direniş olmayacaktı. Her şeye hazırdılar ama bugün kimse tarikat sorunu hakkında konuşmuyor. Hatta dokunmuyoruz bile, ama aynı zamanda bugün bir tarafı uyuşmuş felçli bir adama benziyoruz. Ve bize ceset diyen bu sözde Vehhabilere diyoruz ki; Hayır biz hayattayız… 

İşte bütün fark ve işte var olan sorun. Bu benim fikrim. Tarikat iki parçadan oluşur; ruh ve fizik… Fiziksel tarafı ise zikirdir. Zikir bu tarafta, bizde kaldı. Manevi yan, yani ruh ise önce Rus İmparatorluğu, daha sonra ise Sovyetler tarafından baskılarla bizden uzaklaştırılmıştır. Bildiğiniz gibi bütün şeyhlerimiz Sibirya’ya sürgüne gönderildi. 

Müridleri, mürşidleri ve tüm takipçileri ve tüm âlimlerimiz yok edilmiş ve böylece halkımızın manevi yönü ortadan kaldırılmıştır. Biz fiziki yönü çok sıkı tuttuk. Ama o tarikatın sadece bir yüzü idi. Bizim her şeyden önce tarikatı canlandırmamız gerekir. Bu Nakşibendi kanadı olabilir ya da Kadiri kolu olabilir. Fakat tam olarak canlandırılmak için fırsat verilsin. O zaman bu konuda konuşmak için sebeb olmayacaktır. Spekülasyon yapmak için fırsat olmayacaktır. 

Bugün bize çok âlim yetiştirmek gerektiğini düşünüyorum. Bize yeni sufi okullar organize etmek gerekir. Bizim öncelikle cehaletle mücadele etmemiz gerekli. Çünkü bütün sorunlar cehaletten kaynaklanıyor. Hazret-i Peygamberin bir hadisi var; İslam’ın üç düşmanı var. Birincisi militan bir ateist(bunun hakkında bir şey söylemedik, bu ateist bu savaşla gelen Ruslar). İkincisi, İslam’ın esaslarını doğru yorumlamayan âlimler. İslam’ın üçüncü düşmanı ise, fanatik cahil. Bizim bunu uzaklaştırmamız gerekli, bizim ruhumuzdan cehaleti çıkarmamız gereklidir. Bugün biz bir takım kararlar alabiliriz, bir şeyleri önleyebiliriz. Ancak size söylüyorum bu iyi sonuç getirmez. Yarın bizim çocuklarımızda onların yanına gider. Çünkü biz bugün onlara kendi hakkımızda bir şey vermedik. Sonra ise boşluk… 

Bugün Dağıstan’da, İnguşetya’da ve Çeçenistan’da, bizim geçlerimizden duyumlarımız, büyük başarısızlık ve bilgi eksikliği… Biz onlara bir şey vermiyoruz. Bugün bize geçmiş velilerden bilgi, gerçek İslam bilgisi gerekli... Biz Vehhabileri ve diğerlerini ancak böyle durdurabiliriz. Önleyici tedbirler olarak biz hiçbir şey yapmıyoruz.”

Gençlerimiz, milletimiz bu konuda çok uyanık olmak zorundalar. İbni Teymiyecilik ile İrancılık ile sapkınlık ile İslâm olmaz. Cihad ise bunların asla tekelinde değildir. Allah’a emanet olun ve Müslümanların hidayeti için çok ama çok dua edin. Mübareklerin ruhuna da Fatiha’yı esirgemeyelim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73