• BIST 1.325
  • Altın 458,666
  • Dolar 7,8183
  • Euro 9,4222
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Konya 11 °C

Mücadeleni Unutmayacağız Osman Ağabey

Osman Akdoğan

Adnan Oktar organize suç örgütü üyelerinden biri olan Oktar Babuna adını 1999 yılında ilik nakli kampanyasıyla duyduk.

Kanser olduğu gazetelere verilen ilanlarla duyurulan tıp doktoru Babuna için ilik bulunması amacıyla Türkiye genelinde büyük bir kampanya başlatıldı. İlik kampanyası özellikle büyükşehirlerde o kadar destek gördü ki 160 bin kan örneği toplandı.

Ancak toplanan 160 bin kan örneğinden 120 bin örnek kanın gizlice Amerika'ya gönderildiği ortaya çıktı!

Belli ki Adnan Oktar grubunun üyesi olduğu belirlenen Babuna, başka bir işin içindeydi. Kampanya ile kanserli bir kişinin hayatı kurtarılmaya çalışılmıyor, Türkiye'ye verilecek zararın zemini hazırlanmaya çalışılıyordu.

Dönemin MHP'li Sağlık Bakanı Osman Durmuş, "Kapı kapı dolaşıp para arıyorlar. Bu olay bana ikinci Titan olayını hatırlatıyor. Kan örneklerinin yurtdışına gönderilmesi, genetik şifremizin çözülmesi açısından Türkiye için stratejik tehlike oluşturur. Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler" diyerek bu olaya karşı çıktı ve Türk halkının gen haritasının ABD'nin eline geçtiğini açıkladı.

O dönem, bu sözlerinden ötürü bazı kesimler tarafından hedef tahtasına oturtulan Durmuş, Türkiye'de on binlerce kişiden toplanan kan örneklerinin Connecticut yakınlarındaki Stamford'da bulunan 'LifeCodes' adlı laboratuvarda rehin tutulduğunu, kan örneklerinin Türkiye'ye iade edilmemesinin 'uluslararası dolandırıcılık' anlamını taşıyacağını belirtti.

Durmuş'un açıklamalarının ardından soruşturma başlatılırken, toplanan ilik ve kanların ABD'den iade edilmesi için girişimde bulunuldu. Bu sırada Türkiye'de durdurulan kampanyanın Avustralya'da sürdürülmeye çalışılması üzerine harekete geçen yetkililer, Avustralya bakanlığını uyararak kampanyanın durdurulmasını sağladı.

O dönem İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı, toplanan paralar nedeniyle İstanbul Valiliği kanalıyla dört kez soruşturma geçirse de maalesef bir sonuç çıkmadı.

Vakıf yöneticileri hakkında Mart 2000'de "kemik iliği bankasının kurulması için Yardım Toplama Kanunu'na muhalefetten" açılan soruşturma ise takipsizlikle sonuçlandı.

Başta Sayın Bakan Osman Durmuş olmak üzere pek çok kişi bu karara tepki gösterdi; elden de bir şey gelmedi!

Kendisine uygun ilik aranan beyin cerrahı Oktar Babuna'ya kısa süre içerisinde 6'da 6 uyumlu ilik bulunduğu açıklandı. Ancak, bu açıklamanın Sağlık Bakanı'nın kampanyayı "Titan benzeri bir saadet zinciri"ne benzettiği gün yapılması soru işaretlerine yol açmıştı.

Sağlık Bakanlığı, lösemi hastası Dr. Oktar Babuna'ya uygun iliğin ABD'de Nisan ayı başında bulunduğunu ancak kampanyanın hız kesmemesi için Haziran'a kadar kamuoyundan gizlendiğini de belirledi. Bakanlık, Babuna'nın hastalığının ilik naklini gerektirmediği, bugüne kadar gördüğü ilaç tedavisiyle hastalığın büyük ölçüde geriletildiği görüşüne varıldığını duyurdu.

Bakanlığın, Babuna kampanyasını durdurmaya karar vermesine yol açan soruşturmayı yürüten müfettişler ise kampanyanın 'Adnan Hoca' olarak tanınan Adnan Oktar yanlıları tarafından örgütlenip yürütüldüğü, İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nın da bu amaçla 'kullanıldığı' sonucuna vardı.

Stamford'da bulunan merkeze yollanan kan örnekleri için laboratuvar sahipleri o dönem kanların iadesi ve tahlil ücreti olarak 3.4 milyon dolar ödeme talep ettiler. Bu örnekleri Türkiye'ye getirtmek için girişim başlatıldı ancak iade etmediler.

Sonrasında bu konuyla ilgili olumlu bir gelişme yaşanmadı.

2018 yılında Adnan Oktar suç örgütüne yönelik operasyonun ardından Osman Durmuş, Oktar Babuna'nın kız kardeşleri tarafından o dönem tehdit edildiğini açıkladı. Durmuş, "Oğlumun, kızımın ev adreslerini, telefonlarını söylediler. Çocuklarım üzerinden tehdit aldım" dedi.

Durmuş tehdit olayını şöyle anlatıyordu: "Bir gün Oktar grubundan bazı kişilerin bir bakan arkadaşımızın sayesinde Meclis kulisinde gezip görüntü aldıklarını gördüm. Bu şekilde beni dolaylı yoldan tehdit ediyorlardı. Bana göre bu mesajdı, 'Meclis'e bile girer kayıt alırız' şeklinde. Eşimle bir gün Ankara'da Angora Pastanesi'nde otururken Cevat Babuna ve iki kızı yanımızda belirdi. Babuna'nın kız kardeşlerine sohbet sırasında, Oktar Babuna hakkında kitap yazacağımı söyledim. 'Biz de sizinle ilgili yazarız' deyince, 'Ne yazacaksınız?' dedim. Bu konuşmada oğlumun, kızımın ev adreslerini, telefonlarını söylediler. Çocuklarım üzerinden tehdit edildim. Eşim de kitabı yazmam halinde hakkını helal etmeyeceğini söyleyince kitap yazmaktan vazgeçtim"

'KASET İLE ŞANTAJ YAPIYORLARDI'
"Adnan Oktar Grubu'na birçok kişi yardım ediyordu. Gerek siyasiler arasında gerek devletin içindeki birtakım yapılardan yardım gördükleri anlaşılıyordu. Bu grubun elinde sosyete diye bilinen insanların çocuklarına ait kasetler vardı. Milleti bu şekilde tehdit ediyorlardı. Oğlu ve kızları sonradan Cevat Babuna'yı bile tehdit ettiler."

'DEVLET İSTERSE ANLATIRIM'

Osman Durmuş, "Oktar Babuna ve Adnan Oktar'a yönelik şikâyetçi olmak, suç duyurusunda bulunmak gibi bir girişimde bulunmayacağım. Artık, bakan ya da milletvekili değilim. Geçmişte bu kişilerin kan örneklerini ABD'ye pazarladıklarını söylerken, sesimi duymak istemediler. Devlet bilgime başvurursa, bildiklerimi anlatırım. Bunun dışında kişisel girişim içinde olmam" dedi.

Türkiye'nin ben haritasının Amerikalıların ellerine geçmemesi için büyük mücadele veren eski devlet adamlarımızdan Osman Durmuş tedavi gördüğü hastanede 73 yaşında hayatını kaybetti. Allah gani gani rahmet eylesin. Bizler bu ülke için verdiğin mücadelelere şahidiz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73