• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 21 °C

Muhsin Başkan ve Büyük Birlik

Alperen Aydın

Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı köyünde doğdu. Anadolu’nun bağrıyanık, eli nasırlı, çiftçi bir ailesinden dünyaya geldi. İlk ve ortaöğretimini Şarkışla’da tamamladı. Muhsin Başkan daha 14 yaşında ülkü adlı bir sevdaya tutuldu. Saf ve temiz bir yüreğin bu sevdanın pınarı olacağını ve milyonlarca yüreğe bu sevdayı akıtacağını kim bilebilirdi? 

Üniversite eğitimi için Ankara’ya geldi Muhsin Başkan. 1972'de Ankara'ya geldikten sonra Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Daha sonrasında sırasıyla, hızla genel başkan yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığına yükseldi. O günleri Muhsin Başkan şöyle anlattı; ‘’Ben öğrenciydim. Ben savaşa gitmemiştim ki! Annem beni savaşa göndermedi ki; "Git oku!" diye gönderdi ama gittik bir savaşın içine düştük. Banane mi diyecektim! Banane demedim, demediğim için de cezaevinden cezaevine sürüldüm! Ben inandığımın bedelini ödüyorum. Bir adam ya inandığını yapar, yaparsa da; vah demez, ah demez, keşke demez, niye yaptım, niye çektim demez! Ben de demedim, hâlâ da demiyorum. İnandımsa; yaparım, bedeli neyse katlanırım!’’

Gençlik hareketlerinin bir çatışmaya, kavgaya girişeceğini öngörecek ve ‘’Eller silah değil, kalem tutmalı!’’ diyerek haykıracak kadar feraset sahibi bir liderdi. Sık sık meseleleri diğer cenahlarla konuşarak, tartışarak halletmek istemesine rağmen tüm bu talepleri reddedildi ve çok şehitlerin verildiği büyük bir mücadele başladı. Amerikancı darbe sonrasında yakınlarının ‘’yurt dışına git.’’ çağrılarına kulak tıkayarak ‘’Bu kadar ülküdaşımı burada bırakıp nasıl giderim?!’’ diyerek, dava arkadaşlarını bırakmadı. Tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5,5 senesi hücrede olmak üzere 7,5 sene Mamak cezaevinde işkence altında tutuldu. 

O Muhsin Başkandı, sadece ülkücülerin değil bu milletin başkanıydı. Cezaevinde görüşe gelen annesinin yanına gidecek olan solcu gence ‘’Annen seni böyle görmesin.’’ diyerek, ceketini veren bir yiğitti.

Cezaevindeki ülküdaşlarının aileleri yokluk yaşamasın diye Selçuklu Vakfını kurdurup, manen ve madden destek olan Koca Reisti.

Sene 1987 cezaevinden çıkınca söylediği şu söz de şehit liderimizin dava aşkını bizlere göstermektedir; ‘’Nerede kalmıştık?’’ 

Fakat gördükleri pek iç açıcı değildi. Anladı ki gidilen yol kaldığı yerden devam etmiyordu. Zorlu bir süreçten sonra 1993 yılında 99 kişi ile Büyük Birlik Partisi’ni kurdu. Yayınladığı Milli Mutabakat metninde net tavrını ortaya koydu; ‘’Allah’ın birliği ve yüce Peygamberimizin risaleti dışında hiçbir mutlak hakikat tanımıyoruz!’’

Lider sultası yerine Efendimiz (s.a.v)’in sünneti ve tavsiyesi olan istişareyi tercih etti. Hiçbir zaman arkamdan gelin demedi, biz bu yolu beraber yürüyelim dedi. Kürsülerde ve meydanlarda ‘’Muhsin nerede biz orada değil, Hak nerede biz oradayız, diyeceksiniz!’’ diyecek kadar da Hak yolunda hiç olmayı prensip edinmiş bir liderdi. ’’Eğilirsem beni düzeltin, eğer düzelemeyecek kadar eğilirsem beni terkedin.’’ diyebilecek bir genel başkan şu anda Türk siyasetinde yoktur. Bunun için Muhsin Yazıcıoğlu bu millet tarafından sevilmiş, bağrına basılmıştır. Bunun için Muhsin Başkan bu kadar özleniyor. Bu özlem sadece Muhsin Başkana olan bir özlem değildir, bu özlem; Muhsin Başkanı bu milletin başkanı yapan değerlere olan özlemdir, dönekliklerden bıkanların yiğitliğe duyduğu özlemdir, ithal söylemlerden bıkanların Anadolu adamlığına duyduğu özlemdir, kutuplaştırmalara inat bir Büyük Birlik’e duyulan özlemdir.

Yerim kısa, fazla uzun yazamayacağım ama memleketin hasretle aradığı bu adama çok haksızlıklar yapıldı. Önü kesildi. Bir gün kesemeyeceklerini anladılar ve 2009 Mart’ında kahpece şehit ettiler. Muhsin Başkan istese çok zengin olabilirdi, istese Başbakan olabilirdi, istese darbelere boyun eğebilirdi, yapmadı! ‘’Zulüm Azrail olsa hep Hakk’ı tutacağım.’’ dedi. Kendi emeğiyle başarmak istedi,  BOP’çuların, rantçıların desteğiyle değil. Bu milletin kendisini anlamasını istedi. Kıymeti şehadetiyle anlaşıldı.

Neydi, Muhsin Başkan’ın Büyük Birlik’i?

‘’Ayrılıkta azap birlikte hayır var." İşte bizde birlik olalım dedik. Kimin birliği? Benim partimdekilerin birliği değil, olsa ne yazar. Ülkücülerin birliği değil, olsa yetmez. Ben doğulusu, batılısı, Kürdü, Türkmeni, Alevisi, Sünnisi bu mübarek toprakta ezan sesiyle ve al bayrağın altında bir olsun istiyorum, beraber mutlu olalım diyorum, birlikte mutlu olalım diyorum. Yeter mi? İşte lise yıllarında özlemini duyduğunuz Türk dünyasıyla birleşsek diyorum. İslam coğrafyasıyla beraber olsak diyorum. İşte onun içinde benim kızıl elmam ve hayalim avrupa birliği değil, benim kızıl elmam ve hayalim büyük orta doğu projesi falan değil, ne amerikanın ne israilin gölgesinde bir Türkiye değil, benim hayalim Türk-İslam Medeniyeti, Türk-İslam Birliği!’’

Muhsin Başkanı şehadetinin sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum. Başkanı suiistimal edenleri nefretle kınıyor ve Allah’a havale ediyorum. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Suikast davası sürecini geciktirip, karartanlar ve cani katiller (Allah hesap görenlerin en hayırlısıdır.) Milletimizden isteğimiz, Muhsin Başkan’ın Büyük Birliğine sahip çıkmasıdır. İnşallah Muhsin Başkanın ‘’Kara Sevdam’’ dediği Sivas’ın Büyük Birlikle uyanmasını temenni ediyorum. Türkiye’nin gerçek Reis ve Başkanı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhuna bir Fatiha…
 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73