• BIST 108.004
  • Altın 270,035
  • Dolar 5,6956
  • Euro 6,2984
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 5 °C

Tam bağımsız Türkiye ya istiklal ya ölüm!

İsmet TAŞ

Sokağa çıkalım kime sorarsak soralım aynı şeyi söyleyeceklerdir.  Tam Bağımsız bir Türkiye istiyorum diye. Aksini söyleyenin çıkacağına ihtimal vermiyorum. 

Ve yine partili partisiz art niyetli olmayan her vatandaş, Türkiye’nin son derece ciddi, Türkiye’yi yoksulluğa iten, gelişmesini engelleyen, köle duruma sokmaya çalışan, bir ekonomik saldırı altında olduğunu, bunun partiyle, siyasetle veya ülkeyi kötü yönetmekle bir alakası olmadığını da bilir ve söyler. 

Sözümüz birilerine saldırmayı huy haline getirenlere elbette değil. Çünkü onlar için vatan, bayrak, devlet gibi değerlerin çok fazla önemi yoktur. Onlar sadece kendilerinden olmayanları eleştirmekle hayatlarını devam ettirirler.  Kördürler, sağırdırlar, kalpleri mühürlüdür. Elbette eleştirelim, haksızlıklar karşısında susan dil olmayalım, kötü, yanlış, ülke menfaatlerine aykırı ne yapılıyorsa dur demek için elimizden geleni yapalım, yapmalıyız da. 
Ancak şu an ki olan durum, emperyalizmin ve Türkiye’deki uzantılarının Ülkemizi yok etmek için yaptıkları,

“Ekonomik Bir Saldırıdır”.

Her şey o kadar açık ki, döviz bir anda öyle bir fırlıyor ki, normal şartlarda herhangi bir ülke olsa şimdiye kadar toz duman olması gerekirdi. Bu durum Türkiye’yi en üst derece de etkileyecek, yaralayacak, aşırı şekilde yıpratacak, büyümesini güçlenmesini engelleyecek ama yıkamayacaklar, diz çöktüremeyecekler, peyk, köle ülke haline getiremeyecekler!
Şurası unutulmamalı ki, bunun en büyük şartlarından biri, yani halkın mücadele azminin bilenmesinin yegâne şartlarından biri, lidere yani komutana mutlak inanmasıdır ki, gönlünü, yüreğini ortaya koyup, bütün imkanlarını seferber etsin. 

Alp Arslan Gazi’yi hatırlayalım. Kefenini giyip cenge çıkmıştı. Yavuzları, Fatihleri hatırlayalım ordunun en önünde canını seve seve Allah adına vermeye hazırdı. Asker liderine inandı, şehitlik şehadetine ulaşmak için canını ortaya koydu. 
Mücadele top yekûn olmalı, halkın bir kısmı bakıp, bir kısmı canını dişine takıp mücadele etmemeli. İstisnasız herkes bu savaşta, bu mücadelede yerini almalı. YA İSTİKLAL YA ÖLÜM sloganı tekrar hayat haline gelmeli.
Halkın bir kısmı kefen parasını bile bozdurup safını belli ederken, birileri fırsatı ganimet bilip, vatan hainliğinde sınır tanımıyorsa, birileri de çıkıp buna mutlaka DUR demeli.
Halk, ne ile, nasıl, kiminle savaşacağını çok iyi bilmeli. Anlatılmalı tek tek, tane tane... Sosyal paylaşım sitelerinde dolaşan bilgi kirliği oluşturan, bilgilerle değil, gerçek bilgilerle halk aydınlatılmalı, mücadele edeceği silahlar söylenmeli ve mücadeleye sevk edilmeli. 

“İMAN ET, MÜCADELE ET, ZAFER SENİNDİR”

Biz bu köşeden defalarca 15 Temmuzlar bitmedi, durmayacak, her an tetikte olalım diye sürekli haykırdık.  Nasıl ki depremin geleceği tahmin edilip, şu kadar sürede olabilir, şöyle şöyle tedbirleri alalım diyorsak, ekonomik krizin geleceğini bilmeli, tahmin etmeli, halkın alacağı tedbirler sıralanmalıydı. Bu konuda geç kalınmış olsa bile, zararın neresinden dönülse orası kardır mantığı ile hareket edilmeli, bilgi kirliliğine son verilmeli, bizden kimin ne karşılığında ne istediği açık açık anlatılmalı ve kefenler giyilmeli.

Hep birlikte top yekûn bir mücadele ile,  Emperyal güçlerin Ülkemizde istediği yönetimi getiremeyaceklerini, istedikleri zaman ayar veremeyeceklerini, istedikleri gibi at koşturamayacaklarını, istediklerini yapamayacaklarını anlatmalıyız, göstermeliyiz. 
Öncelikle halka güç verecek, cesaret verecek, moral ve motivelerini en üstü düzeyde tutacak radikal kararlar alınmalı!

Peki nedir bu radikal kararlar?  Bu konu ile ilgili devletin en mahrem bilgilerine sahip olmak ancak sayılı birkaç kişinin bilgisi dahilindedir, öyle de olmalıdır. Elbette bu ülkenin elinde öz kaynakları, kozları, mücadele gücünü artıracak argümanları var. Bunların acilen ortaya sürülmesi, gözden geçirilmesi lazım. Atı Alan Üsküdarı geçmeden. Üslerden nükleer silahlara varıncaya kadar, ajanlara en ağır cezanın verilmesinden, çıkar ve menfaatlerine son verinceye kadar, stratejik ortaklığın feshinden, ortak harekât planlarının iptaline kadar vs.
Unutmuşlarsa hatırlatılmalı. Bu Millet Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin torunlarıdır. Dedeleri en imkânsız denilen zamanlarda nasıl ki olmazı gerçekleştirmişlerse, torunları da Çanakkale’de Sakarya’da en olmazı gerçekleştirmişlerdir. Biz neden gerçekleştirmeyelim? 15 Temmuz bunun en güzel örneği değil mi? 
Biliyoruz ki, bu savaşta, Komutanın hemen arkasında iş adamlarımız olmalıdır. Bu ülkenin nimetlerinden faydalanıp, rahat huzurlu bir hayat süren iş adamlarımız. Tabi ki gözümüz yok Allah daha çok versin bütün samimiyetimizle söylüyoruz ama hiçbir zaman bu ülkeye mihnet borçları olduklarını asla unutmamalıdırlar. 
Savaş baltaları mutlaka toprağa gömülmeli. Kimin kiminle ne husumeti varsa son vermeli. Zamanı gelince hesap sorulması gerekiyorsa da o hesap sorulmalı.  O zamana kadar bir nefer gibi, vatanını, milletini, bayrağını seven yiğit bir asker gibi mücadele etmeli. 

Üçüncü sırada esnaf ve zanaatkarımız yerini almalı. Kıt kanaat geçinse de sıkıntı içinde olsa da yerini mutlaka almalı. Bu cephede yapılan savaştan daha tehlikeli, daha yıkıcı bir savaş.  Düşman kahpece saldırıyor.  Uluslararası Hukuku sadece kendileri söz konusu olunca işletiyorlar.  Hiçbir kural, kanun tanımıyorlar. Biz neden tanıyalım? 
Ve halk. “Ekonomik Savaş” nasıl verilirmiş top yekûn mücadele ile gösterecek. Ve işte o zaman; “Dünya Kaç Bucak” mış yedi düvel görecek. 
Özetle;

YA MİLLİ DİK DURUŞ,  
YA DA YOK OLUŞ…
 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73