• BIST 94.896
  • Altın 279,101
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 14 °C

Yeni Sınav Sistemi Ve Meslek Liseleri 

Ahmet Aydınsoy

15 Temmuz bu milletin cesaretiyle yazdığı büyük bir destan. Yıllarca bu milletin kaynaklarını bir vampir gibi emen FETÖ’nün sinsi sinsi yaptığı kanlı ve hain hesapların milletin iman dolu göğsüne çarpıp püskürtüldüğü bir zafer. Bu zafer sonrası, hain yapıya ait tüm kurumlar yayınlanan khk'larla devlet malı haline geldi ve büyük çoğunluğu da Milli Eğitim Bakanlığına geçti. O tarihleri hatırlıyorum da pek çok yönetici bu okulları İmam Hatip Lisesi olarak açma yarışına girdi. Bununla da yetinmeyip boş bulduğumuz her binaya İHL tabelası dikmek marifet sayıldı. Yeni okulların özellikle İHL'lerin açılması elbette memnuniyet verici bir iştir.

Fakat “imam hatipçiliğin” geçer akçe haline geldiği bu dönemde, tek dertleri konjonktüre göre hareket edip puan kazanmak olan bazı yöneticiler ise kendi bölgelerinde mevcut İHL'ler bile yeteri sayıda öğrenci bulamazken, başka okul türlerine ihtiyaç olmasına rağmen İHL açmayı tercih ettiler. Ya da buna mecbur bırakıldılar. Bir tane akıllı ve cesur adam da çıkıp "ihtiyaç yokken neden İHL açıyoruz? İhtiyaç olan, talep edilen okul açalım" demedi, ya da diyemedi. Diyenlerde “İmam hatip düşmanlığı” ile yaftalandı. İmam Hatip açacağım diyene "İhtiyaç var mı? Neden açıyorsun?" denilebilir miydi? 

Aradan tam 2 sene geçti. Liselere yerleştirme sistemi değişti ve bu açılan okulların ne kadar tercih edildiği tüm gerçekliğiyle ortaya çıktı. 15 Temmuz sonrası devletin el koyduğu bu okulların hangi türde açılacağına karar veren herkese soralım açtığınız okullar doldu mu? 
700 ila 1500-2000 kişilik koca  koca okullar maalesef yarı yarıya boş kaldı.

Meslek Liseleri % 40-50 oranında boş kaldı.

 Fakat Anadolu Liselerine olan talep karşılanamadı ve bu okulların kontenjanları iki katına çıkarıldı. 2019'da tam gün eğitime geçiş planları suya düşerek, bu okullarda ikili  eğitime geçildi. Bir tarafta dörtte biri hatta yarısı boş kalan okullar, diğer tarafta ikili eğitime geçmek zorunda kalan okullar. 

Bu dengesizliğin sorumlularına hesap sormak gerekmez mi? Bu kraldan çok kralcılara hesap sormak gerekmez mi?
İmam Hatiplilerden çok ortalığa atılan “imam hatipçilere” hesap sormak gerekmez mi?
Heba edilen kamu kaynakları bir yana geleceği ile oynanan bizim çocuklarımız değil mi? Buna göz yumanlardan hesap sormak gerekmez mi? 

Sayın Milli Eğitim Bakanımız 15 Temmuzdan sonra el konulan okulların, İHL'lerin ve meslek liselerinin bugünkü doluluk oranlarına bakarsa  Yapılan tercihlerin, planlamaların ne kadar “isabetli” olduğunu görecektir.
Şimdi hangi derdimize yanalım. Bir taraftan kendi ellerimizle içini boşaltıp tüm değerini hiç ettiğimiz  İHL’lere mi? Alelacele ve saçma sapan sınav ve yerleştirme sistemiyle, 28 Şubat zihniyetinin dahi veremediği zararı İmam Hatip Liseleri dahil tüm meslek liselerine verdiğimize mi?
Meslek Liseleri Memleket meselesi diyoruz. Ama en çok zararı onlara bilinçsizce yine biz veriyoruz.

Bu köşeden defalarca söyledik.
Üniversiteler önündeki yığılmaları önlemek için;
Bir üst eğitim kurumuna geçişte her türlü sınav saçmalığından vazgeçip, eğitimi sınav cenderesinden kurtarmak için;
Okulları, dershaneleri, etüt merkezlerini ve tüm eğitim kurumlarını sadece yarıştırma ve eleme yapmak için akademik eğitime mahkum eden kısır döngüden kurtarmak için; yapılacak ilk iş hiç zaman kaybetmeden sınavsız eğitimin temellerini atmak olacaktır.

Hiç zaman kaybetmeden derken, yanlış anlaşılmasın, bugün karar alıp yarın uygulamaktan bahsetmiyorum. TEOG' u kaldırıp LGS ‘yi getirdiğimiz gibi değil. Bugün sınavsız eğitimin temellerini attığımızda, uygulamaya ilkokul birinci sınıftan başlayıp kademeli bir geçişi en temelinden başlatmaktan bahsediyorum.
Böylelikle eğitimin bütün kademelerinde sınav endişesi taşımadan, kişisel gelişime odaklanmış, düşünen, üreten, kendini ve hayallerini gerçekleştirmiş bir nesil yetiştirmenin yolunu açmış olacağız.
"Ha bu arada ABD'nin ülkemize, ekonomimize kast ettiği şu günlerde; eğitim camiası olarak bir arzumuzu dile getirmek isterim. 

27 Aralık 1949'da ABD-TÜRKİYE arasında imzalanan  Türk Milli Eğitim sisteminde ABD vesayetinin sembolü haline gelmiş olan ve ne hikmetse bunca yıldır bir türlü kaldırıl(a)mayan FULLBRİGTH anlaşması da derhal tarihin çöp sepetine atılmalıdır. 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73