İslam’da adalet ve merhametin ölçüsü: Hakkı gözetmek

İslam’da adalet ve merhametin ölçüsü: Hakkı gözetmek

İslam’ın temel değerleri arasında yer alan adalet, merhamet ve güzel ahlak; insan ilişkilerinden aile hayatına, kul hakkından hayvanlara yönelik sorumluluklara kadar yaşamın farklı alanlarında önemli bir yer tutuyor.

İslam dininde adalet, yalnızca hukuki meselelerle sınırlı bir kavram olarak değil, hayatın tamamını kuşatan temel bir sorumluluk olarak ele alınıyor. Kur’an-ı Kerim’de hakkaniyetli davranma, insanların onurunu koruma, güzel söz söyleme ve canlılara merhamet gösterme konusunda çeşitli öğütler yer alıyor. Kadın ve erkeğin temel insani değer bakımından eşitliğine, aile içinde karşılıklı sorumluluklara ve kul hakkının gözetilmesine de dikkat çekiliyor.

HAKKI GÖZETMENİN KUTSAL SORUMLULUĞU

Adalet, İslam dininin temel değerlerinden biridir. Kuran’ı Kerim, insanları yalnızca ibadet etmeye değil, aynı zamanda hakka, doğruluğa ve adalete bağlı bir hayat sürmeye çağırır. Çünkü adalet, toplumun huzurunu sağlayan en önemli erdemlerden biridir. Kuran’da Allah Teâlâ şöyle buyurur, Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Nahl, 16/90) Bu ayet, adaletin İslam’daki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Adalet yalnızca mahkemelerde veya devlet yönetiminde uygulanması gereken bir ilke değildir. Aile hayatından ticarete, komşuluk ilişkilerinden iş hayatına kadar hayatın her alanında adaletli olmak gerekir. Kuran, insanın sevmediği kişilere karşı bile adaletten ayrılmamasını ister, Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adaletli olun, bu, takvaya daha yakındır. Mâide, 5/8 adaletin kişisel duygulara göre değişmemesi gerektiğini öğretir. Sevdiğimiz bir insanın hatasını görmezden gelmek ne kadar yanlışsa, sevmediğimiz birine haksızlık etmek de aynı şekilde yanlıştır. Müslüman’ın ölçüsü kişilere göre değil, hak ve adalete göre belirlenmelidir. Adaletin en önemli boyutlarından biri de kul hakkına riayet etmektir. Bir insanın malına, emeğine, itibarına veya hakkına haksız şekilde zarar vermek, yalnızca toplumsal bir sorun değil, aynı zamanda dini bir sorumluluktur. Kuran’da ölçü ve tartıda hile yapılması da şiddetle eleştirilir. Çünkü başkasının hakkını eksiltmek, adaletin ihlalidir. Bu nedenle dürüst bir esnaf, hakkaniyetli bir yönetici, çalışanının emeğinin karşılığını veren bir işveren ve birbirine karşı hakkaniyetli davranan insanlar, adaletin günlük hayattaki temsilcileridir. Adaletten söz ederken önce kendimize bakmalıyız. Çevremizdeki insanlardan adalet beklerken kendi davranışlarımızda ne kadar adil olduğumuzu da sorgulamalıyız. Adalet, sadece bir hukuk kuralı değil, aynı zamanda bir vicdan ve kulluk meselesidir. Kuran’ın adalet çağrısı, insanı hem kendi nefsine karşı hem de diğer insanlara karşı sorumluluk sahibi olmaya davet eder.

KURANDA İNSAN İLİŞKİLERİ

İnsan, hayatını tek başına sürdürebilen bir varlık değildir. Ailemizle, komşularımızla, arkadaşlarımızla, çalışma arkadaşlarımızla ve toplumdaki diğer insanlarla sürekli iletişim hâlindeyiz. Bu nedenle güzel bir hayatın en önemli unsurlarından biri, insanlarla sağlıklı ve güzel ilişkiler kurabilmektir. Kuran’ı Kerim, insan ilişkilerinde sevgi, saygı, merhamet, doğruluk, hoşgörü ve adalet gibi güzel davranışları öne çıkarır. İnsanlara karşı nasıl davranmamız gerektiği konusunda bizlere önemli ölçüler sunar. Allah Teâlâ şöyle buyurur, Ey iman edenler, Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Hucurât, 49/11 Bu ayet, insanların birbirini küçümsememesi gerektiğini öğretir. Bir insanın görünüşü, maddi durumu, mesleği veya toplumdaki konumu üzerinden onu hor görmek İslam’ın güzel ahlak anlayışıyla bağdaşmaz. Çünkü Allah katındaki değer ölçüsü insanların birbirlerine verdikleri değer değil, takvadır. İnsan ilişkilerinde en büyük yaralardan bazıları sözlerle meydana gelir. Bazen düşünmeden söylediğimiz bir cümle, karşımızdaki insanın kalbinde uzun süre iz bırakabilir. Bu nedenle İslam, güzel ve doğru konuşmaya büyük önem verir. Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. İsrâ, 17/53 buyrulmaktadır. Güzel söz söylemek, yalnızca nezaket göstermek değildir. Aynı zamanda karşımızdaki insanın onuruna ve gönlüne saygı göstermektir. Kırıcı olmadan uyarmak, öfkelendiğimizde susabilmek ve konuşurken karşı tarafın duygularını düşünmek güzel ahlakın göstergelerindendir.

YARATILANA ŞEFKAT İLE YAKLAŞMAK

İslam dini, insan hayatına olduğu kadar yeryüzündeki diğer canlıların hayatına da değer verir. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlılardır ve onlara karşı merhametli davranmak Müslüman’ın güzel ahlakının bir göstergesidir. Kuran’ı Kerim’de şöyle buyrulur. Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer topluluk olmasın. En‘âm, 6/38 Bu ayet, hayvanların da kendilerine özgü bir düzen içerisinde yaşayan canlılar olduğunu hatırlatır. Onlara yalnızca insanın ihtiyaçlarını karşılayan varlıklar olarak değil, Allah’ın yarattığı canlılar olarak bakmamız gerekir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hayvanlara merhamet edilmesini teşvik etmiş ve onlara eziyet edilmesini yasaklamıştır. Hadislerde susuz kalmış bir köpeğe su veren bir insanın Allah tarafından bağışlandığı, bir kediyi aç ve susuz bırakarak ölümüne sebep olan kişinin ise bundan dolayı sorumlu tutulduğu bildirilir. Bu rivayetler, hayvanlara karşı gösterilen merhametin Allah katında ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Merhamet, yalnızca insanlara karşı gösterilmesi gereken bir duygu değildir. Susayan bir hayvana su vermek, aç bir canlıyı doyurmak, yaralı bir hayvanın tedavisine yardımcı olmak ve sokak hayvanlarını korumak da merhametin güzel örneklerindendir. İslam, hayvanların gereksiz yere öldürülmesini, işkence edilmesini ve acı çektirilmesini hoş karşılamaz. Hayvanları eğlence amacıyla hedef hâline getirmek, onları aç ve susuz bırakmak veya güçlerinin üzerinde çalıştırmak doğru değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur, Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Bu söz, merhametin insan hayatındaki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bir canlıya karşı merhamet göstermek, aslında kendi kalbimizdeki merhameti de güçlendirir. Çünkü merhamet, yalnızca acımak değildir. Merhamet, bir canlının ihtiyacını fark etmek, imkânımız ölçüsünde ona yardım etmek ve ona gereksiz yere zarar vermemektir.

İSLAMDA KADIN VE ERKEĞİN SORUMLULUKLARI

İslam dini, kadın ve erkeği insan olarak aynı temel değere sahip kabul eder. Her ikisi de Allah’ın kulu, toplumun bir ferdi ve yaptığı tercihlerden sorumlu birer bireydir. Kuran’ı Kerim, insanın değerini yalnızca kadın veya erkek oluşuyla değil; iman, güzel ahlak ve takvayla ilişkilendirir. Allah Teâlâ şöyle buyurur, Şüphesiz Allah katında sizin en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Hucurât, 49/13 Bu ayet, İslam’ın insanın değerini cinsiyet, makam, zenginlik veya soy üzerinden belirlemediğini gösterir. Kuran’da kadın ve erkek, iman ve ibadet konusunda birlikte sorumlu tutulur. Namaz, oruç, zekât, dürüstlük, kul hakkından sakınmak, güzel ahlaklı olmak ve haramlardan uzak durmak her iki cins için de dini sorumluluklardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur, Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Tövbe, 9/71 İslam’da aile, sevgi, saygı, güven ve sorumluluk üzerine kurulması gereken önemli bir kurumdur. Eşler birbirlerinin rakibi değil, hayat arkadaşlarıdır. Kuran’da evlilik ilişkisi anlatılırken eşlerin birbirleri için birer elbise olduğu ifade edilir: Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Bakara, 2/187 Aile içinde görev paylaşımı yapılırken karşılıklı anlayış ve hakkaniyet gözetilmelidir. Eşlerin birbirine yardımcı olması, çocukların yetiştirilmesinde birlikte sorumluluk üstlenmesi ve aile kararlarında istişare etmesi sağlıklı bir aile hayatının temelini oluşturur. İslam, kadını yalnızca aile içindeki rolüyle sınırlandırmaz. Kadın da erkek gibi imanından, ibadetlerinden, ahlakından ve davranışlarından sorumludur. Kendi malına ve kazancına sahip olma, eğitim alma, toplum içinde yer alma gibi konularda İslam tarihinin farklı dönemlerinde çeşitli uygulamalar görülmüştür. Kadının aile içindeki sorumlulukları ise sevgi, saygı, güven ve dayanışma çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eşine, çocuklarına ve ailesine karşı güzel davranmak önemli olduğu gibi, kendi haklarını ve onurunu koruması da önemlidir.

 Muhabir
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.