Selçuk  YILDIRIM

Selçuk YILDIRIM

Ders Çıkarmak Lazım

Ders Çıkarmak Lazım

Efendim konuya Osmanlı (İmparatorluğu) Devleti’nin adı ile başlamayı uygun buldum; şöyle ki Osmanlı Devleti hiçbir zaman İmparatorluk olmamıştır çünkü imparatorluk emperyal kökünden gelmektedir ve emperyalizm kabaca, alınan yerin halkını kendi ülkesinde köleleştirerek çalıştırılmasını ifade eder.
Osmanlı Devleti’nin nihai amacı salt dünyaya hâkim olma değil dünyada yaşayan herkese İslamiyeti tanıtma ve adalet getirmekti. Ayrıca Osmanlı hiçbir döneminde aldığı yerin halkını köle olarak görmedi ve oranın halkına katliam yapmadı.
Osmanlı Devleti’nde yaşayan halkın (tebaa) devlete de bir bakışı vardır şöyle ki; Tebaa, şu anda bizimde içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığımızı ifade eden ona karşı hainlik yapmayacağımızı, devletimizi başka devletlere karşı küçük düşürmeyeceğimizi, kurallarına riayet edeceğimizi bunlara karşı devletimizin de bizi koruyup, kollayacağını bilmemiz anlamına gelir ki Osmanlı tebaası da böyle yaptı.
Bu kavramları açıklığa kavuşturduktan sonra Osmanlı Devleti’nin dört yüz yıl dünyanın tek süper gücü olmayı, halkını dirlik, beraberlik içinde kılıç zoruyla yaşatamayacağı aşikârdır. Ancak şu da bir gerçektir ki maalesef bunları bizlere aktaran çok fazla bilgi, belge bulunmamakta, bulunan belgelere de sınırlı ölçüde ulaşılabilmektedir. Kurulan devlet Kuran-ı Kerim ışığında Allah’ın izniyle kurulmuştur. Kurucuları olan Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Orhan Gazi daha devletin temellerini atarken hakkaniyetten uzaklaşmamışlardır.  Buradan yola çıkarsak, halkına adaletli davranacağını, onun görüşlerini tepkilerini gözeteceğini de bilinebilir, hatta bunun örneğini de herkes bilir ki Osmanlı Devleti ticaret için ülkeye gelenlerin konaklaması için hanlar, hamamlar yaptırmış, tüccarların yollarda susuz kalmamaları için su kuyuları açtırmış, bunun için savaşlar yapmıştır. Eğer bunlar planlı bir halkla ilişkiler çabası değilse halkla ilişkiler devlet açısından nasıl bir şeydir? 
 “Sultani Hukuk” diye bir kavram vardır. Bu kavram şer-i hukuk kurallarına aykırı olmayan ve İslam hukukunda açıkça belli olmayan kavramları doldurmaya yarayan zaman zaman hükümdarın alimlerle istişare ederek koyduğu devletin bütünlüğünü korumaya yarayan kurallar bütünüdür,  ayrıca bir hükümdarın devletini korumak için yeni kurallar koyması kadar doğal bir durum yoktur. 
Şunu da göz ardı etmemek gerekir ki halkın kendi yönetimi konusunda söz sahibi olması o dönem için imkansızdı. Bunun yanında devletin halkı dinlemek için oluşturduğu kurumlar veya kişiler yani reayalar ‘ne kadar başarılı oldukları bilinmese de’  mevcuttu. Osmanlı halkının nerdeyse tamamı kendine düşen vazifeyi yerine getirmeye çalışıyordu. En kötü Osmanlı tebaasının, günümüz insanının onda biri kadar tamahkar olmadığı da bilinmektedir.
Osmanlı’nın ihtişamlı yılları olduğu gibi gerilediği dönemler olmuş ve en sonunda Osmanlı yıkılmıştır. Osmanlı’da şikâyet dilekçeleri vardı, muhtesipler vardı, kadılar vardı bunlar devletin halka uzanmış kollarıydı, Osmanlı halkını dinliyordu halkı ile görevlendirdiği kişiler vasıtasıyla ilişki kuruyordu. Kadılık makamı Sancak Beyinden üstündü bu durum bana günümüzün ileri ülkelerini hatırlatmakta.Burada da bir eyalet mahkemesinin verdiği karara eyalet valisi müdahale edememektedir, yargıcın kararı hepsinin üstünde yer almaktadır. 
Sonuç olarak Osmanlı Devleti’nin son zaferi diyebileceğimiz 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde o zamanki devletin doğru bulmadığımız yönleri tabi ki olacaktır ancak artılarıyla eksileriyle onlar bizim atalarımızdır. Bu büyük devletin kurucuları saygıyı hak etmektedir. Devlet adamları da bizler gibi birer beşerdir ve şaşmaya hazırdır ancak devletin son zamanlarına gelene dek sımsıkıya sarıldığı adalet kavramı şimdi ile mukayese edilemeyecek kadar disipline edilmişti. Osmanlı devlet adamları, ne zaman İlayıkelimetullahtan ayrıldı o zaman kendi sonlarını hazırladı. Ne var ki her devletin bir kuruluş bir çöküş tarihi olacağı da şüphesizdir bu sebeple Osmanlı Devleti de tarih sayfalarındaki yerini almıştır. Bize düşen görev ise geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkarmak ve  “Adalet” kavramına sıkı sıkıya bağlanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni daha ilerilere taşımak olacaktır. 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR