• BIST 2.004,55
  • Altın 777.40172
  • Dolar 13.6533
  • Euro 15.4688
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • İzmir 13 °C
  • Konya 1 °C

Dışa bağımlılık sorunu

Ferit Atmaca

Son dönemde fiyatlara bir şeyler oldu… Deyim yerinde ise aldı başını gidiyor.
Özellikle gıda maddelerinde çok yüksek oranlarda artışlar yaşanıyor.
Vatandaşlardan sürekli “Şu kadar TL’ye şu kadar poşet bile dolduramadım” şeklinde laflar duyuyoruz.
“Mutfak masraflarına yetişemiyoruz… Aldıklarımız aynı tutar kat kat fazla. Kısıyoruz biz de; bazı yediklerimiz ve içtiklerimizden vaz geçiyoruz” diyor vatandaş.

Çayı, şekeri, yağı tüketirken daha tutumlu olduklarını anlatıyorlar. 
Neden böyle oldu peki; fiyatlar neden bu kadar arttı? 
Bunda pandemi sürecinin muhakkak etkisi var. Ancak tek neden bu değil elbette. 
Başta tarım alanında olmak üzere dışa bağımlı girdi fiyatlarında yaşanan artış, yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, yaktığımız her şeye zam olarak yansıyor.
Dövizin artması örneğin mazot, gübre, tohum, yem hammaddesi ve bitki koruma ürünleri gibi temel tarımsal girdileri direk etkiliyor. Maalesef dışa bağımlıyız çünkü. 
Bu konuda sözü Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’a bırakmak istiyorum: 
“Döviz kurları yükseldiği takdirde girdi maliyetleri artıyor, girdi kullanımını azaltan üretici ise düşük verimle karşı karşıya kalıyor. Bu da orta ve uzun vadede daha düşük kârlılık ve ciddi üretim kaybı demektir.
Tarımsal üretim için bu olumsuz durumu önlemek adına girdi tedarikiyle ilgili köklü ve kalıcı tedbirlerin alınması şart. 
Kuraklığın yanı sıra 2020-2021 üretim sezonunda gübre, yem, elektrik ve tarımsal ilaç gibi girdi fiyatlarının da artması üreticilerimizi sıkıntıya sokmuştur. Son bir yılda, üretici maliyetlerinde önemli ağırlığı olan üre gübresi yüzde 95, DAP gübresi yüzde 141, bazı tarımsal ilaçlar yüzde 87, besi yemi yüzde 62, süt yemi yüzde 67, elektrik fiyatları ise yüzde 36 artmıştır.

Mazottan gübreye, bitki koruma ürünlerinden tohuma, hayvan yeminden damızlık materyale kadar tarım için hayatî önemi olan girdilerin tedarik edilmesinde kısa dönemde ciddi ve sürdürülebilir önlemler alınmazsa ‘millî ve yerli’ üretimi istenen düzeye çıkarmak mümkün olamayacaktır.
Devletimiz, Türkiye tarım sektörünün üreticisinin ve tarımsal girdi üreten sanayicisinin taleplerini ciddi bir şekilde ele alıp çözüme kavuşturmalıdır. Hatta ödenen girdi destekleri konusunda üreticilere can suyu olacak farklı paketler gündeme getirmelidir.”

Bayraktar, mazot, gübre, bitki koruma ürünleri, tohum ve yem gibi ürünlerde dışa bağımlı olmamızdan kaynaklı ciddi problemler olduğunu ifade ederek, şunları söylüyor: 
“Mazot, tarımın vazgeçilemez enerji kaynağıdır. Tarımda kullanılan toplam enerji içindeki oranının yüzde 70 olduğu belirtilmekle birlikte mazot fiyatının yüzde 60’ı vergiden oluşmaktadır. Bununla birlikte, mazot devlet desteği verilen tarımsal girdilerden biridir. Destek miktarı ise ürüne göre değişir. Ancak, fiyatı bu kadar hızla artan bir girdi için verilen desteğin yeterli olduğunu söylemek zordur. Dolayısıyla, tarımda kullanılan mazot için pozitif ayrımcılık beklemekteyiz. En azından, tarımsal üretimde kullanım miktarı kolayca hesaplanabilecek olan mazot için sağlanacak vergi muafiyeti üreticilerimiz için faydalı olacaktır. Diğer taraftan, mazotta dışa bağımlılık oranı yüzde 100 olduğundan döviz kurunun yakıcı etkisi her geçen gün artmaktadır. Ucuz mazot ve ucuz elektrik çiftçimizin haklı beklentisidir.

Gübre ise hem verim düzeyi hem de ürün kalitesi üzerinde belirleyici etkileri olan bir girdidir. Verim artışına yansıması yüzde 40 civarındadır. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de gübre kullanımı 93,9 kg/ha ile 134,2 kg/ha olan Avrupa Birliği ve 120,4 kg/ha olan dünya ortalamasının altındadır. Kullanılması gereken miktar ise yaklaşık 140-150 kg/ha’dır. Buna göre ülkemiz üreticisinin gübre kullanımında bir aşırılık değil, yetersizlik söz konusudur. Gübre kullanımındaki en önemli kısıtlayıcı faktörler kuşkusuz dışa bağımlılık oranının yüksekliği ve dolar kurunda görülen sürekli artış trendidir. Yerli üretim hammadde açısından yüzde 80-85 dışa bağımlıdır. Dolayısıyla gübrede dışa bağımlılık oranı gerçekte yüzde 87 dolayındadır. Bu nedenle, millî gübre sanayimize gereken önem verilmeli ve en azından dışa bağımlılık yüzde 50’nin altına düşmelidir.

Bitki koruma ürünlerinde ve tohumlukta da dışa bağımlılık söz konusudur. Yerli üretim için gerekli aktif maddelerin de yüzde 90’ının yurt dışından sağlandığı düşünülürse pestisitte dışa bağımlılık oranı yüzde 80-85 arasındadır. Tohumluk tedarikinde, yukarıda değinilen girdilere göre daha az bağımlı olmakla birlikte özellikle patates, ayçiçeği, şeker pancarı, mısır ve bazı sebze türlerinde yabancı çeşitlere olan bağımlılığımız yıllardan beri devam etmektedir.
Hayvansal üretimin başlıca girdisi kuşkusuz yemdir. Karma yem üretimimiz hammadde açısından dışa bağımlıdır. Bu amaçla soya, soya küspesi, mısır, yağlı tohum ve yağlı tohum küspesi ithal edilmektedir. Dolayısıyla miktar açısından karma yem üretiminin dışa bağımlılığı yüzde 45 dolayındadır. 
Et, süt ve yem politikaları üretici ile tüketici lehine yeniden gözden geçirilmelidir.”

Ferit Atmaca


 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73