• BIST 97.917
  • Altın 278,969
  • Dolar 5,8320
  • Euro 6,4973
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 15 °C

E-Hastalıklar

Selçuk  YILDIRIM

Değerli okurlar bu yazımda sizlere, Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ömer Akgül’ün, yaptığı bir açıklamadan bahsetmek istiyorum. Akgül: Teknolojinin gelişmesi, dijital araçların yaygınlaşması ve sosyal medyanın bilinçsizce kullanılmasının sağlığı olumsuz etkilediğini belirterek, bu olumsuzlukların neticesinde nomofobi, FOMO (Fear Of Missing Out), Siberhondrik, Photolurking, Facebook depresyonu ve cheesepodding adı verilen çeşitli "e-hastalık"ların ortaya çıktığını söyledi.

Öncelikle şu hastalılara beraber göz atalım. 
"Nomofobi: Kişi telefondan uzaklaştığında haber alamamaktan korkar ve panikler. Bu paniğinin yanında nefes darlığı, titreme, baş dönmesi gibi belirtiler de bulunmaktadır. 

- Hepimiz bazen aynı duruma düşüyoruz, telefonumuzu bulamadığımızda az da olsa panik yaşadığımız aşikâr. Ama ne ara bu hale geldik anlaması güç doğrusu ilk cep telefonu ülkemize 90’lı yıllarda geldi, ilk dokunmatik telefonlar ise 2000 yılından itibaren hayatımıza girmeye başladı. Demek ki teknoloji bizi 15 – 16 sene de hasta etti.   
FOMO: Gelişmeleri takip edememe kaygısı, gelişmeleri kaçırma korkusu olarak bilinir. Birey herhangi bir gelişmeyi takip etmemenin kendisi için bir eksiklik olduğunu düşünür. Sosyal medyada arkadaşlarının durumlarını sürekli takip etme isteğinde olma halidir. 

-Hayatı o kadar hızlı yaşıyoruz ki küçücük bir anı bile kaçırmak bizlere toplum içinde eksiklik hissi uyandırıyor maalesef ve neticede de hastalanıyoruz. Tüketimin ne kadar hızlı olduğunun apaçık karşılığı.
Ego sörfü: Teknolojiye düşkünlüğü olan insanlardan bazıları belirli süre aralıklarıyla kendi ismini internette aratıp, kendisiyle ilgili gelişmeleri takip eder. Bu insanlar ego sörfü denen hastalığa kapılmışlardır. Ego sörfü, online narsizm olarak da geçmektedir. 

-Dünyada kendinden başka 8 milyar insanın yaşadığını unutuyor olmalı ki bu kadar kendiyle ilgilensin.
Google takibi: Bir kişinin çevresindeki kişileri sürekli olarak arama motorları aracılığıyla araştırması ve insanların neler yaptığını internetten sürekli incelemesidir ve bunu genelde gizli bir şekilde yaparlar. 
-İnsanlar sürekli bir merak halinde, aslında meraklı olmak iyi lakin üstüne vazife olmayan durumları da merak ediyor ve kafayı bunlara yoruyor herkesin nerde ne yaptığını bir ajan gibi takip ediyor.
Siberhondrik: Hastalık durumlarında doktor muayenesi yerine internette tedavi yöntemlerini araştırma ve uygulama hastalığıdır. 

-Kanımca  e-hastalıkların en tehlikelisi bu. Belki ufak tefek bazı durumlar için çevreden edinilecek bilgiler hayatımızı kolaylaştırabilir ancak durum sağlığa geldiğinde kulaktan duyma yöntemler bizi daha fazla dert sahibi yapması muhtemeldir.
Photolurking: Özellikle herhangi bir sosyal ağ platformunda insanların fotoğraflarına saatlerce bakarak zaman geçirmek ve bunu sürekli yapmak.
-Boş zamanı çok olan kişiler tarafından yapıldığına tanık olduğum bir durum. Bu hiçbir işle uğraşmayanların kendilerine uğraş edinme yöntemidir.
Cheesepodding: Bir kişinin internet başında geçirdiği süre boyunca internetten 'mp3' indirme hastalığı. İndirdiği müzikleri dinleyememe olasılığı bulunuyor.
-Bir aralar suç teşkil eden durum önüne geçilemeyince serbest hale geldi. O da cazibesini yitirdi kendi indirdiği müziği bile dinlemez oldu.

Facebook depresyonu: Facebook ve diğer bazı sosyal ağlar insanları depresyona eğilimli yapıyor. Özellikle genç kızların duygusal hayal kırıklıkları üzerinde tekrar tekrar konuşmaları, ruh hallerini kötü yönde etkilerken, aynı zamanda mutsuz duygular edinmelerine yol açıyor.
-Aslında insanın başkalarıyla konuştukça içinde bulunduğu bunalımlı durumdan kurtulması beklenir. Ancak bu diyalog ortamı yüz yüze yapılmak yerine dijital ortamda, sınırlı (sınırsız da olabilir ) sayıda sözcükle ifade edilince yapılan konuşma olumlu değil olumsuz hale geliyor. 

İnternet siniri: Mobil cihazlardaki veya bilgisayardaki performans düşüklüğünü ya da geçici sorunların önemli bir stres kaynağı ve istenmeyen olayların tetikleyicisi olduğu ifade ediliyor.
-Ben bu durumun teknolojik cihazları geliştiren ya da üreten kesim tarafından bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum. Sebebi ise kullandığınız cihazınız en fazla bir yıl içinde eski bir cihaz oluveriyor. Hem cihazın yenisi çıkıyor hem de sizin elinizdeki cihazın yazılımına yapılan bir ekleme veya bir çıkarma ile cihaz bir sonraki modele göre daha hantal bir hal alıyor. Nihayetinde siz de psikolojik olarak yeni bir cihaz almak ve sistemin çarkına destek olma isteğinizin önüne geçemiyorsunuz ve yeni bir cihaz daha alıyorsunuz. Bana inanmıyorsanız son on beş yıl içinde kaç tane yeni elektronik cihaz değiştirdiğinizi siz hesaplayın!

Efendim hastalıklar bunlar. Görüldüğü gibi insan davranışları üzerine kafa yoran bilim insanları bu doğru tespitlerde bulunmuş ancak bana sorarsanız bu hastalıkların esas kaynağı stres. 
Günümüz insanı o kadar bunalım içinde ki mecburen kendini bir yerlerde bulma, oraya ait olma, isteği içinde. Tamam, ben psikolog değilim, sosyolog da değilim ancak ben de içinde yaşadığım dünyayı değerlendirecek kadar bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum ve insanlığın içinde bulunduğu bunalımı görebiliyorum ve problemin ana kaynağının ne olduğunu tasavvur edebiliyorum.

İnsanlık her şeye istediği anda, istediği kadar sahip olduğu için bir önceki şeyden hemen sıkılıp, onun yerine yenisini arama isteğinde buluveriyor kendini, bir telefonla dünyanın öbür ucundan bir şeyler satın alabiliyor hale geldik, uzaklık kavramı anlamsızlaştı, zaman mefhumu aslında biz zamana değil zaman bize yetişemez oldu. Bu kadar hızlı yaşayan insan bedeni dayanamadı ve strese girdi. Çağımızın esas hastalığı bu stres ama onun da özünde başka bir değer yatıyor o da doyumsuzluk değerli okurlar. Eskilerin deyimiyle gözümüzü artık toprak doyuracak. Dünyanın bir köşesinde insanlar açlıktan ölürken diğer tarafında insanlar delirerek ölecek. Bu kadar umursamazlığın, vurdumduymazlığın hesabını da ilahi adalet sorar elbet.    


 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73