• BIST 93.981
  • Altın 284,397
  • Dolar 5,9263
  • Euro 6,5365
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 18 °C
  • Konya 15 °C

Emanetleri Ehline Tevdi Ediniz

Yusuf Akoğul

Bugün hayatımızın temelini teşkil eden eğitim hususunda ardı arkası kesilmez şekilde yeni sıkıntılarla karşılaşmaktayız.

Dilimize pelesenk olan defaatle üzerinde durma gereği duyduğumuz eğitim meselesi maalesef aslolan, olması gereken amacıyla anlaşılmamakta ve bunun yanı sıra uygulamada türlü pürüzler yaşanmaktadır.

Eğitim sistemimizin amacı dışına çıkmasıyla kastettiğimiz mevzuu; insan hayatının şekillenmesinde, karakterinin oluşmasında, hedeflerine yön vermede mühim olma konumunu yavaş yavaş kaybetmesidir.

“Bu Ülke” kitabını okuyanlarımız bilir Cemil Meriç kitabında öğrenci-öğretmen ilişkisine temas ederken “Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.” der. Eğitim sistemimizi değerlendirdiğimizde bu cümlelerin ehemmiyetini daha iyi anlamaktayız.

Bu noktaya temas etmenin yanında bir de öğrencilerin gerek üniversiteye geçmek için gerek meslek edinmek için tabi tutulduğu sınavlara da değinmek gerekir.

Geçtiğimiz hafta kardeşlerimiz “YKS” sınavına girdiler, arkadaşlarımız ise 20-21 Temmuzda “KPSS” sınavına girecekler öncelikle arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.

Sınavlara girecek arkadaşlarımızın sitemde bulunduğu mühim bir konu var. O konu şudur; sınav sonrasında yani mülakat aşamasında yaşanan adaletsizlik. 

Etrafımızda okulunu bitirip mezun olan birçok kimseden sık sık duyduğumuz “yüksek puan almamıza rağmen mülakatlarda hakkımız yeniyor”, “biz başarılı olsak dahi netice farklı oluyor” gibi cümlelerdir.

Maalesef hakikat budur. Yüksek puanları olanlar yerine nedense mülakatta daha düşük puanı olanlar tercih edilmektedir. Şuan liseyi bitiren üniversiteye girmek için tercih yapacak olan kardeşlerimiz, hissettiği heyecanın yanında üniversiteden mezun olduktan sonra karşılaşacağı engellerin hesabını yapmaktadır. Bu durum gittikçe çaresizlik hali almaktadır. 

Aleni bir şekilde hak yenildiği görülmekte ve liyakat yerine sadakatin yani “bizden olsun” mantığının tercih edildiği düşünülmekte hatta bilinmektedir.

Hakkaniyetsiz bir tutumla doldurulan makamların verdiği zararların bedeline ise herkes maruz kalmaktadır. 

İktidara göre değişen yapılar, yönetimler yerine istikamet üzere vatan, millet ve geleceğimiz için üstüne sürekli bir şeyler koyma, ilerleme gayreti içerisinde ehil ellerde kurumlarımız görev yapmalıdır.

Birisine bir görev tevdi edilirken bizden olup olmadığından ziyade, o işi layığıyla yerine getireceği kıstası göz önünde bulundurulmalıdır. 

Asırlardır gelen medeniyet anlayışımızın yönetim mekanizması adalet üzerine olmuştur ve liyakati esas almıştır.
Cenab-ı Hakk buyurur ki: “Muhakkak ki Allah size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ Sûresi: 58. ayet) 

Dinimiz de emanetleri ehline tevdi ediniz diyerek liyakati vurgulamıştır.

Selam ve dua ile…
 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73