• BIST 116.829
  • Altın 322,062
  • Dolar 6,0825
  • Euro 6,6031
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 5 °C
  • İzmir 8 °C
  • Konya 3 °C

İşsizlik

Emrah ÖZCAN

Sokağa çıktığınızda vatandaşa;  “şu an ülkede en büyük sorun ne?” Diye sorarsanız “işsizlik” cevabı alırsınız. Buna rağmen televizyondaki tartışma programlarında bu konu hiç ele alınmıyor, ele alındığında da yüzeysel olarak geçiştiriliyor ya da laf arasında iktidar karşıtları tarafından kullanılıyor. TÜİK’in açıkladığı son verilere göre Türkiye'de işsizlik oranı 2019 Ekim ayında 2018 yılının aynı ayına göre 1,8 puan artarak yüzde 13,4'e yükseldi. Bu dönemde işsiz sayısı 608 bin kişilik artışla 4 milyon 396 bin olarak hesaplandı.

İstatistiklere bakıldığında işsizliğin küçümsenemeyecek boyutlara ulaştığı görülüyor. Buna rağmen televizyon programlarında; gazeteciler, akademisyenler, yazarlar bu konuyu detaylı bir şekilde tartışmıyorlar, çözüm önermiyorlar. Varsa yoksa Kanal İstanbul’u konuşuyorlar. Kanal İstanbul önemli değil mi? Önemli. Lakin memleketin tek derdi bu değil. Bir toplantıda bir belediye başkanının bir hareketinden tutunda, ettiği bir kelime dahi saatlerce konuşulup tartışılabiliyor ama konu işsizliğe gelince çıt yok.

Genç işsizlik oranı almış başını gidiyor. Yukarıdaki verilere göre 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 3 puan yükselerek yüzde 25,3 oldu. İşsizlik oranı 15-64 yaş grubunda ise 1,8 puan artışla yüzde 13,7 olarak gerçekleşti. İstihdam oranı 1,6 puanlık azalışla yüzde 45,9'a düştü. Bu bizi bekleyen büyük bir tehlikedir. Genç işsizlik oranı sürekli artış gösteriyor. Özellikle lisans mezunu işsizlerin sayısı artıyor. Birçok genç iş bulamıyor, bulduğunda da kötü şartlar altında çalışmak zorunda kalıyor. Birçok lisans mezunu genç asgari ücret ile çalıştırılmaya mahkûm ediliyor. Bunun için çözüm üreten var mı? Vekiller neden sessiz kalıyor. İktidarı-muhalefeti işsizlik konusunda neden bir araya gelip çözüm üretemiyor. Sözde hepsi memleketin hayrı selameti için çalışmıyor mu? 

Polis vursun mu, vurmasın mı?

İstanbul Bayrampaşa’da sarhoş olduğu iddia edilen bir saldırgan elinde bıçakla bir kafeyi basıyor, içeridekileri rehin almaya çalışıyor, polislere saldırıyor. Poliste vurmak zorunda kalıyor. Bu video internete düşüyor, ondan sonra linç başlıyor. Polis, neden vurdu diye? Yahu polis vursa suç, vurmasa suç. Orada saldırgan, birini öldürse idi bu sefer de insanlar, o kadar polis var neden müdahale etmedi, niye hiç biri ateş açmadı diye linç başlatacaklardı.

Polis gerektiği zaman bu tür durumlarda güç kullanmaktan çekinmemeli. Çekindiği takdirde başka masum insanlar hayatından olabiliyor, Türkiye bunun örnekleri ile dolu. Masum insanların ölmesinden ise saldırganın ölmesi yeğdir. Sosyal medyada emniyet teşkilatını yıpratıcı ifadelerden de kaçınmak gerekir. Sonuçta orada ki Bulgaristan uyruklu saldırgan bir yakınınızı yaralayıp öldürebilirdi. O zaman da katil polis diyebilecek miydiniz, yoksa o kadar polis var neden müdahale etmedi mi diyecektiniz? Bunu iyi ölçüp, tartmak gerekli.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73