• BIST 110.477
  • Altın 275,870
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 12 °C
  • Konya 7 °C

TİR TİR TİTREYEN ÇOCUK

Ferit Atmaca

Dilenciler…

Mendil satanlar…

Araç camı silmeye kalkışanlar…

Eminim ki dünyanın her ülkesinde varlar. Kiminde az kiminde çok.

Ülkemizde de rastlıyoruz dilencilere, mendil satıcılarına, araç camı silip para isteyenlere.

Özellikle büyük şehirlerde…

Başkentimizde de özellikle merkezi yerlerde mesai saati öncesi ve sonrasında, trafik ışıklarında rastlıyoruz bu insanlara.

Düşündüren, üzen bir tablo.

O mendili alsan bir türlü almasan bir türlü…

Veya cebinden çıkarıp üç beş kuruş versen bir türlü vermesen bir türlü.

Her alanda olduğu gibi burada da istismarcılar olduğu ve dilenciliği, araç camı silmeyi, mendil satmayı meslek haline getirenler bulunduğu için bu insanlara verdiğimiz üç-beş kuruşla iyilik değil, aksine kötülük yapmış olabiliyoruz.

Lakin hangisi samimi hangisi değil, bunu anlayamayabiliyoruz. 

Karşımıza çıkan bir dilenci, gerçekten ihtiyaç sahibi biri mi, yoksa bunu meslek haline getirmiş bir sömürgen mi?

Karşımıza çıkan bir mendil satıcısı veya araç camı silicisi, gerçekten yapacak başka işi olmadığı için mi bunu yapıyor?

Bilemediğimiz için prim vermiyoruz pek çoğumuz.

Peki ya gerçekten ihtiyaç sahibi olanların durumu?

İçler acısı hallerini umursamıyor, ellerini geri çevirmiş oluyoruz.

Bu da son derece yakışıksız bir durum.

Müslüman Müslümanın kardeşidir. İhtiyaç sahibi birini görüp de kayıtsız kalmak, Müslümana yakışmaz.

Ancak dediğim gibi yardımda bulunmaya çalışırken, istismar mı edilmiş oluyoruz bunu bilemediğimiz için, gerçek ihtiyaç sahibinin elini geri çevirebiliyoruz.

Bu noktada devlete; devletin ilgili kurumlarına büyük iş düştüğü kanaatindeyim.

Halkın duygularını istismar edenlere karşı caydırıcı tedbirler alırken, gerçek ihtiyaç sahiplerine şefkat eli uzatmalıyız.

Karşılaşılan her bir dilenci, mendil satıcı, cam silici için devletin ilgili birimleri, “kimdir bu kişi, niçin bunu yapmaktadır” bakabilmelidir.

Bunun için her ilde örneğin Valilikler, Kaymakamlıklar bünyesinde “ihbar hatları” oluşturulabilir. Vatandaş bildirir, Valiliğin, Kaymakamlığın ilgili birimleri “kişiyi” ele alır, duruma göre caydırıcı tedbir alır veya gerekli yardımları yapar.

Aynı şekilde ülkemizde sayısız “yardım kuruluşu” var.

Bu Sivil Toplum Kuruluşları dilenciler, mendil ve cam siliciler üzerinde de yoğunlaşsalar; karşılaştıkları zaman veya vatandaşlardan gelen ihbarlar üzerine hareke geçip, o kişilere bir baksalar…

Gerçekten ihtiyaç sahipleri ise gerekli yardımları yapsalar, fena mı olur?

Böylelikle bu yakışıksız görüntüler önemli ölçüde ortadan kalkmış olmaz mı?

 

***

Bir vatandaş olarak, Başkentimizde dilenen insan; mendil satan, ışıkta araç camı silmeye çalışan çocuk görmek istemiyorum.

İçim cız ediyor ve kahroluyor, utanıyorum.

Yardım etmek istiyorum ama iyilik mi kötülük mü yapmış olacağımdan emin olamıyorum.

Örneğin Salı günü saat 16.30 sularında, Ulus’ta, Adnan Saygun Caddesi’nden Atatürk Bulvarı’na çıkıştaki trafik ışığında…

Bir kadın, yanında da küçücük bir kız çocuğu gördüm. Işıkta duran araçlara yaklaşıp, mendil satmaya çalışıyorlardı.

Kadın neyse de, o küçük kız çocuğunun hali beni derinden üzdü.

O küçük kız çocuğu tir tir titriyordu. Ağlıyordu da…

Yalvarır gibi annesine bakıyordu, “Hadi gidelim, çok üşüyorum” der gibiydi.

İnanın abartmıyorum, 4-5 yaşlarındaki o kız çocuğu tir tir titriyor ve ağlıyordu.

Başörtülü anne çocuğun da başına bir şal atmıştı, soğuğa karşı tedbir amacıyla.

Çocuk tir tir titreyerek ve ağlayarak eteğinin dibine iyice sokulunca annenin üşümesine karşı alabildiği tek tedbir, çocuğun başındaki şalı çenesinin altından bağlamak oldu.

O kadar.

O an aracın termometresine baktım, -1 dereceyi gösteriyordu.

Biz yeni çalıştırdığımız için soğuk ama az sonra ısınacak olan aracımızın içinde bile üşürken, o kız çocuğu nasıl üşümezdi dışarıda?

cocuk.jpg

Hepimizin anası, eşi, kız kardeşi, çoluğu çocuğu var…

Benim aklıma hemen aynı yaşlardaki kızım geldi.

O çocuğun yerine koydum kızımı…

İçim cız etti…

Hangimiz kayıtsız kalabiliriz ki?..

İçimden yardımcı olmak geçti…

Lakin vereceğim üç-beş kuruşla o kadına, o küçük kız çocuğuna yardımcı mı olmuş olacaktım, yoksa onlara zarar mı verecektim? İkilem içindeydim. O sırada yeşil ışık yanmıştı, ilerlemek durumunda kaldık.

O kadına yapacağımız küçücük de olsa bir yardım, inanıyorum ki cebimi eksiltmezdi.

Sakada malı eksiltmez…

Ancak, o kadın kendisi veya birilerinin zoruyla orada insanların duygusunu istismar ederek, gelir elde etmeye çalışıyorsa? Vatandaş prim verdikçe daha bir şevkle bu işe devam ediyorsa? Yani o kız çocuğunu yarın da, ertesi gün de, ertesi gün de soğukta, ayazda ışığa dikip, para kazanmaya çalışacaksa?

İşte o zaman ne olacak, öyle değil mi?

Dediğim gibi, bu noktada devlete ve yardım kuruluşlarımıza büyük görev düşüyor.

Lütfen ilgilenelim her bir dilenci ile, mendil ve cam silici ile…

Anlattığım olaydaki kadın istismarcı olsa bile, o küçük kız çocuğunun suçu günahı ne?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73