• BIST 97.149
  • Altın 289,414
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Konya 20 °C

TÜRKİYE İÇİN NASIL BİR BAŞKANLIK SİSTEMİ

İsmet TAŞ

 

  Dünya üzerindeki toplumların sosyal yapılarına göre çeşitli yönetim biçimleri vardır. Türkiye'de de bir süredir tartışılan "Başkanlık Sistemi" özellikle gelişmiş ülkeler tarafından kullanılan bir yönetim biçimidir. Başkanlık Sistemi de toplumların sosyal yapılarına göre farklılık gösterir. Bunların bir kısmı üniter yapıyı muhafaza ederken; bir kısmı federasyon şeklinde, bir kısmı da eyaletlerden oluşan başkanlık sistemleridir. Bu sebeple Türkiye'ye getirilmesi düşünülen Başkanlık Sistemi, "Türk Tipi Başkanlık Sistemi"dir.

 Türklerin  tarihine baktığımızda ülke yönetimlerinde Kağan, Han, Hakan ve Padişahlık yönetimi gibi yönetim biçimleri görüyoruz. Yaşam tarzları ve çağ değiştikçe ülkelerin yönetim biçimleri de değişiklik göstermiştir. Ancak dünyada hiçbir millet, bizim kadar yönetim tecrübesine sahip değildir. 

 Cumhuriyet'in ilanından sonraki döneme baktığımızda adı konulmamış bir başkanlık sisteminden söz edebiliriz. Bu dönemde, Atatürk Cumhurbaşkanı (Başkan) olarak karar verir, İsmet İnönü Başbakan olarak uygulardı. (Bu dönemde de elbette olağanüstü hali görmezden gelmiyoruz).

 TÜRKİYE'NİN KALKINMASI İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

 Başkanlık Sistemi aslında Türkiye'de yeni tartışılmaya başlanmış bir sistem değildir. Türkiye' nin kalkınmasını sağlayacak olan Başkanlık Sistemi, ülkemizde 40 yıldır tartışılan bir konudur. Devlet organları arasında dengeyi sağlayacak ve ülkemizi  hızlı bir şekilde kalkındıracak olan Başkanlık sistemi; kimileri tarafından otoriter bir dikta modeli olarak görülmektedir.

 Ülkemizde olduğu gibi dünya ülkelerine baktığımızda da parlamenter sistemin bütün kurumlarıyla tam olarak uygulanmadığı görülmektedir. Anayasamızda Cumhurbaşkanına verilen yetkiler, Başkana verilen yetkilerden fazladır. Örneğin; Anayasamızın 116'ncı maddesindeki unsurlar oluştuğunda Cumhurbaşkanı Meclisi fesh edebiliyor. Türkiye için önerilen başkanlık sisteminde başkanın böyle bir yetkisi yok.

 Öte yandan şuan ki parlamenter sistemde sık sık meclisin tıkandığını, çalıştırılmadığını görüyoruz. Meclis kendi içinden ya tek parti hükümeti ya da çok partili koalisyon hükümeti çıkartıyor. Bu her iki durum da Meclisi kaosa sokuyor. Örneğin; Tek parti hükümeti Meclisi baskı altında tutabiliyor, koalisyon hükümeti ise Meclisi kilitleyebiliyor. Günümüzde uygulanan bu sistemde müthiş bir bürokrasi hegomanyası var. Mesela çalışmak istemediğiniz bir bürokratı görevden alabiliyorsunuz. Görevden alınan şahıs mahkemeye gidiyor ve işine geri dönüyor, siz de hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu durum adeta bürokrata hükümete karşı "Sen yolcusun, ben hancıyım" sözünü söyletiyor. 

 BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE'Yİ HANTAL YAPIDAN KURTARACAK

 Hepimizin şikayet ettiği bir başka konu ise "Devletin hantal yapısı"  Türkiye geçmişinde büyük zaferler kazanmış bir ülke ama yönetim yapısı itibariyle maalesef hantal bir yapıya sahip. Türkiye'nin bu yapıdan kurtulması için Başkanlık Sistemi adeta  bir fırsat olacaktır.

 Ülkemizin son 40 yılına şöyle bir baktığımızda, birçok yönetim sistemini yaşadığımızı görüyoruz. Örneğin, Askeri hükümet,  koalisyon hükümeti, tek parti hükümeti,  resmi olarak olmasa da fiili olarak yarı başkanlık ve başkanlık sistemi... Yani ne olduğu belli olmayan tam bir keşmekeşlik.  Devlet bir türlü yıllardır Darbe Anayasası'ndan kurtulamamıştır.  Partiler anlaşamıyor,  herkesin partisi kendine göre haklı, dolayısıyla bir  türlü uzlaşma sağlanamıyor. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda yönetim sistemimizin kangrenleşmiş olduğunu görüyoruz ve bu sisteme kesinlikle neşter vurulması gerektiğini düşünüyoruz. Yönetim tarzımız ne olursa olsun, insan hak ve hürriyetlerine saygılı,  insani değerlere bağlı,  gerçek demokrasinin hâkim olduğu yönetim tarzı olmalıdır. Adının ne olduğu değil, işlevinin ne olduğu önemlidir. 

 Durum net bir şekilde gösteriyor ki herkes bir an evvel eteğindeki taşı dökmelidir. Ülkemizin refahı için uzaktan gazel okumakla bu iş olmaz, kan ve kaostan beslenmenin kimseye fayda sağlamayacağı bir gerçektir. Düşüncelerimizi ifade ederken  yanlış yazabiliriz, yanlış düşünebiliriz, fikirlerimiz beğenilmeyebilir. Bu durumda farklı düşünenler, farklılıklarını anlatmak zorundadırlar. İnsanları sokağa değil, tartışmaya, fikir üretmeye çağıralım. Halkı ilgilendiren her konuyu halkın önünde tartışalım. Bundan kaçınmak ve halkın fikrini almamak asla demokratik değildir. 

 Bütün bunlar gözden geçirildiğinde toplumsal yapımıza uygun Türk Tipi Başkanlık Sistemi'ni tartışmamız gerekir. Beğeniriz veya beğenmeyiz bize göre bu sistem kaba tabiri ile belediye başkanlıkları gibidir. Başkan var, belediye meclisi var. Devlette ise, bunun yanı sıra yargı var. Bize göre Türk Tipi Başkanlık Sistemi'nde; Başkan halk tarafından her 5 yılda bir en fazla iki kere seçilmeli. Seçimler 2 türlü olmalıdır. Başkanlık seçimi ile parlamenter aynı anda yapılmalı. Yani halk hem meclisi, hem de başkanı ayrı ayrı ama aynı anda seçmelidir. Bu durumda başkan da, meclis de halka karşı sorumlu olacaktır. Bürokratlar başkanla gelip, başkanla gitmelidir. (Gidenler hiçbir şekilde mağdur edilmemelidir).

 Senato ya da benzeri kurumların yer almadığı, tek meclisin olduğu, Başkanın kabineyi parlamento dışından oluşturduğu bu sistemde,  Meclisten kabineye girecek olan üyenin, meclis üyeliği düşmelidir. Bütün yetkiler tek elde toplanmamalıdır. Yani başkanın yardımcılarının da yetkileri olmalıdır.

 Meclis yasama yetkisini, başkan da yürütme yetkisini kullanmalı ve üniter yapı korunmalıdır. Asla federatif, federasyon ve eyaletler gibi yönetimler söz konusu olmamalıdır.

 Günümüzde olduğu gibi Başkanlık Sisteminde, Başkan meclisi fesh edemeyecek ancak meclis; yolsuzluk, vatana ihanet gibi durumlarda Başkanı görevden alabilecek. Başkanın veto yetkisi olabilecek.

 Bunun yanı sıra ülkedeki seçim barajı düşürülmeli, halk Mecliste daha fazla temsil edilmelidir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esas olmalıdır. Yargıya yapılan atamalarda Meclis etkili olmalıdır. Daha önceden de ifade edildiği gibi, rejim değil, sistem  tartışılmalıdır. 

 AYRIŞTIRICI DEĞİL BÜTÜNLEŞTİRİCİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞI OLMALIDIR

 Özetle Türk Tipi Başkanlık Sistemi'nin olmazsa olmazları, ana hatlarıyla,  Millet egemenliği anlayışı, kuvvetler ayrılığı ilkesi, (yasama, yürütme, yargı), çok partili hayat ve serbest seçimlerdir. Bu ilkelere uyulması, keyfi yönetimi sınırlayacak, Başkanın sınırsız yetkileri olmayacak, baskıcı, dikta sistemine izin verilmeyecektir.    

 Ve en önemlisi Başkanlık konusunda toplumu ayrıştırmamak gerekir. Yani Başkanlığa evet diyen şu parti,  demeyen şu parti anlayışından uzak durmalıdır.  Farklı düşüncelerin zaman zaman aynı noktada birleşmesi, modernliğin, çağdaşlığın ve demokrasinin gereği olduğu unutulmamalıdır. Birbirimizi suçlayıcı, kırıcı, yaralayıcı, maksadını aşan yorumlardan uzak durulmalıdır. ..  

                                                                       İSMET TAŞ

İç Anadolu Birliği Genel Başkanı                    

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73