Ahmet Fidan

Ahmet Fidan

Zamanların En İhtişamlısı En Üzüntülü Dönemde Geldi

Zamanların En İhtişamlısı En Üzüntülü Dönemde Geldi

Ramazan,  ayların, daha doğru bir tanımlama ile tüm devirlerin en muhteşem, en mukaddes zaman dilimi. Ona kutsiyeti izafe den Kur’an-ı Kerim, yani Allah. On bir ay süren ayrılıktan sonra yarın akşam yeniden beraberiz. Bizi Ramazan ayına kavuşturan Allah’a sonsuz hamt ve şükürler olsun. Öncelikle şahsımıza, ailemize, çevremize ve bütün İslâm âlemine hayırlar ve bereketler getirmesini niyaz ederiz.

Tüm ihtişamına rağmen 1436 Hicrî Ramazan ayı İslâm coğrafyasında en üzüntülü, en mükedder, en kanlı ve en perişan bir dönemde karşılanacak ve kucaklanacaktır. Önceki yıllardan farklı olarak Müslümanların huzur, saadet ve yaygın deyimi ile “barış”a hasret oldukları bir dönemde Ramazan ayında oruç tutulacak ve kulluk görevleri yerine getirilecek. Yine ramazan süresince iki zeytin, bir hurma ve bir bardak suya hasret kalarak sadece Allah rızası için tuttukları orucun iftar anında sadece Müslümanların değil tüm insanlığın huzuru için dua edecek ve yaratandan huzur niyaz edecekler.

Ramazan ve oruç,  her iki kelime gerek sözlük gerek ıstılah anlamı ile son derece önemli bir ibadeti ifade etmektedir. İbadet ciddi bir iştir. Asla folklorik bir düşünce ile yaklaşılmamalıdır. Ramazan, İslâm’ın asli unsurlarından biri olarak sosyal, ekonomik, kültürel, edebi ve siyasi hayatımızda önemli bir yere sahiptir. O sebeple ramazanın gelişi toplumsal bir heyecana sebep olmaktadır.

            Ramazan orucu Bakara Suresi’nin 183. Ayeti ile hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. O tarihten beri Müslümanlar aksatmadan ve ara vermeden oruç tutmakta ve ramazan ayına gereken ihtiramı göstermektedirler.

“ Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” Bakara, 183 Ayet

“ (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” Bakara, 184. Ayet

Ramazan-ı Şerifi önemli kılan sadece otuz gün süre ile oruç tutmak değil, bir ay süresince yapılan ibadetlerin kişisel davranışlar üzerindeki etkisi ile sosyal yapıda meydana getirdiği dayanışma, kardeşlik ve en önemlisi bereket iklimidir.

Zengin, bir taraftan aç kalmanın ne anlama geldiğini anlar ve kavrarken, fakir kendisine uzatılan yardım elini görerek ve bizzat yaşayarak ramazanın hazzını tatmaktadır.

İslâm toplumu böylesine bir nur iklimine girerken, o iklimi kıskanan küffar haset ve kinle Müslümanlara saldırmakta ve sürekli Müslüman kanı akıtmaktan zevk almaktadır.

Ayrıca iftar sofrasına oturulduğu vakit, zalim ve gaddar Esad zulmünden kaçan Suriyeli kardeşlerimize Ensar olmanın imkânlarını aramalıyız. Şayet her iftar sofrasında bir veya iki Suriyeli veya muhtaç insanı bulundurma imkânı verilirse Ramazan amacına ulaşmıştır.

Ramazan ayı aynı zamanda Kur’an ayıdır. Çünkü Kur’an bu ayda inmeğe başladı. İçinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan bir bakıma insanların aracısız ve doğrudan Allah ile beraber gönül bağı ile ilham aldığı serapa muhteşem bir zaman aralığıdır.

 Ramazanla birlikte sosyal hayatta görülen hareketlilik ve değişmeler kültür, edebiyat ve sanat dünyasına yansımış ve bir ramazan formu oluşmuştur. Ramazan, divan edebiyatında ramazâniyye ve bayramiyye gibi şiir türleri yanında kaside ve gazellerden beyit ve müfredlere kadar değişik formlarda estetik yönleriyle yer bulmuştur. Dinî-tasavvufî Türk edebiyatında ise ramazanın yansımaları daha çok didaktik örneklerle ortaya konmuştur. Batı tesiri altında gelişen yeni Türk edebiyatında da ramazana dair şiir, fıkra, hâtıra, deneme, mektup türlerinde zengin bir edebî birikim bulunmaktadır.

Ramazanın her günü saati ve dakikası kaçırılmayacak güzellikte ve azamettedir. Hem ibadet hem duaların kabulü için imkândır. İslam coğrafyasında hem kendi içlerinden hem dıştan zalimlerin baskısı altında inleyen mazlumlara çok ama çokça dua edelim.

G Ü N Ü N   H İ K M E T İ

“Ya Rabb! Kâfirler güruhuna karşı bize güç ve kuvvet ver, bize yardım et!”

Kur’an-ı Kerim 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR