Evde başladı, ilçenin tek kadın turşucusu oldu: Geleneksel tariflerle zirveye çıktı
Çubuklu girişimci Nasibe Atlı, evinde başladığı turşu üretimini büyüterek ilçede dükkân açan tek kadın turşucu oldu. Geleneksel tarifleri koruyarak üretimini sürdüren Atlı’nın, özellikle “atom karışık” adlı özel ürünü yoğun ilgi görüyor.
Coğrafi işaretle ün kazanan Çubuk’ta yaşayan girişimci Nasibe Atlı, evinde başladığı turşu üretimini büyüterek ilçede dükkân açan tek kadın turşucu oldu. İlk etapta evde kurduğu turşuları yakın çevresine hediye eden Atlı, gelen beğeniler üzerine kendi tarlalarında üretime başlayarak satış sürecine geçti. Aile büyüklerinden öğrendiği geleneksel tarifleri koruyarak üretimini sürdüren girişimci, 2018 yılında açtığı iş yeriyle faaliyetlerini profesyonel boyuta taşıdı. Kadın emeğinin çoğu zaman arka planda kaldığını belirten Atlı, kadınların da sektörün ön saflarında yer alabileceğini göstermek istediğini dile getirdi. İş yerinin tasarımını ise Neşeli Günler filminden esinlenerek hazırladığını ifade eden Atlı, nostaljik konseptin müşteri ilgisini artırdığını söyledi. Çubuk turşusunun kendine özgü lezzetini bölgenin suyu ve toprağına bağlayan Atlı, “atom karışık” adını verdiği özel ürününün yoğun talep gördüğünü dile getirdi. Girişimci, hedefinin Ankara merkezde yeni bir şube açmak olduğunu kaydetti.

EV MUTFAĞINDAN DÜKKÂNA UZANAN YOLCULUK
Çubuk’ta geleneksel yöntemlerle sürdürdüğü turşuculuk serüvenini azim ve aile desteğiyle büyüterek kendi işini kurmayı başaran Nasibe Atlı, “Çubuk’ta turşu zaten köklü bir sektör olduğu için insanlar genellikle geçimini tarım ve turşuculukla sağlıyor. Biz de başlangıçta evde turşu yapıyor, akrabalarımıza ve dostlarımıza hediye ediyorduk; ürünlerimiz çok beğeniliyordu. Köyde ekilebilir tarlalarımız vardı, biz de bunları değerlendirmeye karar verdik. Önce yaptığımız turşuları çevremizle paylaştık, olumlu geri dönüşler aldık. Ardından tarlamızı ektik; ürünün bir kısmını kendimiz kullandık, bir kısmıyla turşu kurup satışa başladık. Zaten Çubuk’ta var olan bu sektöre biz de katılmak istedik” şeklinde konuştu. Turşu yapımında aile mirası tarifleri kullandığını vurgulayan Atlı, en büyük desteği ailesinden aldığını belirterek, “Eşim, çocuklarım, annem ve babam hep yanımdaydı. Özellikle annemin ve büyüklerimin tarifleriyle ilerledim. Dışarıdan bir destek almadım” dedi. Atlı, uzun süre ev üretimi ve küçük çaplı satışla devam ettiği çalışmalarının, 2018 yılında perakende satış dükkânını açılmasıyla yeni bir aşamaya geçtiğini kaydetti.

“TEZGÂHIN ÖNÜNDE GÖRÜNÜR OLMAK İSTEDİM”
İlçede bu işi dükkân açarak profesyonel boyutlara taşıyan ilk kadın turşucu olduğunu belirten Atlı, bugün hâlâ bu alanda tek olduğunu dile getirdi. Kendisinden sonra kadınların turşu sektörüne daha çok yöneldiğini düşündüğünü söyleyen Atlı, bu alanın büyüdükçe bölgeye katkı sağlayacağını ifade etti. Mesleğin aslında kadın emeğine dayandığını ancak görünür yüzünde çoğunlukla erkeklerin yer aldığına işaret eden Atlı, “Turşunun tarifinde de emeğinde de kadınlar vardı ama tezgâhın başında görünür değillerdi. Ben bu anlamda bir başlangıç yaptım diyebilirim” diye ekledi.

DÜKKÂNIN ADI NEŞELİ GÜNLER FİLMİNDEN GELİYOR
İşlettiği dükkânın konseptinin ortaya çıkış hikâyesini anlatan Atlı, turşu denince akıllara gelen klasik “sirke mi limon mu?” tartışmasının hatırlattı. Bu tartışmanın özellikle Neşeli Günler filmi sayesinde hafızalara kazındığını belirten Atlı, dükkânın görsel tasarımında da bu nostaljik göndermelerden ilham aldıklarını söyledi. Dükkânı açarken başlangıçta sirke ve limon temasına dayalı özel bir isim düşünmediklerini ifade eden Atlı, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Turşu deyince aklımıza hep Münir Özkul ile Adile Naşit’in oynadığı o film geliyor. Biz de dükkâna onların resimlerini asalım dedik. Çünkü turşu deyince genelde aklımıza o geliyor. Sonra baktık ki çok yakıştı, bu kez diğer Yeşilçam kahramanlarını da kullanalım istedik. Şener Şen’in hafızalara kazınan ‘Ne demek turşu sevmiyorum?’ sözlerini ekledik. Bu konsept sayesinde hem nostaljik bir atmosfer oluşturduk hem de ziyaretçilere turşunun sadece bir lezzet değil, aynı zamanda kültürel bir hatıra olduğunu hatırlattık.”

ÇUBUK TURŞUSUNUN SIRRI DOĞAL KAYNAKLARDA
Çubuk turşusunu diğer bölgelerde kurulan turşulardan ayıran özelliklerden bahseden Atlı, en önemli unsurun bölgenin doğal yapısı olduğunu söyledi. Atlı, Çubuk’un suyunun, havasının ve toprağının burada yetişen sebzelere eşsiz bir dayanıklılık ve lezzet kattığını kaydetti. Özellikle ilçede yetişen salatalığın tadının başka bölgelerde aynı tohum kullanılsa bile yakalanamadığına işaret eden Atlı, “Bunu samimiyetle söylüyorum, çünkü birebir denedim. Aynı kütürlük ve lezzet olmuyor. Biz turşu kurarken de çeşme suyu veya klorlu su kullanmıyoruz; kuyu suyu kullanıyoruz. Buranın doğal kaynak suları turşuya ayrı bir lezzet ve sağlamlık veriyor. Turşu kuracaklara da içme suyu kullanmalarını tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.

HER ÜRÜNE AYRI TARİF UYGULANIYOR
Turşuların limonla mı yoksa sirkeyle mi kurulması gerektiğine ilişin soruya da cevap veren Atlı, bu soruya tek bir cevap vermenin zor olduğunu kaydetti. Genel olarak ikisini dengeli şekilde kullandığını kaydeden Atlı, “Sadece limonla kurduğumuz turşular da var, sirkeyle kurduklarımız da. Doğal fermantasyonu korumak için hiçbirini fazla kaçırmıyoruz” sözleriyle yanıt verdi. Bazı ürünlerde özel tarif uyguladıklarını da belirten Atlı, “Örneğin karnabahar turşusunda sirke kullanmayız, sadece limon kullanırız. Sarımsak turşusunda da aynı şekilde sirke katmayız” diyerek her sebzenin turşu kurulumunda farklı yöntemler tercih ettiklerini ifade etti.

ATLI’NIN İMZASINI TAŞIYAN LEZZET “ATOM KARIŞIK”
Dükkânında satışa sunduğunu kendine özgü turşu çeşitlerinden söz eden Atlı, “Mesela atom karışık turşumuz var. İnsanlar turşu tercih ederken ‘Ondan da olsun, bundan da olsun’ diyerek karışık istiyorlar. Biz de atom karışığı bir spesiyal olarak ortaya çıkardık” dedi. Atom turşunun, normal karışık turşulardan farkını anlatan Atlı, “Atom karışık turşunun farkı, tek bizde olması. İçinde erik, çağla gibi meyveler var; aynı zamanda sebzeler de var. Suyu içilebilir şekilde, çoklu karışık olarak ortaya çıkan bir turşu. Ürün karışımında sebze ve meyve birlikte 20’ye yakın çeşit oluyor. Biraz acılı olsa da genelde çok beğeniliyor bu çeşidimiz” diyerek özel karışımın içeriğine dikkat çekti.
MEYVE TURŞULARI VE DOLGULU ÇEŞİTLER İLGİ GÖRÜYOR
Farklı ve sıra dışı ürünleri denemeyi sevdiğini ifade eden Atlı, “Farklı meyve turşuları da yaptım. Mesela alıç, erik, çağla, kamkat, yer elması gibi pek çok sebze ve meyveden turşu yapıyorum. Kamkat turşusunu kimsede görmedim mesela, ben deneme yanılmayla kurdum. Aslında çok fazla çeşit var” diye konuştu. Klasik lezzetlerin hâlâ zirvede olduğunu belirten Atlı, “En çok aslında büyük küçük herkes salatalık turşusu yiyor. İkinci sırada lahana turşusu geliyor. Son iki yıldır erik ve çağla turşusu ile peynir dolgulu turşular çok rağbet gördü. Peynir dolgulu, yağlı turşular biliyorsunuz; jalapeno olsun, kiraz biber olsun. Bunlar kahvaltıya veya mezeye yönelik olduğu için oldukça tercih ediliyor” diyerek en çok tercih edilen turşulara da değindi.

BAŞKENTTE FARKLI BİR KONSEPT HEDEFİ
Ankara merkezde şube açma planı olduğunu da dile getiren Atlı, “Burada turşular genelde kapalı şekilde satılıyor çünkü Çubuk’a gelenler çoğunlukla turşuyu hediye olarak götürüyor. Yerli halk zaten evinde turşu kuruyor. Bu yüzden açık turşu satışı burada çok tercih edilmiyor” diye konuştu. Ancak Ankara merkezde durumun farklı olduğunu düşündüğünü dile getiren Atlı, “Çeşitleri açık şekilde sergileyebileceğim bir dükkân açmak istiyorum” dedi. Müşterilerinin büyük bölümünün Ankara merkezden, İç Anadolu’dan ve çevre illerden geldiğini kaydeden Atlı, internet satışlarının da yoğun ilgi gördüğünü aktardı. Sosyal medyanın tüm kanallarını aktif kullandıklarını söyleyen girişimci, Türkiye’nin her yerine kargo ile turşu gönderdiklerini sözlerine ekledi.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.