İnanç ve sanat buluştu: Esma-i Hüsna’yı ahşaba işledi
Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Mustafa Cihangiroğlu, “Gerçek Sanatın Sahibine Duyulan Aşkla” adını verdiği Esma-i Hüsna eserini ilk kez Mukaddes Emanetler Sergisi’nde tanıttı. Cihangiroğlu, “Gerçek sanatın sahibine duyduğum aşkla yaptım” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Ahşap İşleri Sanatçısı Mustafa Cihangiroğlu, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı Esma-i Hüsna eserini Altındağ Belediyesi’nin ev sahipliğinde Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür Sanat Merkezi’nde açılan Mukaddes Emanetler Sergisi’nde ziyaretçileriyle buluşturdu. Cihangiroğlu, “Gerçek Sanatın Sahibine Duyulan Aşkla” adını verdiği çalışmasında, ahşap oyma ve hüsn-i hat tekniklerini birleştirdi. Çalışmasını bir yılda tamamladığı kaydeden Cihangiroğlu, “İğne ucuyla oya işler gibi işledim” diye konuştu. Eserinin 5 demonte parçadan oluştuğunu dile getiren Cihangiroğlu, “Her şeyin yaratıcısı ve teslim olduğumuz her şeyin sahibi olan, yani gerçek sanatın sahibine duyduğum aşkla yaptığım bir çalışmadır” dedi.

“GERÇEK SANATIN SAHİBİNE DUYDUĞUM AŞKLA YAPTIM”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Ahşap İşleri Sanatçısı Mustafa Cihangiroğlu, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı Esma-i Hüsna eserini ilk kez, Altındağ Belediyesi’nin ev sahipliğinde Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür Sanat Merkezi’nde açılan Mukaddes Emanetler Sergisi’nde ziyaretçilerle buluşturdu. “Gerçek Sanatın Sahibine Duyulan Aşkla” adını verdiği çalışması, sanatçının hem ahşap hem de diğer sanat dallarındaki deneyimini bir araya getiriyor. Esma-i Hüsna çalışmasının hep aklında olduğunu belirten Cihangiroğlu, karar verdikten sonra Hüsn-i Hatlar konusunda derinlemesine araştırmalar yaptığını kaydetti. Dr. Necmi Atik’ten aldığı Hüsn-i Hat örneklerini ölçeklendirerek çalışmasına yansıttığını aktaran Cihangiroğlu, “Ahşapla ilgili yaklaşık bir buçuk yıl ceviz ağacını beklettim. Ama derler ya, o çalıştı; ahşap da çalıştı ve döndü” dedi. Ardından fırınlanmış limba ağacına ölçeklendirdiği dile getiren Cihangiroğlu, süreci şu cümlelerle anlattı:

“Ölçeklendirdiğim hüsn-i hatları, hazırladığım tasarımlara işledim. İşlemeyi tamamladıktan sonra oyma aşamasına geçtim. Oymayı beş demonte parçaya yaptım. Çalışmamın toplam ağırlığı yaklaşık 70 kilogram, boyu 174 santimetre yüksekliğinde, eni 142 santimetre genişliğinde ve kalınlığı 4,5 santimetredir. Bu çalışmayı limba ağacından oluşturdum. Hakikaten, her şeyin yaratıcısı ve teslim olduğumuz her şeyin sahibi olan, yani gerçek sanatın sahibine duyduğum aşkla yaptığım bir çalışmadır. Böyle bir “Mukaddes Emanetler” sergisinde yer alması beni büyük mutlulukla doldurdu.”

“İĞNE UCUYLA OYA İŞLER GİBİ İŞLEDİM”
Eserin tamamlanmasının bir yıl sürdüğüne işaret eden Cihangiroğlu, bu bir yılın yalnızca oyma ile ilgili olmadığını vurguladı. Bir yıllık yapım sürecini anlatan Cihangiroğlu, “Bir yılın tamamı Hüsnü Hatları ayarlamak, ölçeklendirmek, harflerin başlangıç ve bitiş noktalarını doğru vermekle geçti. Ufak bir hata çalışmayı bozabilirdi. Kitaplarda falan görürsünüz düz yazıdır. Burada tüm eğimler tamamen aslına uygun şekilde yapıldı” şeklinde konuştu. Bununla ilgili Dr. Necmi Atik ve Ramazan Varol hocalarla uzun saatler çalıştıktan sonra oyma ve boyama sürecini tamamladığını belirten Cihangiroğlu, “Buna aktarılması günler sürdü. Hatta oyma dışında sadece boyasının tamamlanmasının 21 gün sürdüğünü söyleyebilirim. Çünkü iğne ucuyla oya işler gibi işledim” diyerek yapım aşamasını büyük bir titizlikle tamamladığını kaydetti.
LALE VE GÜL DETAYLARI DİKKAT ÇEKİYOR
Esma-i Hüsna çalışmasındaki detayları ince ince işlediğini kaydeden Cihangiroğlu, eserinde Allah’ı ve Peygamberi sembolize eden detaylara özel bir önem verdiğini açıkladı. Kenarlarda gül ve lale detaylarına yer verdiğini dile getiren Cihangiroğlu, “Gül Peygambere, Lale Allah’a açılır vecizesi, laf olsun diye ezbere kurulmuş bir cümle değildir. Gülün saflığı, güzelliği ve mis gibi kokusu Peygamberimiz ile özdeşleşirken, lale hem güzelliği hem de Arapça harf karşılıkları ile Allah lafzı ile ilişkilendiriliyor” dedi. Cihangiroğlu, Esma-i Hüsna’nın merkezinde Peygamber Efendimiz’in emanetlerinin yer aldığını ve çalışmanın açıldıkça gül ve lale detaylarıyla bu duyguları ziyaretçilere yansıttığını belirtti.

“TÜRKLÜK VE İSLAMİYET BİR BÜTÜNDÜR”
Eserinde turkuaz rengini tercih etmesinin özel bir anlam taşıdığını ifade eden Cihangiroğlu, “Biz İslamiyet’i yaşıyoruz ama ‘Sen kimsin?’ diye sorulduğunda Türk’üm diyoruz. Türklük ve İslamiyet’in, İslamiyet’in kılıç darlığını yapan bir milletin renkleri olmalı. Ben de bu milletten olduğum için gururla bunu yan yana taşıyorum. Turkuazı özellikle bunun için kullandım” diye konuştu. Sanatçının eserlerinde Göktürkçe yazılar da dikkat çekiyor. Cihangiroğlu, eserin yan kısımlarındaki yazıları da, “Yan tarafında şöyle bakarsanız, hemen kenardan aşağıya Göktürkçe olarak ‘Gerçek sanatın sahibine aşkla’ yazar. Ardından Mustafa Cihangiroğlu, Hüsn-i Hat Necmi Atik isimlerini de Göktürkçe olarak yazdım. Diğer tarafında ise kızım Bengüsu Tuğsen ve oğlum Alp Çağın’ın isimlerini Göktürkçe yazdım” cümleleriyle açıkladı. Türklük ve İslamiyet’i bir bütün olarak gördüğünü de vurgulayan Cihangiroğlu, “Nasıl kaplumbağanın kabuğundan çekersen çıkmaz ya da ayağından çekersen sırtındaki kabuğu ayrılmaz; Türklük ve İslamiyet de birbirinden ayrılmaz. Bu eserimde de bunu yansıtmaya çalıştım” dedi.
“SEVELİM, SEVİLELİM”
İslam üzerine başka çalışmalarda yapıtlığının altını çizen Cihangiroğlu, “Daha önce ayetleri ahşap üzerine işliyordum. Hatta bir Yunanistan ziyaretimde Gümülcine Müftüsü’ne de bir eserimi hediye olarak vermiştim” dedi. Yurt dışından da teklifler aldığını sözlerine ekleyen Cihangiroğlu, “Geçmiş yıllarda iki ülkeden teklif gelmişti. Beni oraya götürmeyi, vatandaşlık vermeyi ve sanat sokaklarında yer açmayı önerdiler. Ancak ben, ülkemin çok seviyorum” diye konuştu. “İnanın memleketimin taşını, toprağını, her şeyini çok seviyorum. İnsanlarımızı ve insanlığı da çok seviyorum” sözleriyle memleket sevgisini dile getirdi. Cihangiroğlu, “Sevelim, sevilelim. Birbirimizi sayalım” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.