Kulaklık kullanımında sessiz tehlike: Kalıcı işitme kaybına yol açabilir
Kulaklığın bilinçsiz kullanıldığında işitme sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını söyleyen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hayati Kale, “Kulaklıkla doğrudan verilen ses, iç kulaktaki hassas hücrelere kalıcı hasar verebilir” dedi.
Son yıllarda özellikle gençler arasında büyük popülerlik kazanan kulaklıklar, müzik dinlemek ve telefon görüşmeleri yapmak için günlük yaşamın vazgeçilmez parçası haline geldi. Ne var ki, yüksek sesle uzun süre kulaklık kullanımı, kalıcı işitme sorunlarına yol açabilecek ciddi riskler barındırıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla kişi işitme kaybı tehlikesiyle karşı karşıya ve önlem alınmadığı takdirde bu sayının hızla artacağı öngörülüyor. Kulaklıkla yüksek sesle müzik dinlemenin ne gibi sorunlara yol açacağı hakkında Ulus’a konuşan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hayati Kale, “Kulaklıkla doğrudan verilen ses, iç kulaktaki hassas hücrelere kalıcı hasar verebilir” dedi. İç kulaktaki hassas tüylü hücrelerin hasar gördüğünde kendini yenileyemediğini belirtti. İşitme sorunun sinsi şekilde ilerlediğini söyleyen uzman doktor, televizyon veya telefon sesini yükseltme ihtiyacı, kulakta çınlama ve konuşmaları anlamada güçlük çekme gibi belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Kale, erken dönemde uzman değerlendirmesinin, olası hasarın ilerlemesini önlemeye yardımcı olacağını kaydetti.

KULAKLIK KULLANIMINA BAĞLI İŞİTME PROBLEMLERİ ARTTI
Günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen kulaklığın bilinçsiz kullanıldığında işitme sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını söyleyen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hayati Kale, “Spor yaparken, çalışırken ya da seyahat ederken kulaklıkla müzik dinlemek artık sıradan bir alışkanlık olarak görülmektedir. Ancak bu alışkanlık, özellikle yüksek ses seviyelerinde ve uzun süreli kullanım söz konusu olduğunda, işitme sağlığı açısından önemli riskler barındırmaktadır” dedi. Son yıllarda kulaklık kullanımına bağlı işitme problemlerinde belirgin bir artış gözlendiğini söyleyen Kale, şunlara değindi:
“Akıllı telefonlar ve kablosuz kulaklıkların yaygınlaşmasıyla birlikte bireylerin maruz kaldığı ses süresi ve şiddeti artmış; buna paralel olarak işitme sağlığına ilişkin sorunlar daha sık görülmeye başlamıştır. Bu durum, bireysel bir alışkanlığın ötesinde, toplumsal farkındalık gerektiren bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.”
İÇ KULAKTAKİ HASAR KALICI OLABİLİYOR
İşitme sisteminin temelinde yer alan iç kulaktaki tüylü hücrelerin, ses dalgalarını sinirsel uyarılara dönüştüren son derece hassas yapılar olduğuna dikkat çeken Kale, bu hücrelerin yüksek şiddette sese uzun süre maruz kalması durumunda geri dönüşü olmayan hasarlara sebep olabileceğini aktardı. Kulaklık aracılığıyla sesin doğrudan kulak kanalına iletilmesinin riski artırdığına dikkat çeken Kale, “Bu hasarın daha hızlı gelişmesine neden olabilir. Bunun sonucunda gürültüye bağlı işitme kaybı, kulak çınlaması ve sesleri ayırt etmede güçlük gibi problemler ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.

SORUN SİNSİ İLERLİYOR
İşitme kaybının çoğu zaman sinsi bir şekilde ilerlediğine işaret eden Kale, “Hastalar genellikle erken dönemde belirgin bir şikayet hissetmez ve sorun, günlük iletişimde zorlanma başladığında fark edilir. Son yıllarda klinik gözlemlerimiz, bu tür işitme problemlerinin yalnızca ileri yaş grubunda değil, genç bireylerde de giderek daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu. Özellikle uzun süre ve yüksek ses seviyesinde kulaklık kullanan kişilerin daha büyük risk altında olduğunu belirten Kale, bilinçsiz kulaklık kullanımının kalıcı işitme sorunlarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.
YAŞAM KALİTESİNİ DE ETKİLİYOR
Yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığının sadece işitme kaybına neden olmadığını kaydeden Kale, “Aynı zamanda iletişim becerilerini ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebilir” diye konuştu. Kalabalık ortamlarda konuşmaları anlamada zorlanma, sık sık tekrar isteme ihtiyacı ve konsantrasyon problemlerinin zamanla sosyal geri çekilmeye yol açabileceğini ifade eden Kale, “Bu nedenle işitme sağlığı, bireyin sosyal ve psikolojik iyilik haliyle doğrudan ilişkilidir” cümlelerine yer verdi.

BU BELİRTİLER VARSA DİKKAT
Kale, televizyon ya da telefon sesini giderek artırma ihtiyacı, kulakta çınlama, konuşmaları anlamada zorlanma veya kulakta dolgunluk hissi gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kale, bu tür durumlarda mutlaka bir Kulak, Burun, Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti. Erken dönemde yapılacak değerlendirmelerin, olası hasarın ilerlemesini durdurmak açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi.
BASİT ÖNLEMLERLE KORUNMAK MÜMKÜN
Bilimsel olarak iç kulaktaki tüylü hücrelerin hasar gördüğünde kendini yenileyemediğini sözlerine ekleyen Kale, “Bu nedenle yüksek sese bağlı işitme kaybı çoğu zaman kalıcıdır. Ancak bu durum büyük ölçüde önlenebilir” dedi. Ses seviyesini kontrol altında tutmanın, kulaklık kullanım süresini sınırlamanın ve düzenli aralar vermenin işitme sağlığını korumada etkili yöntemler arasında yer aldığını ifade eden Kale, “Maksimum ses seviyesinin yüzde 60’ını aşmamak ve kullanım süresini sınırlandırmak bu konuda önemli bir koruyucu yaklaşım sunar” diye ekledi.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.