Yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine etkisi

Yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine etkisi

Pandemi ve savaşların gölgesinde şekillenen yeni ekonomik düzende yer altı kaynakları stratejik önem kazandı. Nadir elementler üzerinden kurulan üretim ve tedarik ağı, ülkelerin rekabet gücünü yeniden tanımladı.

Dünya, köklü değişimlerin yaşanmaya başladığı 2020 yılından bu yana, önce pandemi, daha sonra Rusya-Ukrayna savaşı, diğer ülkelerdeki siyasi ve ekonomik krizlerle birlikte çalkantılı bir dönemden geçmektedir. Pandemi, savaşlar, depremler, iklimdeğişiklikleri gibi gelişmeler, dünyanın ekonomik ve politik yapısında nasıl değişimler olacağını dair bir muğlaklık sürmektedir.

Hızla artan rekabet ortamında, ülkeler birbirine yetişmeye çalışırken, tarihin her döneminde diğer ülkeler tarafından dikkatle takip edilen, zengin bir kültürel geçmişe sahip ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, teknolojinin vazgeçilmez unsuru olan nadir toprak elementlerinin üreticisi ve ihracatçısı olan tek ülkedir. Çünkü Çin, nadir toprak elementlerinin rezervini çıkartma, rafine etme, işleme ve mıknatıs üretimi gibi aşamaların tümünü gerçekleştirebilecek sanayiye sahip olan tek ülkedir.

Bu durum Çin’in hem ekonomik hem de politik gücünü artırmıştır. Bu elementler telefonlar, mıknatıslar veya sağlık sektöründe kullanılmasının yanı sıra savunma sanayisinde (uçak, füze vb. gibi) kullanıldığından, ülkelerin ulusal güvenliklerine tehdit oluşturmaktadır. Bu mineraller az da olsa Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya gibi ülkelerde üretilmekte, fakat saflaştırılmaları için tekrardan Çin’e gönderilmektedir. Bu elementlerin kullanıma hazır olması için nihai işlem Çin’de yapılmaktadır.

Bu minvalde, 1970’lerde ekonomik çöküş yaşayan ve yaptığı ekonomik reformlarla piyasa ekonomisine geçen Çin, başarılı ekonomi politikaları ile küresel ekonomik konjonktüre yön vermeye devam etmektedir. Nadir toprak elementlerindeki gücünü uzun yıllar devam ettirmek isteyen Çin, bu mineraller için telif hakkı oluşturmayı da düşünmektedir. Elbette zamanla, piyasa yapısı değişecek teknolojilerine daha fazla yatırım yapan ülkeler, Çin’e yetişecektir. Ancak bu güç mücadelesinde diğer ülkelerin başarı sağlayabilmesi için birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Örneğin, Çin’den sonra bu madenlerin rezervlerine sahip olan Amerika Birleşik Devletleri, Avusturulya, Japonya gibi ülkeler, ulusal güvenliği sağlamak ve ileri teknolojiye yetişebilmeleri için küresel tedarik zinciri kurmalıdır. Nadir toprak elementlerinin rezervinde dünyada ikinci sırada yer alan

Türkiye ise jeoekonomik ve stratejik menfaatleri doğrultusunda bu elementler için harekete geçmelidir.

 Muhabir
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.