Leblebicioğlu Camii zamana meydan okuyor: Şerefesiz minaresi ve yüksek mihrabıyla dikkat çekiyor
1713 yılında Ankara Müftüsü Kantarzade Mustafa Bey ve oğulları tarafından yaptırılan Leblebicioğlu Camii, Denizciler Caddesi, Kargı Sokak’ta zamana meydan okuyor. Cami, şerefesiz minaresi ve tavana kadar yükselen mihrabı ile dikkat çekiyor.
1713 yılında Ankara Müftüsü Kantarzade Mustafa Bey ve oğulları tarafından yaptırılan Leblebicioğlu Camii, Denizciler Caddesi, Kargı Sokak’ta zamana meydan okuyor. Osmanlı’nın sade taşra mimarisini yansıtan cami, yıllar içinde yapılan onarımlarla önemli değişimler geçirse de mahalle dokusu içindeki varlığını korumayı sürdürüyor. Taş temel üzerine kerpiç duvarlarla yükselen yapı, kuzeybatı köşesindeki ahşap şerefesiz minaresiyle dikkat çekiyor. Tavana kadar yükselen alçı mihrabı, mukarnas kavsarası ve yazı panolarıyla öne çıkarken, minberin sonradan yenilendiği görülüyor. Yapı, geçirdiği müdahalelere rağmen tarihi kimliğini ve ibadet işlevini günümüzde de devam ettiriyor.

ZAMANA MEYDAN OKUYOR
Denizciler Caddesi, Kargı Sokak’ta yer alan Leblebicioğlu Camii, yıllara meydan okuyor. 1713 yılında Ankara Müftüsü Kantar Zade Mustafa Bey ve oğulları tarafından yaptırılan cami, döneminin dini ve sosyal yaşamında önemli bir yere sahip eserler arasında bunuyor. Osmanlı döneminin sade taşra mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, zaman içinde geçirdiği değişimlere rağmen mahalle dokusu içinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1955, 1959, 1961, 1988, 1989 yıllarında tamirattan geçirilen cami, bu nedenle orijinal şeklinden uzaklaşmış yapısıyla cemaatini ağırlıyor.

BÜTÜNCÜL BİR MİMARİ KARAKTER ORTAYA KOYUYOR
Cami, kuzeybatı köşesinde çatıdan yükselen ahşap, şerefesiz minaresiyle dikkat çeken, boyuna dikdörtgen planlı bir yapı olarak öne çıkıyor. Taş temel üzerine kerpiç duvarlarla inşa edilen caminin kuzey cephesinde son cemaat yeri tuğla örgüyle oluşturulmuş durumda. Üstü mahfelle devam eden bu bölümün yanları kapalı olup, ön kısmı iki sütuna oturan üç yuvarlak kemerle dışa açılıyor. Sonradan kapatılan kemer aralıklarında ortada kapı, yanlarda ise pencereler yer alıyor. Caminin cephelerinde düzenli pencere açıklıkları bulunurken, doğu cephesinin kapalı olduğu görülüyor. Güney cephede iki alt ve iki üst, batı cephede ise iki alt ve üç üst pencere bulunuyor. Duvarları sıvayla kaplı olan yapının, kuzeyindeki son cemaat yerinin bir bölümü imam odası olarak düzenlenmiş, diğer bölümde ise mahfile çıkış merdiveni dikkat çekiyor. Harim kısmı sade bir ahşap tavanla örtülürken, kuzeydeki mahfile ek olarak sonradan iki yan duvar boyunca uzanan mahfeller de eklenmiştir.

MİHRABI DİKKAT ÇEKEN BİR GÖRÜNÜM OLUŞTURUYOR
Caminin tavana kadar yükselen alçı mihrabı dikkat çeken bir görünüm oluşturuyor. Alt kısımlarında meydana gelen bozulmaların düz sıva ile kapatıldığı mihrabın mukarnas kavsaralı nişi, yazı ve ince hatlı geçmeli silmelerle çevrelenmiş durumda. Nişin üst bölümünde ise yedi sıra yazı panosu yer alıyor. Ahşap minberin ise sonradan yenilendiği belirtiliyor. Taş temel üzerine kerpiç duvarlarla inşa edilen yapının kuzey cephesine eklenen tuğla örgülü son cemaat mahalli, caminin farklı dönemlerde yapılan müdahalelerle bugünkü halini aldığını ortaya koyuyor.
Caminin giriş kapısı üzerine yerleştirilen kitabe şu şekildedir;
“Ol cenabı müftî Ankara Seyyid Mustafa yani Kantarzade Efendi kim ol merd hüda
Cümle evkafı salah üzere itmiş idi küzar Kari il Kur'an idi ol zatı ekrem daima
Çün işitdi ircii emrini hatıfdan o pir can dil bula idüp ol emri hakka iktida
İdi cek oğullarına tavsiye hayr ile yapdılar bu camii bâlâyı anlar bi-riya
Ya ilahi fahri alem hürmetine kıl kabul icra izafiyle me'cur ile fi yevm'il-ceza
İşbu hayr baki ile defterin lef eyle sayeban it farkına mahşerde envan hüda
Her kim okur ruhuna bir fatiha ihlâsla Anı cennetde ya Rab eyle câr-i enbiya
Hıfziya kıldım dua birle onun tarihi işbu cami’le bulur firdevs can Mustafa 1125”
Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.