Market etiketlerinde gizlenen yorgunluk
Artık market raflarında yalnızca ürünler değil, hayatlarımızın yorgunluğu da sergileniyor. Etiketlere bakarken yalnızca fiyat görmüyoruz; aynı zamanda geçim derdinin ağırlığını, alın terinin değerini, geleceğe dair belirsizliği de okuyoruz.
Market alışverişi eskiden sıradan bir ihtiyaçtı. Evin eksiklerini tamamlamak, mutfağa renk katmak, çocuklara küçük sürprizler almak… Şimdi ise alışveriş listesi, adeta bir strateji planına dönüşmüş durumda. Rafların önünde uzun uzun düşünüyoruz: “Şunu alsam bunu bıraksam mı, peynir yerine yumurta mı alsam, indirim günü beklesem mi?” Etiketlerde yazan rakamlar, cüzdanımızdan önce vicdanımızı zorluyor. Her fiyat artışı aslında sadece parayı değil, yaşam enerjimizi de tüketiyor. Çünkü artık market gezmek, ihtiyaç karşılamaktan çok hesap yapmaya dönüşmüş bir sınav gibi.
İnsanlar sepete koyduğu ürünleri kasaya gelmeden çıkarıyor. Çocuklar raflardan bir şey istediğinde, anne babaların yüzüne düşen gölge, aslında tüm bir toplumun yorgunluğudur. Bu yorgunluk sadece tüketicide değil, esnafta da var. Market çalışanlarının gözleri, her gün aynı sorularla yoruluyor: “Bu neden bu kadar pahalandı, indirim ne zaman gelecek, daha uygun ürün var mı?” Cevap çoğu zaman aynı: ellerinden gelen bir şey yok.
Çünkü fiyat etiketini değiştiren eller, aslında görünmez bir zincirin en alt halkasında duran işçiler. Onlar da aynı pahalılığın içinde ay sonunu getirmeye çalışıyor. Market etiketlerinde gizlenen yorgunluk, aslında bir ülkenin ortak ruh hâlidir. İnsanların eve dönerken taşıdığı poşetler, artık yalnızca gıda değil, aynı zamanda ekonomik kaygılarla doludur. Bir zamanlar torbaların içinden yayılan sebze meyve kokusu, şimdi yerini sessiz bir hesap defterine bırakıyor. Ama bütün bu tabloya rağmen hayata tutunan bir yanımız da var. İnsan, alışır, uyum sağlar, direnir. Çoğu aile, yemeklerini paylaşarak bereketi çoğaltıyor. Bazen komşular arasında dayanışma filizleniyor.
Bazen bir sofrada eksik olanı, yan masadan gelen bir tabak tamamlıyor. İşte bu küçük dayanışmalar, market raflarında kaybolan umudu yeniden diriltiyor. Yine de unutmamak gerekir: Fiyat etiketleri yalnızca rakam değildir. Onlar bir toplumun yaşam kalitesini, geleceğe dair umudunu, adalet duygusunu gösteren aynalardır. Etiketlere bakarken yalnızca domatesin, ekmeğin, sütün fiyatını görmüyoruz; aynı zamanda toplumun ruhunun yorgunluğunu da okuyoruz.
Market etiketlerinde gizlenen bu yorgunluk, sadece tüketiciye değil, yönetenlere de aittir. Çünkü bu yorgunluğu hafifletmek, yalnızca sofraları değil, yarınları da aydınlatacaktır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.