Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya: “Ankara gastronomide haksızlık edilen bir şehir”
Başkent, siyasi kimliğiyle öne çıkarken gastronomide geri planda kalıyor. Restorancılığın temellerinin atıldığı şehirlerden biri olan Ankara mutfağına dair Ulus’a konuşan şef Mehmet Yalçınkaya, “Ankara gastronomi konusunda haksızlık edilen bir il” dedi.
Memur şehri olarak bilinen başkent Ankara, siyasi kimliğiyle ön plana çıkarken gastronomide geri planda kalıyor. Özgün yorumları ve mutfak sanatına kattığı vizyonla adından sıkça söz ettiren ünlü şef Mehmet Yalçınkaya, Ankara mutfağına dair Ulus’a özel açıklamalarda bulundu. Ankara’nın Cumhuriyet döneminde restorancılığın temellerinin atıldığı şehirlerden biri olduğunu söyleyen ünlü şef, “Ankara gastronomi konusunda haksızlık edilen bir şehir” dedi. Yalçınkaya, başkentin çevresindeki Bolu, Beypazarı, Afyon ve Kayseri gibi illerin zengin ürün potansiyeli sayesinde Ankara’nın gastronomi merkezi olabileceğini vurguladı. Ankara’nın özel lezzetlerinden Ayaş domatesi, Beypazarı kurusu, Çubuk turşusu ve Ankara tavası gibi ürünlerin öne çıkarılması gerektiğini belirten Yalçınkaya, bir gastronomi festivalinin bu ürünleri ve yemekleri tanıtmak için önemli fırsat olduğunu söyledi.

“ANKARA GASTRONOMİ KONUSUNDA HAKSIZLIK EDİLEN BİR İL”
Ankara mutfağı hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Türkiye’nin tanınmış şeflerinden Mehmet Yalçınkaya, Ankara’nın Cumhuriyet döneminde restorancılığın temellerinin atıldığı şehirlerden biri olduğunu belirtti. Cumhuriyet dönemi Ankara’sındaki restoranların kaliteli ve beğenilen mekânlar olduğunu vurgulayan Yalçınkaya, “Aslında Ankara, gastronomiye çok uzak bir yer değil. Hatta İstanbul’dan sonra İzmir, Adana ve Ankara, gastronominin başlangıç noktalarından biridir. Mesela Ankara’da ilk açılan restoranlar daha sonra İstanbul’a gitmişlerdir. Yani burada o kadar çok beğenilmişlerdir ki bunlardan bir tanesi Karpiç’tir. Daha sonra İstanbul’da da Süreyya olmuştur. Ben de orada kısa bir dönem çalışma fırsatı buldum” diye konuştu. Başkentin gastronomi dünyasında hak ettiği değeri görmediğini ifade eden Yalçınkaya, “Ankara gastronomi konusunda haksızlık edilen bir il. Burası, gastronomi hayatının temellerinin atıldığı şehirlerden biridir” dedi.

“GASTRONOMİ MERKEZİ OLABİLİR”
Ünlü şef, Ankara’nın gastronomi alanında isim yapıp yapamayacağı sorusuna yanıt verdi. Yalçınkaya, “Ankara’nın gastronomi alanında isim yapması mümkün tabii, niye olmasın?” diyerek Ankara için umut dolu mesajlar verdi. Başkentin son dönemde ciddi anlamda geliştiğine de dikkat çeken Yalçınkaya, Ankara’nın çevresindeki zengin ürün potansiyeline şu sözlerle dikkat çekti:
“Ankara’nın çevresinde çok önemli ürünler bulunuyor. Ayrıca Ankara’yı besleyecek ve ürünlerin gelebileceği birçok il var; örneğin yakınında Bolu, Beypazarı, Afyonkarahisar ve Kayseri yer alıyor. Yani her ilden bir ürünün ulaşabileceği bir merkez burası. Bu açıdan Ankara, gastronominin merkezi olabilir mi? sorusunun cevabı olabilir. Zaten Ankara, bu işin başladığı yerlerden biri olduğu için gelişimi biraz daha hızlı olacaktır.”

“ANKARA GASTRONOMİSİNİN İSİM YAPMASI, DESTEKLE MÜMKÜN”
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en çıkan mutfaklarından biri olan Gaziantep mutfağını örnek veren Yalçınkaya, “Gaziantep’te çok farklı mozaikler var; Arap mutfağı var, Mezopotamya mutfağı var. Gaziantep hep kendi ürettikleriyle öne çıkıyor. Dolayısıyla Ankara daha çok siyasetle ve başkent kimliğiyle anıldığı için biraz geride duruyor olabilir. Ankara gastronomisinin isim yapması, yerel yöneticilerin ve bu işle ilgilenenlerin daha fazla destek ve ilgi göstermesiyle ileriye gidecektir” ifadelerini kullandı. Dışarıdan bakıldığında Ankara’nın gastronomi alanında bir şeyi yok gibi göründüğünü kaydeden Yalçınkaya, “Ayaş domatesi, Beypazarı kurusu, Çubuk turşusu… Ankara’nın kendine ait keçi peyniri, keçi pastırması, Ankara oğlağı, Ankara tavası gibi çok özel lezzetleri var” diyerek bu duruma katılmadığını belirtti.

“YEREL LEZZETLER ÖNE ÇIKARILMALI”
Ankara’da bir gastronomi festivali düzenlenmesi fikrine de değinen Yalçınkaya, başkentte böyle bir etkinlik yapılması durumunda olmazsa olmazları sıraladı. Yalçınkaya, “Öncelikle Ankara’nın gastronominin eski merkezlerinden biri olduğunu vurgulamamız gerekir. Ankara’nın ürünlerini daha fazla ön plana çıkarmalı ve ürün markalaşmasını hızlandırmalıyız. Bunların hepsi festival ve fuar bünyesinde daha etkili şekilde anlatılabilir” dedi. Festivalde öne çıkarılabilecek ürünler arasında Ankara buğdayı, keçisi, oğlağı, domatesi, turşusu, gözlemesi, bazlaması, vişnesi ve soğanı olduğunu belirten Yalçınkaya, “Ankara’nın çok sayıda ürünü var. Bu ürünleri öne çıkararak ve onlarla yapılan yemekleri gündeme getirerek gastronomi alanını geliştirebiliriz. Böyle bir festival olursa biz de seve seve hem destekçisi hem de etkinliğin içinde oluruz” ifadelerini kullandı.

“ASPAVA ANKARA’NIN KLASİKLERİNDEN”
Ankara denince akla ilk gelen lezzet duraklarından biri olan Aspava hakkında samimi değerlendirmelerde de bulunan Şef Yalçınkaya, Aspava’nın yalnızca bir restoran zinciri değil, aynı zamanda başkentin sosyal ve kültürel hafızasında yer eden bir buluşma noktası olduğunu belirtti. Markanın yıllar içinde şehirle özdeşleştiğini vurgulayan Yalçınkaya, “Aspava, Ankara’nın ilk yaygınlaşan restoranlarından biri. Herkesin Aspava ile ilgili bir anısı vardır. Öğrencilik yıllarında orada yemek yiyenler, gençlik döneminde orada vakit geçirenler, daha sonra Ankara’ya gelip deneyimleyenler. Her şehrin böyle klasik lokantaları vardır; Aspava da onlardan bir tanesi. Gayet de keyifli” diyerek sözlerin noktaladı.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.