Sağlık turizminin gözdesi: Kızılcahamam Kaplıcaları
Başkentin termal turizmde öne çıkan ilçelerinden biri olan Kızılcahamam, her yıl binlerce ziyaretçiyi şifalı sularıyla ağırlıyor. Bikarbonat, sodyum, klorür ve florür açısından zengin olan ve sıcaklığı 47 dereceyi bulan su birçok hastalığa iyi geliyor.
Başkentin termal turizmde öne çıkan merkezlerinden biri olan Kızılcahamam, her yıl binlerce ziyaretçiyi şifalı sularıyla ağırlıyor. Bikarbonat, sodyum, klorür ve florür açısından zengin, sıcaklığı 47 dereceye ulaşan termal su; hem içme hem de banyo kürleriyle farklı rahatsızlıklara yönelik kullanılıyor. Eklem rahatsızlıkları, kas ağrıları ve sindirim sistemi sorunlarına destekleyici etkileriyle bilinen kaplıca sularının, stres kaynaklı şikayetleri de hafifletebildiği ifade ediliyor. Kaplıca tedavisi pek çok hastalığa iyi gelse de, bazı hastalığa sahip kişilerin gitmemesi gerekiyor. Özellikle kronik rahatsızlığı bulunanların doktora danışmadan termal suya girmemesi önerilirken, seans sürelerinin en fazla 20 dakika ile sınırlandırılması gerektiği belirtiliyor.

ŞİFA ARAYANLARIN DEĞİŞMEYEN ADRESİ
Başkentin öne çıkan sağlık turizmi noktalarından biri olan Kızılcahamam, zengin termal kaynaklarıyla şifa arayanların listesinin başında yer alıyor. Yüzyıllardır kullanılan bu kaplıca suları, hem Türkiye’den hem de yurt dışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Bölgedeki kaplıcaların tarihi oldukça eskiye, Roma dönemine kadar uzanıyor. Rivayetlere göre, 1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı’nın ardından Timur’un da bölgede bir süre konakladığı ve kaplıca sularından faydalanmak istediği anlatılıyor. Sıcaklığı oldukça yüksek olan suya ayağını soktuğunda ise dayanamayarak “Aman Kızılcahamam!” diye bağırdığı, ilçenin adının da buradan geldiği belirtiliyor.

BİRÇOK RAHATSIZLIĞA İYİ GELİYOR
Kızılcahamam kaplıcalarında bulunan içme suyunun, içerdiği florür sayesinde özellikle osteoporoz açısından faydalı olduğu biliniyor. Bağırsaklarda görülebilen solucan ve kurt gibi parazitlerin tedavisine destek olabildiği, aynı zamanda sindirimi kolaylaştırıcı etkiler gösterebildiği ifade ediliyor. Bikarbonat bakımından zengin olan Kızılcahamam kaplıca içme sularının; boyun ve bel fıtığına bağlı ağrılar, kireçlenmeye bağlı eklem sorunları, sinir sıkışmasına bağlı uyuşmalar ve yumuşak doku romatizmaları üzerinde olumlu etkiler gösterebildiği belirtiliyor. Bunun yanı sıra mide rahatsızlıklarının iyileşme sürecine katkı sağlayabileceği de değerlendiriliyor. Ayrıca kaplıca suyunun stres kaynaklı rahatsızlıklarda rahatlatıcı etki oluşturabildiği, spor yaralanmalarından sonra ise genellikle 3 ila 4 haftalık bir sürecin ardından destek amaçlı kullanılabildiği ifade ediliyor.

BU HASTALIKLARA SAHİP KİŞİLER DİKKAT
Kaplıca tedavisi pek çok hastalığa iyi gelse de, bazı hastalığa sahip kişilerin gitmemesi gerekiyor. Bu kapsamda kanser hastaları, bulaşıcı ve ateşli hastalıklar, siroz ve lösemi gibi ciddi hastalıklar ile açık yarası bulunan kişilerin kaplıca kullanımından kaçınması büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra hemofili ve diğer kanama bozuklukları, astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıkları, karaciğer, akciğer ve kalp yetmezliği olan bireyler için de kaplıca tedavisinin uygun olmadığı belirtiliyor. Ayrıca, tansiyon ve epilepsi hastaları, aktif dönemindeki ülser hastaları ile daha önce kalp krizi geçirmiş ya da kalp ameliyatı olmuş kişiler için de kaplıca kullanımı riskli kabul ediliyor. Anemi hastaları ile sarılık, şeker hastaları, akciğer enfeksiyonu ve böbrek iltihabı gibi iç organların bulaşıcı hastalıklarına sahip bireylerin de kaplıca tedavisinden uzak durması gerekiyor. Endometriozis, akut tromboflebit, beyin damar tıkanıklığına bağlı felç geçiren kişiler, hipertiroidi ve vaskülit gibi damar iltihabı hastalıkları bulunan hastalar için de kaplıca tedavisi uygun değildir.
KULLANIMDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Kaplıca suyu kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunuyor. 70 yaş üzerindeki kişilerin, doktor kontrolü olmadan kaplıca tedavisine başlamaları kesinlikle önerilmiyor. Kaplıcada kalma süresinin ortalama 15 ila 20 dakika ile sınırlı tutulması önem taşıyor. Buna ek olarak günde en fazla 2 kez kaplıca suyuna girilebilir; ancak seanslar arasında yeterli zaman bırakılması önemlidir ve peş peşe girişlerden kaçınılmalıdır. Tıbbi amaçla kullanılan suyun sıcaklığının 36 ila 41 derece aralığında olması gerekiyor. Bunların yanı sıra kaplıca kullanımında yeme düzeni de büyük öneme sahip. Kaplıca kullanımına ne tamamen aç ne de tamamen tok halde başlanmalıdır. Hafif bir öğünden yaklaşık 1 ila 2 saat sonra suya girmek daha uygundur. Uygulama sonrasında ise en az 20 dakika dinlenmek gerekir. Termal su içinde bulunurken mümkünse oturur ya da dik bir pozisyonda kalınmalı, aşırı hareketten kaçınılmalıdır. Ayrıca kadınlarda gebelik, doğum sonrası ve adet dönemi süreçlerde kaplıca kullanımı genellikle önerilmemektedir.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.