• BIST 117.235
  • Altın 162,079
  • Dolar 3,7784
  • Euro 4,6204
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 9 °C
  • Konya 5 °C

2017’de bir garip ABD

Muhammed Gömük

Rüzgar gibi gelip geçen 2017 yılını yaşadık, ne güzel bir ülkede yaşadığımızı bir kez daha anladım. Bu ülkede zaman gerçekten de hızlı geçiyor ama dolu dolu hatta deli dolu geçiyor.
Değerli dostlarım, şimdiye kadar basında çıkan tüm yazılarımı kitaplaştırmaya karar vermiş bulunuyorum. Şöyle bir bakarken yazılarıma, ne çok şey yazmışım demedim, ne büyük bir ülkede yaşıyormuşuz dedim. Yazdıklarım her ne kadar fetullahçı terör odaklı olsa da uluslararası politikaya, makro iktisadi yapılara ve hatta küresel casusluk oyunlarına değinmeden duramamışım. 
Türkiye gibi bir ülkede yazar olmak hem kolay hem zor. Neden kolay derseniz malum ki malzeme çok. Neden zor derseniz herkes şair-yazar olmuş, kendinizi kabul ettirebilmeniz oldukça güç. Buna rağmen bazı makalelerimin yüz binden fazla tıklandığını bilmek, bazılarının ise ABD’deki mahfillerde mercek altına alındığını öğrenmek gerçekten heyecan verici.
2017 yılı içinde Rıza Zarrab Davası gibi 15 Temmuz’un rövanşı olan yeni bir post-modern darbe girişimiyle yüzleştik. Suriye’deki bataklığı kurutmak için dev adımlar attık. FETÖ mücadelesinde öldürücü darbeler vurduk. Silah sanayi başta olmak üzere millileşme yönünde dev adımlar atmaya devam ettik. Anayasa değişikliğine evet diyerek Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçiş yaptık. 
2017’nin sonu demek bir yandan da 2018’in başı demek oluyor. Bu itibarla yeni yıla gayet moralli, umutlu ve hedefleri büyütmüş şekilde girdiğimizi düşünüyorum. Artık bir Türk vatandaşı tüm dünyada daha dik yürüyor. Her ne kadar siyonist şer yuvaları Cumhurbaşkanımızın adını diktatöre çıkarmış ve bizi de diktatörlükle yönetilen bir ülke ilan etmiş olsa da son derece demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğumuzu herkes biliyor. Diktatörlükle yönetiliyor denen ülkemizde idam cezası yok; ama özgürlükler ülkesi denen ABD’de idam cezası var. Bizim ülkemizde gazeteci kılığına girmiş ajanlar, işbirlikçiler, teröristler ve bilimum hainler hapse atılırken sözde uygar Batı ülkelerinde sıradan gazeteciler hapishanelerde çürüyor. ABD hâlâ Guantanamo’nun hesabını verebilmiş değil. 11 Eylül 2001’deki tiyatroyu çok güzel sahneleyen ABD, Muavenet Zırhlımızın hesabını da verebilmiş değil. 
Her ne kadar bizdeki aklı evvel muhalifler her yanımız düşmanla doldu, dostlarımızı bile kaybettik diye veryansın etseler de acı olan gerçek şu ki sadece düşmanlarımızın maskesi düşüyor. Ak ile kara ortaya çıkıyor. ABD, Almanya, İsrail, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Ermenistan gibi ülkeleri dost sanan zavallılar; bu ülkeler şimdi bize düşman oldu diye zırvalarken kendi söylediklerine kendileri bile inanmıyorlar. AB hedefinden uzaklaştık diye tükürüklerini saçarak konuşanlar da var. Biz ABD hedefine ne zaman yaklaştık ki ey kıt akıllılar? AB’nin kendisi bile çok sefa açıktan “biz sizi aramıza almayacağız” dediği hâlde nedir bu pervasızca yaltaklanıp kaltaklanmanın sebebi?
2017’de biz kendi kimliğimizi bulmaya başladıkça ABD ve AB de kölelik, eziyet ve işkence üzerine kurulu kendi öz kimliğini bulmaya başladı. Tüm Avrupa’da ırkçılık hortladı. İslamofobi tavan yaptı. Fransa’da hard, İngiltere’de soft olağanüstü hâl var. Avrupa, her zamankinden daha fazla güvensiz ve kasvetli. ABD’de ise WASP denen White Anglo-Sakson Protestan Amerikalılarla aynı haklara sahip olmak isteyen Latinler, Kızılderililer ve Zenciler sürekli gösteri düzenliyor, haklarını artık daha yüksek sesle arıyor. Hâliyle oralarda da sokaklar savaş alanı gibi. Batı medeniyeti gümbür gümbür çöktü gidiyor. Hâl böyleyken bizim hâlâ onlara biat etmemizi, kendi kirli emellerine alet olmaya devam etmemizi istiyorlar.
Kim ne derse desin, kim neden kaygılanırsa kaygılansın, bu gidişat güzel bir gidişat. Çünkü biz zalimlerinin hücumuna uğrarken mazlumların ümidi oluyoruz. ABD’nin yeni dünya düzen dediği ütopyasını başına geçiriyoruz.
İşte böylesine güzel tablolara, ilginç enstantenelere sahip bir ülkeyiz; üstelik rengarenk dünyamızın en ortasında, en cafcaflı yerinde yaşıyoruz. Festival gibiyiz. Emin olunuz, bu ülkede yazıp çizmek her şeye rağmen çok keyifli. Yazdıkça bir başka güzel hissediyorsunuz kendinizi. Ben yazayım, siz yazın, onlar yazsın, bizler yazalım; hâsılı kelam yazalım güzelleşelim. 
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73