• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 20 °C

Amerika her şeyimizi kaydetti

Osman Akdoğan

Geçtiğimiz hafta sosyal medya hesaplarındaki gizli tehlikeye dikkat çekmiş ve sosyal medya mecraları üzerinden dünyada 3,7 milyar insanın kimliğinin ayırt edildiğini, özetle verilerinin tutulduğunu yazmıştım. (https://bit.ly/2B79z9W) 

***

Özellikle Amerika menşeili sosyal medya mecraları üzerinden insanlar, toplumlar ve devletler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmaya çalışıldığına dair öngörülerde bulunmuştum. 

***

Ajanlık faaliyetleri geçmişte yok muydu? Elbette geçmişte de yürütülüyordu. Onlarca yıl önce içimize çeşitli şekillerde farklı kılıflarla sızılarak insanlarımızın, toplumumuzun, bölgelerimizin haritası çıkarıldı. Sosyal medya mecraları bu kadar yaygınlaşınca ajanlık artık daha kolay hale gelmeye ve tam içimize kadar girmeye başladı. Anlatacağım bir anekdot ile sürecin nereden nereye geldiğini anlatmaya çalışacağım. 

***

Milli Görüş camiasının önemli isimlerinden biri olan, rahmetli Necmettin Erbakan’a yol arkadaşlığı yapmış Recai Kutan 1950’li yılların başında Devlet Su İşleri Diyarbakır Bölge Müdürü olarak atanır. Şehirdeki tarihi Ulu Cami’nde Cuma namazını kılmak için her zamanki gibi takım elbisesini giyerek yola koyulur, cami avlusuna girdiğinde Kutan, cami cemaatinin hemen dikkatini çeker. Camideki halk, takım elbiseli bir kişinin namaz kılmasına ilk kez şahit olur ve bu duruma bir hayli şaşırır. Şehirde ilk kez gördükleri yabancının kim olduğunu öğrenmek isterler. Takım elbiseli birinin o yıllarda camide namaz kılmasına çok şaşıran Diyarbakırlılar, Recai Kutan’a yanaşarak, ‘Beyim sen kimsin?’ der. 

Bu soruyu karşılıksız bırakmayan Kutan hemen kendini tanıtır, “DSİ bölge müdürüyüm. Buraya tayinimiz çıktı bundan sonra da inşallah beraber çalışacağız” sözlerini kaydeder. Halk, namaz kılan bir müdürün şehirlerinde görev yapmasına çok sevinir. 

Recai Kutan, bölgede hemen işlere koyulur, bölgeyi ihya etmesi düşünülen GAP projesiyle ilgilenir; dağlarda gezer, katırla çıkmanın bile zor olduğu köylere gider. O gittiği köylerde yurtdışından gelen ve o köylere yerleşmiş yabancı uyruklu kişilerle karşılaşır. Recai Kutan, batılı insanlarla o katırların bile çıkmakta zorlandığı köylerde karşılaştığı için bir hayli şaşırır ve “Burası bizim memleketimiz, bu GAP projesi olması buralara gelemeyeceğiz. Sizin burada ne işiniz var ?” diye soru sorar. Karşılaştığı kişiler, “Biz Avrupa’nın modern hayatından bıktık, doğal hayatı, sizi seviyoruz ondan dolayı geldik” şeklinde iyimser bir cevap verir. Bu yaşananlar Kutan’ın hep hafızasında yer etmiştir. 
Recai Kutan yıllar sonra Amerika’ya gittiğinde o yabancıların doğudaki o köylerde neden yaşadığını öğrenir. Kutan, “Bizim her şeyimizi çıkarmışlar. Hangi köyde kim var ? Hangi ilçede kim var ? Bunların arasında hangi sorunlar var ? Bunlar birbirleriyle nasıl kavga eder her şeyi biliyorlar” diyerek aslında o kişilerin doğal yaşam aşkına değil, ajanlık için gittiğini, bizi bir birimize düşürmek için zaaflarımızı, açıklarımızı yani her şeyimizi öğrendiklerini üzüntüyle belirtir. 

***

Demem o ki plan aynı plan sadece ortamlar, şartlar ve koşullar değişti. Teknoloji nedeniyle katırın bile çıkmakta zorlandığı köyde yaşamalarına gerek kalmadı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73