Mehmet YILDIRIM

Mehmet YILDIRIM

Milli Eğitim ve Milli Eğitim fonksiyonları

Milli Eğitim ve Milli Eğitim fonksiyonları

 Geçen hafta ki yazımda eğitimin sosyal bir vakıa olduğunu ve insanoğlunun milli tecrübe ve bilgileri eğitim vasıtasıyla nesillere aktardığına değindik. Ayrıca Milli Eğitimin, bu milli tecrübe ve bilgiyi işleyerek, inceleyerek ve geliştirerek, toplumu çağdaş topluluklar zirvesine ulaştırmak istediğini dile getirdik. Artık yeni yazımıza geçebiliriz.
        Eğitimin belki de en büyük ve önemli vazifesi, milli kültürü geliştirerek yeni nesillere aktarmasıdır. Sosyolog Emile Durkheim, eğitimi, toplumsal kalıtımın yani bir medeniyet ve kültür oluşturan tüm birikimin genç nesillere aktarmasıyla oluşan toplumsal bir olgu olarak değerlendirmektedir. Dolayısıyla okul olmasa dahi eğitim kendi varlığını devam ettirir. Ayrıca önceki yazımda eğitimin daha okul kavramı olmadan eğitimin var olduğunu okulun ise milli ve çağdaş eğitim ihtiyacından dolayı ortaya çıktığını söylemiştim. 
         Milli tecrübe ve bilgiyi devralan yeni neslin ilk vazifesi bu tecrübe ve bilgileri geliştirmek olup diğer medeniyetlerle kurulan temaslar sonucunda daha da zenginleştirmektir. Fakat bu temaslarda çizgi aşılmamalı ve o yabancı medeniyetin boyunduruğu altına girilmemelidir.
        Buradan çıkarmamız gereken husus Milli Eğitimimiz ne kadar milli olursa biz de milletçe var olmaya devam ederiz. Aksi takdirde tarih boyunca yok olan medeniyetler çöplüğünde bizde yerimizi alırız.
         O halde asıl konuya girelim. Eğitim sosyal bir vakıa olduğunu söyledik. Sosyal olgular, vakıalar ve müesseseler milli ve çağdaş ihtiyaçlara cevap veremediği takdirde fonksiyonlarını kaybeder ve yok olmaya yüz tutarlar. Eğer bu yok oluşa bir de başka millet, kültür ve medeniyetin hegemonyası da destek olursa, o millet veya milletlerin egemenliğine girmek kaçınılmaz olur. 
        O zaman Milli Eğitimimiz çağdaş olacak. Tüm beşeri tecrübelerden faydalanacak fakat bunu yaparken de kendi öz tecrübe, kültür, bilgi ve tavırlarından kopmadan onların ışığı ve desteği ile yapmalıdır. O vakit Milli Eğitim tam anlamı ile istinasız MİLLİ olmak zorundadır. Yoksa milli tecrübe ve bilgiyi geliştirme vazifesini devralacak yeni nesil başka milletlerin etkisinde kalıp yozlaşmaya yüz tutar. Bunu günümüz Türkiye’sinde gözlemlemek pek de zor değildir.
        Okullar da eğitim hayatına başlayan milli değer ve milli düşünceye hakîm her birey Milli Eğitimin milli ihtiyaçlara cevap vermediği alenen ortadadır. Milli eğitim ve öğretimin, milli değer, tecrübe, sosyal kültürel, ekonomik, politik değerlerimizi ve milli ham maddeyi çağdaş ihtiyaçlara göre işlemeli ve geliştirmelidir. Fakat milli eğitim fonksiyonlarını, aslına ve özüne uygun bir şekilde değer vermemekte ve yerine getirememektedir. 
      Milli eğitimin fonksiyonlarını Seyyid Ahmet Arvasi Türk İslam Ülküsü adlı eserinde dört başlıkta ele alır. Bu başlıklar şunlardır:
1.    Eğitimin Sosyal Fonksiyonları
2.    Eğitimin Kültürel Fonksiyonları
3.    Eğitimin Ekonomik Fonksiyonları
4.    Eğitimin Politik Fonksiyonları
      Bu başlıkları kısaca şöyle izah edelim:
      Eğitimin sosyal fonksiyonları şöyle özetlenebilir. Soysal bütünlüğü ve milli birliği güçlendirici, bu sayede sosyal sınıflar arasında ki farkları ve çatışmaları azaltmak ve bu ilişkileri yumuşatmak, sosyal tabakalar arasında dikey ve yatay hareketliliği sağlamak sureti ile sosyal hareketliliği hızlandırmak, tüm toplumda ki genç, dinamik ve yeni nesillere hiçbir ayrım ve ayrıcalık göstermeden öğrenim imkânların da ve eğitimde fırsat eşitliği tanımalıdır. 
       Kısaca eğitimin kültürel fonksiyonlarından bahsedelim. Milli kültürü işlemek, zenginleştirmek ve milli tecrübe ve bilgiyi yani ham maddeyi yeni nesillere doğru bir şekilde aktarılmasını sağlamaktır. Yeni neslin bu verileri hiçbir kültür emperyalizmine fırsat vermeden geliştirerek âlemşumul (üniversel)  eserlere ulaştırmaktır. Kültür temaslarına açık büyük şehirlerde, kültür sürtüşmelerinden kaynaklı olarak meydana gelen halktan kopukluğu, aydın ve halk arasında oluşan yabancılaşma problemlerini azaltmak veya yok edilmektir.
     Eğitimin ekonomik fonksiyonlarını da şöyle özetleyelim. Milli eğitimin ihtiyaçlarına göre teşkilatlanmak, okul açmak, personel yetiştirmektir. Birey veya toplulukların üretim gücünü arttıracak teknolojiyi eğitim vasıtasıyla bulmak geliştirmek, ekonomik büyüme ve ekonomik alanda meydana gelen değişimlere göre yeniden şekillendirilmesini sağlamaktır. Kısaca ekonomiyi güçlü, akıllı ve bilgili tüketiciler, zeki ve namuslu girişimciler, çağdaş ekonomik savaşlarda milletimizi ve devletimizi savunacak kadrolara vermektir.
      Eğitimin politik fonksiyonlarından da şöyle bahsedebiliriz. Her milletin eğitimi, siyasi sistemine, ideoloji ve ulaşmak istediği ülkü ve davasına uygundur. Dolayısıyla bireyleri bu ülkü ve dava üzerine geliştirir, yetiştirir ve kadrolaşmasını sağlar. 
       O vakit; Milli Eğitim sistemimiz, milletimize uygun, ata mirasına özgün ve hiçbir milletin egemenliğinde kalmadan çağdaş olmalıdır. Bu nedenle biz Türk-İslam Ülkücülerine düşen vazife milli ham maddeyi geliştirecek ve işleyecek kadroların oluşmasını ve teşkilatlanmasını sağlamaktır. 
      Selametle

                                                                                                Mehmet YILDIRIM        
          
        

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR