Serhan Yetkinşekerci

Serhan Yetkinşekerci

Neden Kopya Çektik?

Neden Kopya Çektik?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Ödülleri töreninde, ‘’İki alanda arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamamış olmaktan dolayı fevkalade üzgünüm, bunlardan biri eğitimdir, diğeri kültür sanattır.’’ dedi.

Bu değerli özeleştirinin ardından bir hafta geçti ancak, birkaç köşe yazarı dışında bu sözün üstünde duran olmadı. Ne ciddi bir programda ne de bir haberde bununla ilgili tek bir ciddi, düzeyli tartışma (ki nimetten sayılır oldu), analiz göremedik.

SEBEBİ ORTAK OLAMAZ MI?

Kabul, zor günler geçiriyoruz. Şehit haberlerinin, terör saldırılarının ardı arkası kesilmiyor, ‘sırası mı kardeşim kültür sanatın millet can derdinde!’ diyebiliriz. Lakin, bu zor günlerin ve kültür sanattaki kopyacılığın, eğitimdeki rezaletin sebebi ile ülkemizin şu anki durumunun sebebi ortak olamaz mı?

Bu sorunlardan birisi olan eğitim, aslında tüm sorunlarımızın kaynağı ve de çözümün ta kendisi olamaz mı?

SIFIR KİLOMETRE DÜNYA

Şimdi tüm hayatımızı, ülkemizi, dünyayı, insanımızı bir kenara bırakalım…

Sıfır kilometre bir toprak parçası ve bu toprak parçası üzerinde yaşayan insanlar düşünelim. Ortak gayemiz geçim. Hür, refah içinde, güvenli, istikrarlı bir hayat. Peki, bunu sağlamak için ne yapmalı?

Öncelikle üretmek zorundasınız, sizin, çevrenizin ve sizden sonrakilerin devamlılığı buna bağlı. Ancak üretim süreklilik ister. Bu sürekliliğin sağlanması için de her şeyden evvel yaşadığınız topraklar güvende olmalı. İnsanlar güven içinde hissetmezlerse, asayiş ve sürekli bir kaygı hüküm sürmeye başlarsa üretemezsiniz,  katiyen ilerleyemezsiniz. Ortaya çıkabilecek tüm kaosların katili adalettir. Güven duygusunu tesis etmenin yolu yalnızca adaletten geçer ve adalet bilgelik ister. Bilgelik ise akıl ve eğitimle nefes bulur. Topraklarımızdan deha fışkırmasına gerek yok, insan doğru eğitilsin yeter. Peki, bu eğitimi kim verecek? Neye göre eğitim verilecek? Ölçütler neye göre belirlenecek? Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sizin nasıl bir millete, nasıl bir uygarlığa dönüştüğünüzü gösterir zaman içinde. Ülkenizde olup bitenler, siyaset, terör, ekonomi, spor, sanat hepsinin cevabı o ölçütlerde yatar… Kısacası eğitim, mevcut sorunlarımızın kaynağıdır.

Tüm bunlar işin temel mantığı tabi. Eğitim sorunumuzu derinlemesine inceleyecek olursak beşik ulemalığına kadar gitmek gerek. Belki daha sonra onları da parça parça değerlendiririz. Eğitim tek başına sihirli değnek olmasa bile en azından son yıllarımızı göz önüne alarak, bir toplumun mevcudiyetini korumada kilit rolü olduğunu söyleyebiliriz. Hadi anonim dünyamızdan çıkalım ve biraz da somut örnekler üzerinden gidelim.

MEB’E 4. HAKEM ATANSIN

Eğitim sistemimiz tam bir kaos. Hem  de ne kaos! Oyuncu değişikliği yapar gibi sistem değiştiriyoruz iki dakikada! Denek oldu yavrucaklar. Öyle ki ne veliler ne de öğrenciler takip edebiliyor artık değişimi. Milli Eğitim’e dördüncü hakem ataması yapılsa yeridir! 4+4+4 çık, bilmem kaç + kaç + kaç oyuna gir… Açığa almalardan dolayı yaşanan öğretmen rotasyonunu saymıyorum bile. En azından mantıklı bir gerekçesi var.

CANAVARA DÖNÜŞTÜRDÜLER

Kuşkusuz bu baş döndürücü değişiklik döngüsü, FETÖ’nün ülkemize acı bir mirası oldu. Milli Eğitim’i yerle yeksan ettikleri ya da vaktiyle öğrencileri, anne babaları, dershanelere mahkum ettikleri de  yetmedi, üstüne vaktiyle beynini yıkadıkları çocukları, birer canavara dönüştürdüler. O çocuklar ki büyüyüp subay, astsubay olup, millete silah çekti, ateş açtı. Yargıda birbirinden korkunç komplolar kurdu. İşin en can yakan tarafı ise, tüm bu ‘eğitim’in din kisvesi altında verilmesiydi. Sınavlarda yapılan usulsüzlüklerden ve liyakat kavramının çiğ çiğ yenilmesinden bahsetmiyorum bile.

EĞİTİMİN FARKI

Az evvel dedik ki, önce eğitim sonra adalet, sonra güven ve istikrar ortaya çıkar. Kısacası üretimin devamlılığı sağlanır. Bu hainler, önce kendi sermayesini oluşturdu ve çok güçlendi. Askerini yetiştirdi TSK’mizin içinde yetmedi hakim ve savcılar yetiştirdi. Peki kimle, nerede ve nasıl? Öğretmenle yaptı. Yani eğitimle. Bakınız; Adil Öksüz. Yolda görseniz vasat bir adam derdiniz. Ama tuğgeneraller, tümgenerallerin olduğu yerde harekat yönetiyor. Kim bilir kaçını yetiştirdi, onlar gibi. Alın size eğitimin ve eğitimcinin farkı.

Nelere kadir!

Liste uzar gider, geçmişte dolaşır, geleceğe taşar, kendimizce çözümler de ortaya koyabiliriz vs… Burada önemli olan nokta, eğitimin önemini kavramak.

Son olarak, gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özeleştirisine…

‘Kültür sanatta kopya…’ iyi de neden?

Özgün değiliz. Kendi tarihinden, bağlarından, köklerinden kopmuş bir millet nasıl özgün bir ürün ortaya koyabilir? Kusura bakmayın ama hiçbir şey ortaya koyamaz. Çünkü özgün eğitim yok.

Gelelim kültür ve sanata…

BU PASTA BİZİM DEĞİL

Kültür; uygarlıktır, birikimdir, kocaman bir pastadır. Sanat ise o pastanın çileğidir. Pasta bizim pastamız olmaktan çıkmış kendi malzememiz, kendi tarifimiz değil ki özgün bir şey ortaya çıksın. Karşı komşuyu pasta yaparken seyredip aynısını yapmaya çalışıyoruz. Olmaz kardeşim! Tutmaz o kıvam, tutsa da senin damak tadına uygun değil, kaldırmaz miden. Senin hala DNA’larında gezmekte olan bir damak tadın bir mutfağın var. Sözün özü, kendi tarihin, uygarlığın, kültürün, birikimin var. Bunları fırlatıp bi kenara atamazsın. Atmaya kalkarsan da böyle kopya çekmekten başka çare bulamazsın.

Özetle; özgün bir sanat, kültürümüzü zenginleştirmek, üretim ve istikrarın baki olduğu, adil, huzurlu bir topluma dönüşmek istiyorsak, işe eğitim sorununu çözerek başlamalıyız.

Eğitimde sonuç almak hususunda, kronik hastalığımız olan sabırsızlığa dikkat edelim. Aceleci olmamalı zira, eğitim süreç ister.

Şöyle örnekleyelim:

Bir ülkede ekonomik bozulursa, 1-2 senede,

Siyaset ya da bürokratik işleyiş bozulursa 3-4 senede,

Eğitim sistemi bozulursa 10-15 senede ancak toparlarsınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR