• BIST 1.127
  • Altın 441,876
  • Dolar 6,9718
  • Euro 8,1794
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 27 °C
  • Konya 20 °C

Nesli İfsata dur 2

Alperen Aydın

Geçtiğimiz haftalarda ‘’Nesli İfsata Dur! -1’’ başlıklı yazımızda gençlik üzerine oynanan oyunların açık şekilde oynananlarını ele alıp sizleri bilgilendirmeye çalışmıştık. Serimizin ikinci bölümünde İnşallah gençliğimiz üzerinde kapalı olarak oynanan oyunları ele almaya çalışacağız.

1- Selefilik: Allah'ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye'ye "Sıfâtiyye" de denilmiştir. Haşa Mesela, Kur’an-ı kerimde geçen, Allah’ın eli, yüzü vb. sıfatlarını gösteren ifadeleri, kendi düşüncelerine ve konuşma dilindeki manalarıyla kabul etmek…

Sizlere bir konudan konuştuklarında genellikle kaynaklarının ehli sünnete muhalif düşmüş İbn-i Teymiyye ve Mevdudi olduğunu görürsünüz. (Seyyid Kutub’un yanlış olan görüşlerini de buraya ekleyebiliriz) 
Genelde tefsir üzerinden değil meal üzerinden hareket ederler. Siz karşı çıktığınızda Allah Kur’an’da böyle buyuruyor diye bir ayetin mealini önünüze getirerek sizi ikna etmeye kalkarlar. Burada tefsirin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Müslümanlar bu tip durumlarda o ayetin ehli sünnet zatların tefsirine, önüne ve arkasına mutlaka bakmalılar.

Bunlar özellikle konuştuklarında ‘’Tağut’’ ve ‘’Tevhid’’ (Tevhid Ehli) gibi kavramlar üzerinde sıkça dururlar. Bu demek değildir ki bizler tağutu reddetmiyoruz ya da tevhid ehli değiliz. Bizler tağutu reddediyoruz ve tevhid ehliyiz lâkin selefiler bu kavramları kendi görüşleri için kullanarak istismar ediyorlar. Genellikle selefileri bu üstünde durduğumuz noktalardan fark edebilirsiniz. Çünkü sizlere ben selefiyim diye gelmeyecekler ve ehli sünnet olduklarını ifade edeceklerdir… 

2- Kürsüdeki Cahiller: Son zamanlarda daha çok görülmeye başlanan bir durum bu. Üzülerek ifade etmek gerekir ki ahlaki olgunluğa, nefisi ıslah etmeye erişememiş insanlar, bugün çok rahat bir şekilde kamera karşısında ya da gerisinde din anlattıklarını zannediyorlar. Arkadaşlar, şu durum bir gerçektir ki belli aşamalara gelmeden belirli bir terbiye ve ilim alınmadan yapılan İslami gözüken hizmetler öyle oluyor ki hizmetten çok hezimete dönüşebiliyor. Lütfen dinlediğiniz/izlediğiniz insanları dikkat ederek dinleyin, izleyin. Hepimiz isteriz ki İslamiyet’i seven her insan koştursun, anlatsın. Ama bunun yararını zararını hesap etmek gerek. Her işte olduğu gibi bu iş de emeksiz, çabasız olmuyor; adapsız, edebsiz olmuyor. İkinci olarak, anlatan kişinin kendi mi ön plana çıkıyor yoksa davası mı? Bu da tesbit yönünde faydalı olacaktır. Gerçekten bazılarının iyi niyetlerine binaen bunlara çok sabrediyoruz lakin İslamiyet’e yakışmayan durumlarda ısrar edenlerin yakasından da düşmeyeceğimizi buradan da ifade edelim. Gençlerimiz her Allah diyeni faydalı sanıp koşulsuz şartsız tabii olmasınlar, ehli sünnete göre baksınlar, dikkat ederek takip etsinler.

3- Hak Olmayan Mezhepler: Bu noktada başı çeken hiç şüphesiz İrancılardır. İslam devleti, şeriat propagandası altında Humeyni ve İran sempatisi kazandırıp sonuç olarak milletimizi Şia’ya yaklaştırma stratejisi izliyorlar. Bunlar zaten işi Humeyni’ye, İslâm devrimine getirdikleri anda maskeleri düşer, çabuk fark edilir. Lâkin daha dikkat edilmesi gereken grup, takıyyeyi ustaca kullanarak açıktan irancılık Humeynicilik yapmadan Hz. Muaviye’ye yönelik alçaltıcı ifade kullanan gruptur. Bunların oyununa gelmemenin biricik yolu da ehlisünnetin Hz. Muaviye hakkındaki görüşlerini çok iyi bilmektir. Bu konuda daha iyi bilgi almak isteyenler ‘’Şia’’ başlıklı yazımızı okuyabilirler. 

4- SADECE KURANCILAR: Bunlar mealcilerdir,  gelir Kur’an bize yeter der fakat tutup Hadis-i Şerifleri reddederler veyahut hadisi şeriflerin itibarını zedelemeye kalkan hadsiz bir gruptur. Anlaşılması zor olan hadisleri önünüze koyup sizi ikna etmeye kalkarlar. Bu konunun da ilacı hadis ilminin önemini kıymetini kavramaktır. Hadisi Şeriflere yapılan hakaret ve alay doğrudan Resulullah (s.a.v) efendimize yapılmıştır. Yine bunları anlamak kolaydır. Bunlara fırsat vermemek Ümmetin genel sorumluluğudur.

5- MODERN VE ILIMLI İSLAM: Kimisi genelen ehli sünnete uyup da bazı kilit noktalarda öyle bir batıl yerleştirir ki o kadar doğrunun içinde o yanlışı görebilmeniz zor olur. Burada verebileceğimiz en güzel uyarı; ÇAĞIN GÖZÜYLE İSLÂM’A BAKILMAZ! İSLÂM’IN GÖZÜYLE ÇAĞA BAKILIR! HARAMLAR KIYAMETE KADAR HARAMDIR! İkinci olarak genelen bunlar Yahudi ve Hristiyanların cennetlik olduğuna lafı getirip bunlarla dost olma ve birtakım sevecen yaklaşımlarla DİNLER ARASI DİYALOG SAFSATASINA hizmet ederler. Biz biliriz ki Allah katında tek din İslâm’dır! Müslüman kâfirden üstündür! Hilâl haçla yan yana gelemez! Sonra harama direk haram diyemezler teferruatını bahanesini uydurup fitneye sebep olurlar. Zaruri durum derler, böyle İslâm’a daha uygun derler giderler tesettüründen, dininden, kitabından taviz verirler. Hakk’a hizmet diyerek batıla hizmet eden aptal topluluğudur. Bunun da temel noktalarını anlatmaya çalıştık.

Türk İslâm gençleri açık ya da kapalı olarak üzerimize oynanan oyunları görebilecek ferasette güzide bir topluluktur. Alperenler daima hem kalem alanında hem meydanda İslâm’a uzanan elleri kıracaktır.
Sevgili okurlar! Bütün bunları fark etmek, maskelerini düşürebilmek ve bunlara meydan vermemek için dualarınızı önemle bekliyor, yüce Rabb’imden ümmetimizi, milletimizi bu şer topluluklardan arındırmasını niyaz ediyorum. Görüşmek üzere…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73