• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Konya 21 °C

Protokol rezaleti!

İsmet TAŞ

Protokol kelimesinin birçok anlamı var. Ancak biz, bizim kastettiğimiz anlamda anlatmaya çalışacağız. Yani protokol, “Önde Gelen Kişiler” anlamında kullanılacaktır. 
Protokol işlerinden sorumlu, müdür, şef, memur ne kadar görevli var ise, tebdili kıyafet edip halkın arasına karışıp törenlerde uygulanan protokol ile ilgili olarak halkın ne düşündüğüne dair görüşlerini alsınlar. Veya biraz daha üste çıkalım, Devlet bir araştırma yaptırsın konu ile ilgili olarak, önde gelen protokole mensup zevat, kar da, kışta, yağmurda, güneşte, en uygun şekilde oturumu sağlanırken, halkın ne durumda olduğunu, hangi ruh halinde bulunduğunu araştırsın.
    Halkla aralarına demirden bir perde çektiklerinin görecekler.  Halkın onlara öfkeyle baktıklarını anlayacaklar.   Halkın içinden geçenlerin neler olduğunu bilecekler vs. 
Geçen hafta ki yazımızda vurgulamıştık! Halktan uzaklaşmayın, halktan kopmayın, halkla aranıza mesafe koymayın, halka tepeden bakmayın, onların içine girin, onlardan biri olduğunuzu gösterin vs. diye.
Sayın Devlet Başkanımız, aynı konuyu tevazu ve alçak gönüllük olarak dakikalarca anlattı. Sanıyorum birilerinin bir kulağından girdi öbür kulağından çıktı. Anlamadığım ise, her konuda Sayın Devlet Başkanımızın emirlerimi gerekiyor. Bu kadar basit sıradan bir konunun çözümü için emir mi bekleniyor?  Böyle bir mantık olabilir mi?
Aslında bu günkü yazımızın konusu bambaşka bir konu olacaktı. Türkiye’nin kanayan yaralarından bir olan Adnan Oktar meselesine neşter vurulması, halkın yaşadığı çok büyük bir memnuniyeti dile getirecektik. Ancak, 15 Temmuz törenlerinde yaşanan rezaleti görünce, duyunca, protokol rezaletinin, halkın gönlünü derinden yaraladığını bir kez daha görmüş olduk.  Ve bu rezaleti yazmaya karar verdim.
15 Temmuz… Türk Tarihinin görülmemiş hainliği. Türkiye’yi işgal hareketi. Fetöcü hainlerin Ülkemizi emperyal güçlere peşkeş çekme gayreti. Türkün Özgürlük Mücadelesi. Demokrasi Bayramı. Türk Milletinin emperyal güçlere karşı baş kaldırışının zaferi. Bütün dünyaya, bizi köleleştiremeyeceksiniz, bize baş eğdiremeyeceksiniz, bizi alt edemeyeceksiniz, bizi yenemeyeceksiniz in verdiği mesaj. Türk Milletinin emperyal güçlere verdiği en ciddi mücadelelerden biri ve kazandığı zafer. 
Böyle bir gün de yapılan, “Anma” toplantılarına bir bakın.  Sanki Devlet Başkanımız, alçak gönüllü olun, tevazu sahibi olun, halkla iç içe olun dememiş gibi, katı, koyu bir protokol uygulandı. Bizzat şahit olduğum, Ankara 15 Temmuz şehitleri için yapılan anma toplantısında yaşandı. Orta alanda protokole ayrılan yer, yan ve geri taraflarda, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınları. Ve akşam ki kutlama ve anma törenlerinde birçok ilden aynı konuda ciddi şikâyet ve tepkiler geldi.
Oysa ki, en ön sıralarda bu kahraman halkın fedaileri oturması gerekmiyor muydu?  Protokolünde bu insanların arasında olmalıydı. İç içe, omuz omuza, birlik ve beraberlik mesajı vererek. Bizde sizdeniz, ayrımız gayrımız yok dercesine. Böyle bir mesaj verilse, halkın gönlü alınsa kötü mü olurdu? Bu durumun onları ne kadar mutlu edeceğini tahmin bile edemezsiniz ki halkın buna şiddetle ihtiyacı var.  
Elbette protokolün uygulanacağı yerler var. Diplomatik görüşme ve toplantılarda, devletler arası ilişkilerde, çok özel toplantılarda vs. 
Bir görevliye neden bu kadar katı bir protokol uyguluyorsunuz dediğimde, “Güvenlik Nedeniyle” demesi, kimsenin neyi neden yaptığının bilmediğinin ifadesi olarak algıladım. Zaten alana girerken herkes sıkı sıkı aranıyor, kontrol ediliyor. Hem de birkaç kez. Bir il den arayan bir arkadaşımın ifadesi daha da acı, “Önde ilin mülkü amirleri, il başkanları, parti temsilcileri, müdürler vs. oturmuşlar arka planda 80-90 yaşındaki insanlar ayakta töreni izliyor. Böyle bir rezalet olmaz diyerek töreni terk ettiklerini söylüyorlar.  Elbette diğer illerde farklı değil. 
Şimdi soruyorum size, hangi vicdan, hangi akıl bunu kabul eder?  O arkadaşım ve daha birçok kişi protesto ederek töreni terk ettiklerini ifade ettiler.  Bana da bu durumu yazmam için rica ettiler. 
Şekilcilik, göstermelik yapılardan uzaklaşıp, daha gerçekçi işlerin yapılmasının zamanı gelmedi mi?
Türkiye’de yeni bir dönem başladı. Eski köhnemiş zihniyetler çöp sepetine atılmalı. İlkel halktan kopuk metotlar terk edilmeli. Halkın bulunduğu yerlerde protokol uygulanmamalı. 
Halkın önemsendiği, dikkate alındığı değer verildiği, ideallerinin hayata geçirildiği bir topluluk gelişmenin, yükselmenin, muasır medeniyetler seviyesine çıkmanın temel taşıdır. 
Halkın güvendiği, inandığı, benimsediği, uğrunda ölmeye değer buldukları yöneticiler ise, başarıdan başarıya koştuğu unutulmamalıdır. 
Halk, “Başınızdaki kara üzüm tanesi kadar siyah bir zenci dahi olsa itaat ediniz” anlayışına uygun yaşamaktadır. Yöneticiler bunun bilincinde olup,  halka layık olmalıdırlar. 
Bir, “Fetih Toplumundan” Fatih Sultan Mehmet Han çıktığı unutulmamalı. 
Kalkınmanın, gelişmenin, büyümenin, halkla iç içe olarak gerçekleşeceği gerçeği asla gözden ırak tutulmamalı. 
 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73