• BIST 94.896
  • Altın 279,239
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 13 °C

STK'lar ve siyaset

Emrah ÖZCAN

Bazı sivil toplum kuruluşları siyasi partilerin arka bahçeleri gibi çalışıyor. Günümüzde STK’larla siyaset nerdeyse özdeşleşmiş durumda. Siyasi çevreler kendilerine yakın olan, STK’ları -hem maddi anlamda hem manevi anlamda- ciddi oranda destekliyorlar. Bu yüzden de bazı STK’lar bir nevi parti propagandası yapan kurumlar haline gelmiş durumda. Oda, sendika, vakıf ve derneklerin neredeyse hepsi siyasi bir ideolojiye bürünmüş. Bunu da bir menfaat ilişkisi olarak yorumluyorum.

Bazı istisnalar hariç tabi. Elbette işini düzgün yapan, kuruluş amacı doğrultusunda toplum yararına işler yapan STK’lar da var. Ama diğerleri o kadar fazla ki işini düzgün yapanlar dahi arada kaynıyor, dikkat çekmiyor. 

STK’ların bu kadar siyasetle içli dışlı olmaları(güç sahibine yakın olmaları) toplum yararına işler yapmalarına engel teşkil ediyor. Taraflı ve yanlı hareket etmeleri objektif olmalarını, aynı zamanda STK’ların siyasetle bu kadar girişik olması, bu kurumların bir çıkar kapısı olarak görülmesine neden oluyor. Bu kurumlar makam sahibi olmak, siyaset hayatına atılmak, ya da farklı kazançlar elde etmek isteyen art niyetli kişilerin hedefi haline geliyor. Bu kurumlarda yönetim ele geçirildi mi, bir daha kolay kolay değişmiyor. Yönetimi ele geçiren grup, sürekli kadrolaşma peşine düşüyor. Kendisine rakip olan ya da olması ihtimal kişileri dahi alengirli işlerle kurumdan uzak tutuyor. Böylece oturduğu koltuğu birkaç yıl daha sağlama almış oluyor. Hiç kimse de yönetime, kuruluş amacını, üyelerin yönetime katılımını, şeffaflaşmayı, mali yapıyı sormuyor, soramıyor.

Günümüzde bazı odalar, sendikalar hatta hemşeri dernekleri dahi siyasi bir yapıya bürünmüş durumda. Birçoğu üyelerinin heterojen yapısını göz ardı ediyor. Üyesi ya da takipçisi olduğunuz bir hemşeri derneğinden telefonunuza bir siyasi partinin mitingine katılım ya da destek mesajı gelebiliyor. Hal böyle olunca da sivil toplumun demokratik ve katılımcı gelişiminin önü tıkanıyor. Demokratik kültürlerde,  oy isteyen siyasiler toplumsal çıkarı ön planda tutan STK’ların peşinden koşuyor. Bizde ise işler tam tersi şeklinde çalışıyor. Bu da menfaat-çıkar ilişkisini gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak STK’ların hiçbir partinin himayesinde olmaması gerekiyor. STK’lar parti vesayetine girdikleri an, STK olma özelliği gerektiren temel esaslarını kaybetmiş oluyor. Güç sahibi partilerin himayesi altında hareket eden STK’lar zamanla siyasileşerek, sivil toplum özelliğini kaybediyor. STK’ların yönetim üzerindeki etkinliği ne kadar fazlaysa o kadar doğru yolda biliniyor. İşler tam tersine döndüğünde ise durum ne yazık ki bizdeki gibi bir hâl alıyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73