• BIST 99.028
  • Altın 281,698
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 14 °C

Telefon    

Ali İlkbahar

Yıl 1959, mahallemizde bir televizyon var. O da Almancı Mehmet amcanın televizyonu. Günlük iki saat TRT yayını olur. Bütün komşular ailecek gelir. Bayraklı İstiklal Marşı’yla başlar. Bayraklar biter. Telefon koca mahallede bir bakkalda bir de bekçi başı dediğim İsmail amcalarda var. İsmail amcaların telefonu devamlı arızalıdır. Bakkalda da konuşulmaz.

1959 yılında yetişmemde çok emeği olan babaannemi(ebem) kaybettik. O; okulum, arkadaşım, sırdaşım, Seher’i çok severdi. Yemek için beni beklerdi. Ben gelmeden yatmazdı. O’nun ölümü demek okulumun kapanması, arkadaşımı kaybetmem, sırdaşımla sırlarımın gitmesi, güzel hasretleri bende ince ince işleyen insan mimarı ebemi kaybettim.

Arkadaşlar arasında isyan ederiz, hayır kabul etmeyiz deriz. Mızıkçılık yaparız, olanı olmamış gibi bir yola koyardık. Ama ebemin ölümü çok derinden üzülmemize rağmen bir kabul var ‘Veren de alan da O!’. O, sevdiğine devamlı anlattığına şükrettiğine, O’nun rızası için namaz kıldığı, oruç tuttuğu, hayırlı bir kul olmak için çırpınan ebem Rabb’ine kavuştu. 

Babam beni aldı ve pastaneye gittik. Görevliye: 

-Anam vefat etti. Cenazeyi köye götüreceğiz. Haber verelim ki mezarı hazırlasınlar.

Memur: 

-Normal mi, yıldırım mı olacak?  Sabah saat 08.30

Babam:

-Yıldırım olsun.

Memur telefonun kolunu çevirdi, çevirdi… Karşı tarafa ‘yıldırım olacak’ dedi.

Babam iki bina ileride tuhafiyeciden kefen vs. almaya gitti. Gelirse de hemen haber ver, dedi 10:30’da. Saat 11:00’da babam geldi. Ne olduğunu sordu. Memur bağlanmasını beklediğini söyledi. Öğlen oldu…İkindi oldu… Memur ‘mesai bitti iş yerini kapatıyorum’ diyerek çıkmamızı istedi. Ben şaşkın, babam da ne yapacağını şaşırdı, çaresizdi. Oradan yürüyerek Etlik Garajlarına gittik. Köye giden minibüslerden birini bulduk. Babam durumu anlattı. Sabah 6’da dolmuş alınacak bizim eve gidilecek. Akrabaları ne zaman defnedileceğini soruyorlar. Babam, köyle görüşemedik gittiğimizde mezarlık ne zaman hazır olursa o zaman defnedeceğiz diye bilgi veriyordu. Bir gün boyunca cenazemizi köye götüreceğimizi haber vermek için ulaşamadık. 

Geçtiğimiz günlerde spor salonuna gittim. Adam yürüyüş bandında hem yürüyor, hem de telefondan bir şeyler yazıyor. Kolay gelsin, dedim ama duymadı.

Memur mesaide fırsat buldukça bir iki telefon edip sosyal medyada dolaşıyor. Bazen başına geleni görmüyor, duymuyor. 

Arabada, metroda, otobüste, dolmuşta önceden ya hâl hatır sorulurdu ya da etraf seyredilirdi. Eğer iki iş yapıyorsa uyunurdu. Sanki robotlar oturuyordu. Bakmayanlar, görmeyenler… Çevreden kopuk telefon esirleri…

Taziyeye gittik rahmetlinin yakını üzgün ama elindeki telefona bakıyor, yazıyor da yazıyor. Gelenlere hoş geldin, gidenlere de güle güle. İkisi arasında olmayanlar.

Misafirlikte, evde ailecek telefon, yarısı birbirlerinden kopmuş aynı odadaki aile veya sadece çay içilirken varsa bir şey yenilirken telefona ara verilen misafirlikler var.

Düğünlerde, restoranlarda, kurulan gruplarda durmadan telefondan mesajlar hatta Camii grubumuz bile var.

Mesajlaşıyoruz, gruptan yazışıyoruz.

Bizim zamanımızda kitap, gazete okunurdu, kütüphaneye üye olurduk. Dergiler inceler araştırırdık. Ya şimdi; tablet, telefon onların yerini aldı. Okumuyoruz, araştırmıyoruz, incelemiyoruz. Okuduğumuz romanların kahramanlarını hayal eder, kitapla ortak tarafımız olurdu.

Evde baba ayrı, anne ayrı, çocuklar ayrı, konuları da farklı. Evdeler ama birbirlerinden haberleri yok. Ancak baba aile grubundan çay isterse çayın gelmesi için bir hareket oluyor. 

Camide hoca minberden insanlara Allah’ın rızasını kazanmaları, makbul bir kul olmaları için ne yapmaları gerektiğini anlatıyor. Cemaatteki yaşlıların dışında arka taraflarda gençler ellerinde telefon…Herkes kalkarsa hutbenin bittiğini anlıyor. 

Yatarken telefonda son görevler bitiyor. Hemen yanında telefonla yatılıyor. Sabah ilk uyandığında telefona bakılıyor. 

Sınırsız bir alan olan sosyal medyada kayboluyoruz. Telefonsuz yaşayamıyoruz. 

Asgari ücretlilerin elinde bile çok pahalı telefonlar var. Zaruri ihtiyaç maddeleri önceden ekmek, su yağ, muhabbet idi. Şimdiyse birinci sırada telefonda kayboluyoruz. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73