Selçuk  YILDIRIM

Selçuk YILDIRIM

Yeşil Karadeniz

Yeşil Karadeniz

Değerli okurlar bu hafta sizlere geçenlerde yaptığım küçük kapsamlı Karadeniz gezimden bahsetmek isterim. Açıkçası benim gittiğim yerler sizi niye ilgilendirsin diyebilirsiniz lakin paylaşacağım bilgiler ve düşüncelerim belki bazı durumların düzelmesinde yapacağınız gezilerde pay sahibi olabilir.
Öncelikle cennet vatanımızın her karış toprağının birbirinden güzel olduğunu belirtmek isterim. Bu güzellikler ise insanların zevk aldıkları şeylerle doğru orantılı değişiklik gösterebiliyor. Yani esas anlatmak istediğim zevkler ve renkler tartışılmaz.  

Gelelim güzelim Karadeniz Bölgesi’ne, uzun zamandır yapmak isteyip de bir türlü gerçekleştiremediğim gezimi bu yaz gerçekleştirdim. Benim gezi biraz kısa oldu ama yine de birçok yeri kısa zaman içerisinde görmek istiyorsanız sizlere de bir tur şirketiyle böyle bir gezi tavsiye ederim. Ancak gel gelelim gezide karşılaştığımız manzaralara. Şimdi olumsuz şeyler söylemeden önce fırsatı olan herkesin mutlaka görmesi gerektiğine inandığım bir yöreye gittim. Karadeniz Bölgesi sizleri daha uçaktan iner inmez kucaklamaya başlıyor lakin kıyı şeridinde meydana gelen çarpık kentleşme o güzelim yeşil ile mavinin birleşimine gri bir leke sürüyor. Sonra biraz daha içlere ilerledikçe sizi tamamen ormanlar karşılıyor Ankara gibi gri ağırlıklı bir şehirde yaşıyorsanız yeşile hayran kalmamanız imkansız. Ormanların içerisinde birbirlerine mesafe olarak uzak ama kalben yakın komşuların bulunduğu yamaçlarda yaşayan kimisi 5 kimisi 10 kimisi 20 haneli köyleri görebiliyorsunuz. Derin vadilerin arasına açılan bin küsur metre yükseklikteki tünellerle birbirine bağlanmış yollarda biraz daha ilerlediğiniz zaman dağların yamaçlarında sis ve irili ufaklı şelaleler sizleri karşılıyor. Zaman zaman ise bazıları kendi atalarımızdan bazıları onlardan da eski olan ve bunca tahribata rağmen ayakta kalan yapılar merakınız bir kat daha artırıyor.  

Efendim maalesef Türk Milleti olarak hiçbir değerimize sahip çıkmadığımızı önceleri de biliyor olsam dahi şimdi bir kez daha pekiştirmiş oldum.  Gün geçmiyor ki turizme kazandırılan yerler tahribata uğramasın. Maalesef ister sonradan yapılmış olsun ister doğal güzellik olsun bütün kültürel ve tabi güzelliklerin bir kenarında onu seyrederek çay içme hastalığımız var ve bu git gide kronik bir hal almaya başladı. Yakın zamanda da benzeri bir durum İstanbul’da Mimar Sinan’ın eserinin etrafında gerçekleşmişti. O güzellikleri ziyaret edip oradan ayrılmamız gerektiğini galiba unutuyoruz. Eminim birçok kişi Boğaz’da karşı bir çay içmek, Ayder Yaylası’nda bir gece geçirmek, Uzun Göl’ü uzun uzun seyretmek isteyecektir buna herkesin hakkı var bu istekleri karşılayacak tesisler de yapılsın lakin buralara yapılan tesisleri hiç değilse oranın tabiatına uygun yapılar yapsak. Yaylalarımız, göllerimiz yağmalanmış gibi gözükmese. 

Diğer bir mesele ise bütün turistik mekânların uğradığı gazaba artık Karadeniz Bölgesi’ndeki yöreler de uğramış. Kafanızı ne yana çevirseniz güvenlik kameraları ve üzerinde fiyat yazan bir tabelalarla karşılaşıyorsunuz. Eğer biz Türk Milleti olarak 2017 yılında halen elimizde bulundurduğumuz değerlerin tahrip edilmemesi gerektiği bilincine sahip değilsek ki değiliz demek oluyor ki medeniyet halen bize uğramamış demektir. Karadeniz’e gitmeseniz bile yaşadığınız yerde bulabileceğiniz bazı şeylerin sırf turistik yer bahanesiyle en az yüzde elli daha pahalıya satılmaya çalışılması da başka bir tuhaflık. Yemek fiyatları ise büyük şehirlerin uyguladığı fiyatlardan çok daha pahalı. Biz toplum olarak ne zaman bu kadar fırsatçı olduk anlayamıyorum doğrusu.

Son olarak Karadeniz Gezisi yapacaklara tavsiyem mutlaka yapılması gerektiğidir ve böyle bir gezi için en az 10 gün ayırın, gezilecek yerleri gitmeden önce planlayın, buradan oraya uçakla gidin ve orada araç kiralayın onunla gezin. Çünkü gezilecek yerler arasında epey mesafe var. En az iki arkadaşınızla gezin. Telefonlardaki kameralar yeterli olsa dahi eğer varsa profesyonel fotoğraf makinenizi yanınıza alın. Yağmurun her an yağma ihtimaline karşı yağmurluksuz yola çıkmayın. Rahat ayakkabılar, rahat kıyafetler seçin. Tabi ki gittiniz yere katkınız olsun ama negatif değil pozitif olsun. Ülkemizin her yeri ayrı ayrı güzel lütfen buraları tahrip etmeden bizden sonra gelecek nesillerinde görüp hayran kalacağı şekilde bırakalım.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR