Erdoğan: "AK Parti, Türkiye’nin hikâyesini yazmaya devam ediyor"

Erdoğan: "AK Parti, Türkiye’nin hikâyesini yazmaya devam ediyor"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da düzenlenen 33’üncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti’nin 25 yıllık siyasi serüvenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti’nin Sakarya’nın Sapanca ilçesinde gerçekleştirilen 33’üncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partinin çeyrek asırlık siyasi geçmişini değerlendirdi. AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar izlediği siyasetin temel ilkelerine değinen Erdoğan, partinin toplumun farklı kesimlerini aynı çatı altında buluşturma anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Konuşmasında siyasi rekabet, toplumsal birlik, demokrasi, terörle mücadele ve muhalefete ilişkin değerlendirmelere de yer veren Erdoğan, "AK Parti bir Türkiye kitabıdır" sözleriyle partinin 25 yıllık yolculuğunu tanımladı. Toplantıda, Türkiye’nin geleceğine yönelik hedefler ile parti politikalarına ilişkin mesajlar da paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Sakarya'nın Sapanca ilçesinde gerçekleşen çalışma kampında Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç ve dış gündemin yanı sıra, çeyrek asrı geride bırakan partisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından dikkat çeken başlıklar:

"KENDİ MUHASEBEMİZİ CESURCA YAPTIK"

"Aziz milletim, MYK üyeleriyle, kadın ve gençlik kollarımızın değerli mensupları, kıymetli vekillerimiz, kıymetli dava arkadaşlarım hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. AK Parti istişare toplantılarının 33'üncüsünde sizlerle bir araya gelmenin memnuniyetini yaşıyorum. Değerli fikirlerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunmanızı bekliyorum.

Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan bir parti olmadık. Yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tuttuk. Kendi muhasebemizi çok cesur biçimde yaptık. Mücadelemizin başarısı için en doğru ne ise ortak akılla onu bulduk. Omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik.

"ÜLKÜDE KENETLENMİŞ BİR TOPLULUĞUZ"

İnşallah 1.5 ay sonra da AK Partimizin kuruluşunun yıl dönümünü kutlayacağız. 14 Ağustos'ta başlayan yolculuğumuzla, 25 yıldır, durmadan, duraksamadan ülkemize hizmet etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Biz millet olarak rastgele bir araya gelmiş bir topluluk değiliz. Biz birbirine tahammül etmek zorunda bir toplum da değiliz. Türkiye'nin 86 milyonu olarak ortak bir tarihe, kadere ve vatana sahibiz. Aynı Peygamberin ümmeti olarak ortak bir imana sahibiz. Anlayışlar, düşünceler farklı olabilir. Nihayetinde, hepimiz aynı hilalin gölgesinde, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Bu ülkede hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Öteki değildir; bilakis bu vatan toprağında ev sahibidir ve bu milletin öz evladıdır.

Bu devlet; bir zümrenin, bir kitlenin, bir grubun değil, 86 milyonun devletidir. Biz imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesi verdik. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik. Bu ülkenin baş örtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü olan tesettürü yasaklarsanız, toplumu germiş olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllarca tesettür mücadelesi verirken bir ayrıştırmanın peşinde değildik, biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, kucaklaşmanın peşindeydik.

Marjinal bazı fosiller çıkıyor baş örtülüye kin kusuyor. Güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor. Herkes şunu anlamalıdır; Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede artık normalleşmiştir. Baş örtüsü anormal değildir, radikal değildir, belli bir ideolojinin sembolü hiç değildir. Yazması, tülbenti, çarşafı, baş örtüsü bu toprağın normalidir. Bu bin yıllık normalimizdir.

Başka vatanımız yok biz burada hep birlikteyiz, son nefesimize kadar da birlikte olacağız. Biz, bizden farklı düşünüyor diye kimseye husumet beslemedik. Geçmişte olduğu gibi kimse bize ayar vermeye yeltenemez.

Kim ki ayrımcılık yapıyorsa, bu ülkenin hasımlarına hizmet etmektedir. AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. Siyaset farklılıkları koruyarak uzlaşmaktır. Ülkenin menfaatleri konusunda bir araya gelmek zorundayız. Bunu da kendi ikbalimiz için değil milletimiz için yapmak zorundayız. Sayın Bahçeli ile biz bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Cumhur ittifakını kurduk. Yenikapı ruhuyla hizmet ediyoruz. Gündüz siyaset meydanlarında birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı sofrada buluşup aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi birbirimize hasım yapmamalı.

"CHP, FİKİR AYRILIĞINI ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜRDÜ"

Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren en başından beri CHP olmuştur. Öyle giyinmeyeceksin, o dili konuşmayacaksın, onu öğrenmeyeceksin dediler. Bu milleti ayırdılar, kutuplaştırdılar. En son Cumhurbaşkanlığı seçiminde Suriyeli sığınmacılarla ilgili söylemlerle mazlumları ayırdılar. 25 yıl boyunca AK Parti olarak milleti kucaklaştırma mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından bunu pekiştirdik.

Biz CHP içindeki bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk yarın da olmayacağız. Birbirlerinin kuyularını kazdılar. Bizim değil yargının değil bizzat kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar. Umudumuz CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması Türkiye adına hayırlı olacaktır. Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyacı vardır.

Gücünü vatandaştan almayan haram paradan alan bir muhalefet Türkiye'ye fayda getirmez zarar getirir. Kendi içinde birlik olmayan bir yapının Türkiye'ye de milletimize de sunabileceği bir katkı yoktur. İktidar kadar muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması hayati derecede önemlidir. FETÖ kalleş darbeyi sadece bana yapmadı, 86 milyon vatandaşımızın hepsine yaptılar.

Siyonizm adı verilen ideoloji sadece şahsıma, partime değil herkese kastediyor. Biz milletimizin bekası için mücadele ediyoruz. Terör örgütü 40 yıldır kan dökerken milletimizin tamamına saldırıyordu. Terörü ülkemiz ve milletimiz için sonlandırıyoruz. Türkiye'nin aydınlık yarınları için bunu istiyoruz.

Sağ dediler sol dediler, Alevi Sünni dediler, Türk Kürt dediler ve millete çok acı çektirdiler. Biz artık milletimizin üzülmesini, Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bunları geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür. Başta Terörsüz Türkiye gibi milli meselelerde uzlaşıya hazırız. AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimizde yer almasına özen gösterdik. Biz Mevlana gibi 'Her ne olursan olsun gel' dedik. 25 yıldır kapımız açımızdır, çatımızın altında herkese yer vardır. Gönlümüz okyanus misali geniştir.

Bir kitabın binlerce sayfası olabilir. Bir kitabın her sayfasında farklı hikayeler olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır. Ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir tutan bir cildi vardır, ön sözü vardır. AK Parti, bir Türkiye kitabıdır. Burada herkesin hikayesine bir yer var. Bu kitabın ortak bir duygusu vardır. Yolumuz birdir, istikametimiz, menzilimiz birdir.

O yolda yürümek isteyen herkese hoş geldin der, bağrımıza basarız, yol arkadaşlığı yaparız. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz bir dava hareketiyiz. Biz zaferle değil, seferle mükellefiz. Zafere ulaşmak için her yolu mubah gören anlayış bizden uzaktır. Biz ilkelerle hareket eder, zaferi de Allah'ın takdirinden umarız. Partimiz 25 yıl önce nasıl bir duygu üzerine kurulduysa bugün de aynı duygu ve heyecanla devam ediyor.

İstikametimiz nettir, menzilimiz nettir. Allah'a hamd olsun ki başımız dönmedi, istikametimizi şaşırmadık, milletle gönül bağımızı koparmadık. 25 yıllık destan olduk ama davamızı unutmadık. Nereden geldiğimizi nereye gittiğimizi aklımızdan çıkarmadık. Kurulduğumuz gün gibi azimliyiz. Yolu şaşıranlar kendi yollarına gittiler. Gidenlerin yerine yenileri geldi. Gençler geldi.

Bu mücadele millet mücadelesidir, memleket mücadelesi, ümmet mücadelesidir. Rabbim ömür verdikçe bu hizmeti vereceğiz. Milletimizin emanetine leke sürmedik, bükülmeden yürümeye devam edeceğiz. Katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma, dava arkadaşıma teşekkür ediyorum. Hakk'ın rahmetine kavuşmuş tüm kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyoruz. Sizlere şükranlarımı sunuyorum."

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.