İslam’ın temel değerleri ve Kur’an’ın rehberliği

İslam’ın temel değerleri ve Kur’an’ın rehberliği

Din eğitiminin çocukluk döneminde sevgi ve güven temelli verilmesinden Kur’an’ın günlük yaşama yansıtılmasına, İslam’ın kazandırdığı ahlaki değerlerden hayatın anlamına kadar uzanan başlıklar ele alınıyor.

Çocukların dinî değerlerle tanışma süreci, Kur’an’ın insan hayatındaki yeri ve İslam’ın bireye kazandırdığı ahlaki ilkeler farklı başlıklar altında değerlendiriliyor. Din eğitiminin küçük yaşlarda korku yerine sevgi, merhamet ve güven duyguları üzerinden şekillendirilmesi gerektiği vurgulanırken, Kur’an’ın yalnızca okunması değil, mesajlarının günlük hayata aktarılması gerektiğine dikkat çekiliyor. İslam’ın iman, merhamet, doğruluk, güvenilirlik, adalet ve yardımlaşma gibi değerlerle insanın hem kişisel hem de toplumsal yaşamına yön verdiği aktarılıyor.

ÇOCUKLARIMIZA DİN SEVGİSİNİ NASIL KAZANDIRMALIYIZ

Çocuk, hayatı büyük ölçüde çevresinden öğrenir. Söylenen sözlerden çok gördüğü davranışları hafızasına kaydeder. Bu nedenle çocuklarımıza din sevgisini kazandırmanın ilk ve en etkili yolu, onlara dini anlatmaktan önce dini güzel yaşamaktır. Bir çocuğa Allah sevgisini anlatırken onu korkutmak yerine Allah’ın rahmetini, merhametini ve sevgisini hissettirmek gerekir. Çünkü çocukluk döneminde kalbe yerleşen duygular, insanın hayatı boyunca taşıdığı önemli izler bırakır. Allah seni seviyor, seni koruyor, sana nimetler veriyor anlayışıyla büyüyen bir çocuk, dinî değerleri sevgiyle benimser. Çocuklara sürekli Günah olur, Allah kızar, cehenneme gidersin şeklinde yaklaşmak, onların zihninde dinin korkuyla özdeşleşmesine sebep olabilir. Elbette doğru ve yanlışı öğretmek, haram ve helali anlatmak önemlidir. Ancak özellikle küçük yaşlarda din eğitiminin temelinde sevgi, merhamet, güven ve güzel örneklik bulunmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çocuklara karşı sevgisini ve merhametini davranışlarıyla göstermiştir. Çocuklarla ilgilenmiş, onları önemsemiş, onlara selam vermiş ve gönüllerini kazanmıştır. Bu güzel örneklik bize şunu öğretmektedir, Çocuğun kalbine ulaşmadan zihnine ulaşmak kolay değildir. Çocuklarımızın zihninde din, baskının, korkunun ve sürekli yasakların adı olmamalıdır. Din, iyiliğin, merhametin, adaletin, paylaşmanın, şükrün ve güzel ahlakın kaynağı olarak tanınmalıdır. Çocuklarımıza dini sevdirirken onların yaşlarını, duygularını ve dünyalarını dikkate almalıyız. Her soruya sabırla cevap vermeli, hatalarında onları aşağılamamalı, ibadet konusunda onları küçük düşürmemeliyiz. Unutmamalıyız ki çocuk bugün küçük olabilir, fakat yarının yetişkinidir. Bugün onun kalbine bıraktığımız din anlayışı, yarın onun hayatına yön verecektir. Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en güzel miras, büyük bir servet değil, Allah’ı seven, insanı seven, iyiliği seven ve güzel ahlakı hayatının merkezine koyan bir gönüldür. Çünkü çocuklarımızın kalbine sevgiyle ekilen bir tohum, yıllar sonra güzel bir ahlak ve sağlam bir iman olarak filizlenebilir.

KURANIN IŞIĞINDA BİR ÖMÜR SÜRMEK

İnsan, hayat yolculuğunda kendisine yol gösterecek bir rehbere ihtiyaç duyar. Çünkü hayat yalnızca sevinçlerden ve kolaylıklardan ibaret değildir. Zaman zaman sıkıntılarla karşılaşır, karar vermekte zorlanır, neyin doğru neyin yanlış olduğunu sorgularız. İşte böyle zamanlarda gönüllerimizi aydınlatan en büyük rehberlerden biri Kuran’ı Kerim’dir. Kuran, sadece okunmak için gönderilmiş bir kitap değildir. O, insanın hayatına yön vermek, gönlüne huzur vermek ve doğru yolu göstermek için indirilmiş ilahî bir rehberdir. Nitekim Yüce Allah, Kuran için şöyle buyurur, Şüphesiz bu Kuran en doğru yola iletir. Bu ayet bize Kuran’ın hayatımızdaki yerini açıkça göstermektedir. Kuran’ın ışığında yaşamak, yalnızca onu okumak değil, onun mesajını anlamaya ve hayatımıza taşımaya gayret etmektir. Kuran’ı Kerim evlerimizin en güzel köşelerinde bulunabilir. Ancak asıl mesele, Kuran’ın sadece evlerimizde değil, hayatlarımızda bulunmasıdır. Dilimizi yalandan korumak, insanlara karşı adaletli olmak, anne babamıza iyilik etmek, ihtiyaç sahibine yardım etmek, yetimi gözetmek, kul hakkından sakınmak ve affedici olabilmek de Kuran’ın hayatımıza yansıyan mesajlarındandır. Kuran’ı okumak elbette büyük bir ibadettir. Fakat okuduğumuz ayetlerin bizde bir değişim meydana getirmesi de son derece önemlidir. Çünkü Kuran’ın amacı insanı yalnızca bilgi sahibi yapmak değil, iyi ve güzel bir insan olmaya yöneltmektir. Hayatın her dönemi aynı değildir. Bazen gönlümüz huzurla dolar, bazen de üzerimize ağır gelen sıkıntılarla karşılaşırız. Böyle zamanlarda insanın en büyük ihtiyaçlarından biri gönül huzurudur. Kuran, insanın kalbine umut aşılar. Yüce Allah şöyle buyurur, Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. Rad, 13/28

İSLAMIN İNSAN HAYATINA KAZANDIRDIĞI DEĞERLER

İnsan, sadece maddi ihtiyaçları olan bir varlık değildir. Onun gönlünün de huzura, vicdanının da rehberliğe, hayatının da anlam ve gayeye ihtiyacı vardır. İslam, insana yalnızca ibadetlerini nasıl yerine getireceğini değil, nasıl güzel bir insan, iyi bir kul ve topluma faydalı bir birey olacağını da öğretir. İslam’ın temelinde iman, ibadet ve güzel ahlak vardır. Bu değerler insanın hem Allah ile ilişkisini hem de diğer insanlarla olan münasebetlerini güzelleştirir. İslam’ın hayatımıza kazandırdığı değerler, aslında insanı insan yapan en temel erdemlerdir. İslam’ın insana kazandırdığı en büyük değerlerden biri imandır. Allah’a inanmak, insanın kendisini başıboş ve sahipsiz hissetmesinin önüne geçer. Mümin bilir ki hayat bir imtihandır ve insan yaptığı iyiliklerin karşılığını Allah katında bulacaktır. İman, insana zor zamanlarda sabretme, güzel günlerde şükretme bilinci kazandırır. İnsan, karşılaştığı sıkıntılar karşısında ümitsizliğe kapılmak yerine Allah’a güvenmeyi öğrenir. İslam’ın öne çıkardığı en önemli ahlaki değerlerden biri merhamettir. İnsan yalnızca kendisini değil, ailesini, komşularını, ihtiyaç sahiplerini, yetimleri, yaşlıları ve bütün canlıları gözetmekle yükümlüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) merhameti hayatının her alanında göstermiş ve Müslümanlara da merhametli olmayı öğretmiştir. Merhamet, güçlü olanın zayıfa üstünlük kurması değil, gücünü iyilik için kullanmasıdır. Bir insanın acısını paylaşmak, ihtiyaç sahibine yardım etmek, bir yetimin başını okşamak veya yaşlı bir insanın elinden tutmak, İslam’ın öğrettiği merhametin hayattaki yansımalarıdır. İslam, Müslüman’ın doğru sözlü ve güvenilir olmasını ister. Yalan, hile, aldatma ve emanete ihanet, toplumun güven duygusunu zedeler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) daha peygamberlik gelmeden önce bile güvenilirliğiyle tanınmış ve el-Emin olarak anılmıştır. Bugün toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz değerlerden biri belki de güvenilirliktir. İnsanların birbirine güvenebildiği bir toplumda ticaret de dostluk da komşuluk da aile hayatı da daha sağlam olur.

İSLAM HAYATIMIZA ANLAM KATAN İLAHİ REHBER

İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren hayatın anlamını arayan bir varlıktır. Nereden geldim, Niçin yaratıldım, Hayatın amacı nedir, Ölümden sonra ne olacak gibi sorular, insanın zihnini ve gönlünü meşgul eder. Maddi imkânlar, teknoloji ve bilgi insanın hayatını kolaylaştırabilir, ancak insanın anlam arayışına tek başına cevap veremez. İşte İslam, insanın bu anlam arayışına rehberlik eden ilahi bir yol göstericidir. İnsanın Rabbini tanımasını, kendisini bilmesini, hayatını doğru ve güzel bir şekilde yaşamasını ve sonunda Allah’a döneceğinin bilinciyle hareket etmesini öğretir. Kuran’ı Kerim, insanın yaratılışının bir amaç taşıdığını bildirir. Yüce Allah şöyle buyurur: İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır Kıyamet, 75/36 Bu ayet, hayatın gelişigüzel ve amaçsız olmadığını hatırlatır. İnsan, sahip olduğu akıl, irade ve imkânlardan sorumludur. Yaptığı tercihlerle hem kendi hayatını hem de çevresindeki insanların hayatını etkiler. İslam, insana Sen değerlisin, sorumlusun ve yaptıklarının bir karşılığı vardır. mesajını verir. Bu bilinç, insanın hayatına yön ve sorumluluk kazandırır. İslam’ın temelinde Allah’a iman vardır. Mümin, hayatın her anında Allah’ın kendisini gördüğünü, bildiğini ve kendisine yakın olduğunu bilir. Bu inanç, insanın yalnızlık duygusunu hafifletir. İnsan, en zor anlarında bile Rabbine sığınabileceğini bilir. Kuran’ı Kerim’de şöyle buyrulur. Kullarım sana beni sorduğunda, şüphesiz ben çok yakınım. Bakara, 2/186 Bu ilahi mesaj, insana büyük bir huzur verir. Çünkü insan bilir ki dualarını işiten, sıkıntılarını bilen ve kendisini hiçbir zaman başıboş bırakmayan bir Rabbi vardır. İslam’ın insana kazandırdığı en güzel değerlerden biri de insan onuruna saygıdır. Dil, renk, makam, zenginlik veya sosyal statü insanın gerçek değerini belirlemez. İslam, insanları kardeşlik, adalet ve takva temelinde değerlendirmeyi öğretir. Bu anlayış, toplumda ayrımcılığın yerine kardeşliği, bencilliğin yerine yardımlaşmayı, düşmanlığın yerine merhameti ve affediciliği koyar. Bir Müslüman, sadece kendisinin değil, çevresindeki insanların da huzurunu düşünmelidir.

 Muhabir
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.