• BIST 1.463
  • Altın 497,674
  • Dolar 8,3689
  • Euro 10,1376
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 21 °C

ÇED'in uygulanabilirliği (3)

Yusuf Akoğul

Bursa Orhangazi İlçesi Fındıklı Köyü, Bostanyeri Mevkiindeki 180,67 hektarlık işletme ruhsatlı alanın 9.9 hektarlık kısmındaki kalsit ocağı ve kırma eleme tesisi için “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davada Mahkeme, planlanan tesisin proje alanının ÇED Yönetmeliğinin Ek-V listesinde sayılan “duyarlı yöreler” arasında yer almasına mukabil, Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca proje alanında herhangi bir inceleme yapılmaksızın proje tanıtım dosyası üzerinden “ÇED Gerekli Değildir” kararının alındığı, bu durumda işletilmesi düşünülen tesisin ormanlık alana, özellikle su kaynaklarına ve genel olarak çevreye verebileceği menfi tesirlerin proje alanında yeterince tetkik edilip araştırılmadan Çevre ve Orman Bakanlığınca verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararında çevre mevzuatına ve hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen alanın 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı içerisinde yer aldığı, plan hükümlerinde bu bölgenin tamamının su koruma havzalarında kaldığı, “ÇED Gerekli Değildir” kararının çevre düzeni planı hükümleri dikkate alınmadan verildiği kararına ulaşmıştır. 

Buradan da anlaşılmaktadır ki Çevre ve Orman Bakanlığının yetkisinde bulunan Çevre Düzeni Planına aykırı olarak “ÇED Gerekli Değildir” kararının verilmesi, Bakanlığın kendi bünyesinde dahi gerekli tetkikleri ve araştırmaları yapmadığını göstermektedir. Bu davalar, ÇED Yönetmeliğinde faaliyetin yerinin seçimine ilişkin emredici bir hükmün bulunmamasının eksiklik olduğu, sadece eklerde yer alan düzenlemelerin de yeterli olmadığını göstermektedir.

Sonuç Olarak;

Ülkemizde ÇED uygulamasının yatırımcılar tarafından ekonomik bakımdan ek bir maliyet unsuru olarak algılanması uygulamanın işlerlik kazanmasında sıkıntılar doğurmakta; ÇED için gerekli veri tabanının oluşmamış olması ve uygulamadaki aksaklıklar karşımıza sorun olarak çıkmaktadır. 

Çevresel ölçümlerin doğru ve düzenli olarak yapılabilmesi için teknik donanımın yeterli olduğu ve verilerin bilimsel yöntem ve teknikleri kullanabilecek uzman kadroların çalıştığı, halkın çevre konusunda şuurlu olduğu ve katılımının yüksek düzeyde olduğu ülkelerde ÇED uygulamaları başarı elde eder. Çevre yönetimine halkın katılımı en etkili şekilde yerel yönetimler düzeyinde gerçekleşir. ÇED yerel yönetimleri doğrudan ilgilendirdiği için yetki ve sorumluluk yönünden yerel yönetimler ön plana çıkarılmalıdır.

ÇED’in karşılaştığı en büyük sorun, çevresel yönden belirsizlik taşıyan yatırım projeleridir, bu sorun ÇED çalışmalarına başlarken ön inceleme merhalesinde tafsilatlı çalışma yapılarak aşılabilir. Karar aşamasında nihai kararın genellikle ÇED raporunun doğrultusunda değil politik ve ekonomik amiller dikkate alınarak verildiği görülmektedir. 

ÇED’in başarılı olabilmesi için uzun vadeli çevre programları yapılmalı, uluslararası ulusal çevre koruma organizasyonlarına katılmalı, arıtma tesisleri teşvik edilmeli, eğitim fonksiyonu icra edilmeli, yerel yönetimler bu konuda yetki sahibi olmalıdır. Devlete de bu konuda mühim bir vazife düşmektedir. Devlet de kural koyucu, uygulayıcı olmalı, bunu yasaklarla değil ikna ederek ve usulüne uygun bir şekilde ödüllendirerek teşvik edici bir rol üstlenmelidir.


 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73