• BIST 1.776,41
  • Altın 702,32
  • Dolar 12.3273
  • Euro 13.9236
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 5 °C

İnkar

Ali İlkbahar

19 yıllık hafıza yalanlara nasıl kurban ediliyor. İnsanlar yalanları çabuk unutuyor. En fazla beş altı aylık, en fazla da son üç ay insanlarda canlı olarak hafızalarında kalıyor. İnanılacak gibi değil. Yeni nesil refahı, gelişmeyi, yapılanları, sanayi ve savunma sanayi hassaten öyle eskiden beri var diye düşünüyor. Her şeyin mimarı, projeyi yapanı ve organize eden bir iradeyi hiç düşünmüyor. Buradan ders almalıyız. Sağlam altyapısı olmayan, ter dökmeyen ikinci sınıf insan yerine konulduğu, eğitim gibi birçok haklarının kullandırılmadığı yıllar yeni nesil yaşamadığı için hep böyle geldi sanıyor.  Geçmiş muhakemesi olmayan, düşüncesi olmayan, araştırıp birileri olan ufak bir şeyin üzerine çalışa çalışa bu günlere geldiğinin muhakemesini yapmıyor. 

Geçmişini silinmeye çalışılan, düşünmeyen, günü yaşayan aklını kullanmak istemeyen hazır sanal dünyadan alıp beynine monte edenler kendine ait geçmişi araştıran sonra da geçmişle bugüne bağlayan yakın uzak hedefleri olan insanlar istenilmiyor. 

Sanal dünya üzerinden başta gençliğimiz olmak üzere tüm halkımız üzerinde yalan, hayal, olmayanı varmış gibi gösterme yalan ve iftira fırtınası esiyor. Fikirleri, olayları, doğrular fırtınaya kapılmış aralıksız pompalanıyor. Kasıtlı yapanların dışında kalan insanımız arada kalmış sıkışmış kıvranıp duruyor. 

Bundan önce işçiysen, köylüysen, hastanede muayene olmak doktora görünmek reçetelerin taştığı ilaç sırası vs. üç gün sürerdi. Üç gün sonra da ya ilaç yok ya da onun yerine ne olduğu bilinmeyen bir ilaç verirlerdi. Her geldiğimizde gece karanlıkta gelir sıraya gireriz mesai saatleri  başlayınca da muayene başlardı. Tanıdığın başhekim, doktor değil, milletvekili değil, kapıyı tutan bir hademe tanıdığın varsa bu saydığım işlerin üç günde olurdu.

Hastanenin bahçesinde yatıp ta kaybettiklerimiz olurdu. Bir simit alınabildiği gün döner yenmişçesine sevinirdik. Aç gidip aç geldiğimiz günler çoktu. Onun için de gitmemek için çiğnenmemek için hasta isek te söyleyemezdik. 
Şimdi randevunu alıyorsun tedavini oluyorsun. Gelişmiş devletlerde bile olmayan şehir hastanelerini, ilacını istediğin eczaneden aldığını, özel aile hekiminin eskiden olmadığını bilmediği, dünyanın imrendiği ve gıpta ettiği ülkemin bu büyük sağlık çalışmasını yok gibi davranıp bu hizmetlerin sanki uzaydan gelmiş gibi hiç bahsedilmemesi, bile bile göre göre istifade ede ede birlik ve kardeşliğimizi, huzurumuzu, barışımızı bozmaya çalışan sanal dünyada ben duydukça utanıyorum. Ben şükrederken benden çok fazla istifade edenler ya hiçbir şey yok diyorlar ya da aslı olmayan yalanlarla halkımızı üzüyorlar.

Kıbrıs savaşından önce elimizde ABD’nin hurdaya çıkarttığı reolar sık sık bozulan tonlar. Dışa bağımlı istedikleri zaman ambargo koyup her şeye karışan bir yapı vardı. Kıbrıs’a girmeden önce yıllarca Rumlar orada bulunan soydaşlarımıza zulmettiler. Hatta bir ailenin tamamını bankoya koyup tamamını öldürdüler. Bu zülüm yıllarca sürdü. Garantörlük hakkımızı kullandığımızda bize ambargo kondu. Bir paket yağı 2 saatte zor alırdık. Arabası olan arabasına benzini iki üç günde zor alırdı. Bakkallarda sigara bile alamazdın. Her yerde yokluk hakimdi. Millet yokluk içinde, parası olan da bir şey bulamazdı. İnsanların her alanda canına tak demişti. 
Şimdi her şeyimiz var hatta yurt dışına satıyoruz. Turizm gelirimiz var. Savaş var terör var. Bütün bunlara rağmen 150.000’nin üstünde ülkeye Avrupa ülkeleri de dahil yardımda bulunuyoruz.

Geçmişini unutturan yabancılar, sanal dünya yalanlarla insanları bu günler şükür edeceğine, yandık, bittik aç kaldık açız diyenler. En kötüsü işi olmamasına rağmen sigara içiyor. Her şeyi de satın alabiliyor.

Bunlara rağmen aklını kullanmayanlar, birazcık geçmişi araştırıp şükretmeyenler, bu günleri öldük, bittik ülke batıyor gibi sanal dünyada ülkemizi dünyaya karşı küçük düşürmek için gayret gösteriyorlar. Kardeşliğimizi, birliğimiz, barışı bozmak isteyenlere sanal dünya başta olmak üzere ger yerde dikkat edelim. 
Ben vatanımı seviyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73