• BIST 1.444
  • Altın 514,296
  • Dolar 8,5742
  • Euro 10,3946
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Konya 20 °C

Yine Başa Döndük…

Ahmet Sefa DİKTEPE

Türk siyaseti zaman zaman bende, sürekli başa dönen bir sarmalı anımsatıyor. Cumhuriyet tarihimizin en tartışmalı konularından biride “Türkçe Ezan” ve “Türkçe Kur’an” mevzuları üzerinde yaşandı. Türk milleti bu uygulamaları karşı içinde biriktirdiği öfkeyi 1946’dan neredeyse bugünlere taşıdı. Ve sorumlusu olarak gördüğü CHP’yi sandıkta seçimler boyu cezalandırdı. Bugün yine bu tartışma İBB’nin düzenlediği Şeb-i Arus törenlerinde Türkçe Kur’an-ı Kerim okunması ve teşrik tekbiri getirilmesiyle tekrar gündem oldu. 

Hatırlarsanız 2018 yılında dönemin yine CHP milletvekili Öztürk Yılmaz’ın bu minvaldeki açıklamalarına karşı şu cümleleri hülasa ettiğim bir yazı yazmıştım. “Kur’an lafız ve mananın mecmuudur. Yalnız lafzına Kur’an denemeyeceği gibi yalnız manasına da Kur’an denemez! Yani lafız ve mana bir bütün olarak taşınmalıdır aksi hali Kur’an’ı da ezanı da yansıtmayacaktır.” Durum ilmi boyutuyla kısaca budur. Şimdi “yahu Türkçe okunsun ne var bunda hem bizde anlamış oluruz” şeklinde cümlelerle derdi Kur’an-ı anlamak değil de meseleyi bu kabilden sulandırmak olanlar elbette karşımıza çıkacaktır. Öncelikle biliyoruz ki Allah’ın kelamını anlamak Müslümanlar üzerine zaten farzdır. Fakat mealden bir iki parça okumakla Kur’an’ın anlaşılamayacağı da hakikattir. Çünkü meal Kur’an demek değil kelime manasıyla da Kur’an’a benzeyen demektir. Zaten ıstılahi manasıyla da aynı yola çıkmaktadır. Meal;  ıstılahta, Kur’an ayetlerini her yönü ile aynen çevirme iddiası olmaksızın, başka bir dile aktarmak anlamında kullanılır. Kısaca toparlamam gerekirse oturup meal okumak suretiyle Kur’an’ı anlamak mümkün değildir. Kur’an’ı anlamak meşguliyet gerektiren, bir ilmi metodolojiye dayanan, usulü olan bir iştir. Çünkü Kur’an’ın anlaşılması bazen kelimesi kelimesine dahi yapılması mümkün olmayan bir çeviri ile değil, içerisinde Efendimiz’in 23 sene ilmek ilmek işlediği ve anlattığı bir ilmi meşguliyetle mümkündür.

Şimdi gelelim Türkçe Kur’an meselesinin Anadolu’daki karşılığına… Çok anlatılagelen bir hikâyedir. Anadolu’dan bir zat hac farizasını yapmak üzere kutsal topraklara varıyor. Döndüğünde hoş-beş söz Araplara geliyor. Zat başlıyor anlatmaya… Yahu bu Arapları bir türlü anlayamadım ezanı Türkçe okuyorlar, kameti Türkçe getiriyorlar, namazı Türkçe kılıyorlar fakat aralarında anlaşılmaz bir dil konuşuyorlar. Hasılı kelam özellikle belirtmek isterim ki Kur’an dili bu topraklarda Arapçadan çok farklı bir karşılık taşır. Biz bu topraklarda ezanı o kadar içselleştirmişiz ki bu çağrı bize Arapça değil zaten bizim dilimizle sesleniyor. Bu madden böyle olmasa bile mana da böyledir. Biz Elif-ba’yı, ezanı, Kur’an’ı ve İslam’ın bize getirdiği tüm değerleri İslam potasında erirken içselleştirmiş bir milletiz. Kur’an dili bu milletin kulaklarını tırmalamaz ama bu milletin düşmanlarının kulaklarının tırmalandığı çok açıktır. Yarın seçimler gelip millet cezayı kestiğinde açıp bu törenleri bir daha izleyin derim… 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73