Bilal-i Habeşî: Müslümanların ilk müezzini ve özgürlük sembolü
Tarih, sesiyle ve direnişiyle gönüllere dokunan Bilal-i Habeşî’yi tanır. Kölelikten özgürlüğe uzanan mücadelesi, imanının gücü ve Peygamber Efendimiz ile olan özel bağı, onu İslam tarihinin unutulmaz isimlerinden biri hâline getirdi.
Bilal-i Habeşî, Mekke’de köle olarak yaşadığı dönemde maruz kaldığı zulme rağmen inancından vazgeçmedi. Taşlarla ezilmesine rağmen imanının ateşi sönmedi; aksine kararlılığı her geçen gün güçlendi. Allah’a olan bağlılığı ve teslimiyeti, onu sıradan bir sahabeden farklı bir konuma taşıdı. Özgürlüğüne kavuşması, imanının ve sabrının bir sonucu olarak tarihe geçti.
MÜEZZİNLERİN EFENDİSİ BİLAL-İ HABEŞİ
Tarih, sesiyle gönülleri titreten çok az insan tanımıştır. Ama biri vardır ki sadece sesiyle değil, duruşuyla, sadakatiyle ve özgürlüğe uzanan mücadelesiyle asırlardır Müslümanların kalbinde özel bir yer edinmiştir. Bilal, Mekke’nin kavurucu sıcağında taşlarla ezilen bir köleydi. Fakat göğsüne konulan taşlar imanının ateşini söndürmedi, aksine daha da harladı. O, efendisinin zulmüne rağmen dudaklarından tek bir kelime eksik olmadı. Bir tek Allah İşte özgürlüğün bedeli böyle bir kararlılıkla ödendi. Ve bu teslimiyet, tarihin onu bambaşka bir konuma taşımasına vesile oldu. Bilâl-i Habeşî, Müslüman olduğunda Resûlullah’ın gönlünde özel bir yer edindi. Çünkü Efendimiz, renk, soy, makam fark etmeksizin insanın değerini takva ile ölçüyordu. Bilâl’in içindeki iman ateşi, onu sıradan bir sahabeden öteye taşıdı. Bir gün Peygamber Efendimiz ona, Bilâl Ben cennette senin ayak seslerini duydum demişti. Bilâl-i Habeşî, Müslümanların ilk müezziniydi. Bir sabah Medine sokaklarında ezan yükseldiğinde, ses sadece minareden değil; zulme direnen bir yüreğin derinliklerinden geliyordu. Ezanı okurken sesi titrerdi, özellikle de Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah derken. Çünkü o, bu cümlenin sahibine canı pahasına bağlıydı. Peygamberimiz vefat ettiğinde ise bir daha ezan okuyamadı. O cümleyi söylerken ağlamaktan konuşamaz hâle gelirdi. Bu yüzden Bilâl’in sustuğu gün, sadece bir müezzin değil, bir sevgi çağrısı da sustu.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.