CAMİLER SADECE İBADETHANE DEĞİLDİR

CAMİLER SADECE İBADETHANE DEĞİLDİR

Diva-Sen Genel Başkanı Mustafa Çopursuz, camiler ve din görevlileri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Çopursuz, camilerin sadece ibadethane olmadığını, bunun dışında birçok fonksiyonunun olduğunu vurgularken, imamların da imam olmalarının yanında


ADEM GÜRSOY – HABERVAKTİM
Türkiye Diyanet ve Vakıf Hizmetleri Kolu Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası(Diva-Sen) Genel Başkanı Mustafa Çopursuz, gazetemiz muhabirlerinden Adem Gürsoy’a camiler ve din görevlilerine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Çopursuz, camiler ve fonksiyonlarından, din görevlilerinin vazifelerine; Ankara için söylenen ‘mabetsiz şehir’ değerlendirmelerinden, yapılan çalışmalara kadar birçok konuda önemli bilgiler verdi. 
CAMİLER SADECE İBADETHANE DEĞİLDİR
Otuz yıldır imam hatiplik yaptığını söyleyen Mustafa Çopursuz, camiler ve fonksiyonlarına yönelik şu değerlendirmeleri yaptı: “Peygamber Efendimizin de beden gücüyle yapımında bizzat katkıda bulunduğu cami olan Mescid-i Nebevi, sadece ibadethane değildi. İbadethane olmasının yanında bir ilim tahsil edilen yer olarak da öne çıkıyor. Efendimizin aynı zamanda devlet başkanı olması hasebiyle camiler devlet işlerinin görüşüldüğü yer olarak da kullanıldığına rastlıyoruz. Günümüzde de bazı valiler halk günü düzenliyorlar, vatandaşlar orada sıkıntılarını dile getiriyorlar ve bunun için camileri kullanıyorlar. Bu Efendimiz zamanında böyleydi. Bütün bunlara baktığımızda camilerin ibadethane olmasının yanında bir millet meclisi olma fonksiyonun da ortaya çıktığını görüyoruz. Ecdadımız Osmanlı’ya baktığımızda onlar da her mahalleye mahalle mescitleri inşa etmişler ancak Cuma namazlarında bu mescitleri kapatmışlar ve insanlar büyük camilerde buluşmuşlardır.
HER MAHALLEYE BİR CAMİ PROJESİ TAKDİRE ŞAYAN
Camiler ile ilgili Altındağ Belediyesi’nin her mahalleye bir cami projesini değerlendiren Çopursuz, şöyle devam etti: “Takdire şayan bir çalışmadır. Ancak bu camileri ibadethane olmalarının yanında bir külliyeye çevirmelerinin daha güzel olacağını düşünüyorum. Mesela çocuklar için bir oyun alanı oluşturulabilir. Çocuklar buraya oynamaya geldiklerinde cami ile iç içe yaşamış ve cami kültürünü de bu vesile ile öğrenmiş olurlar şeklindeki düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Yapılan camilerin etrafına sosyal alanların da yapılması lazım. Bu alanlara gelen çocuk ve yetişkinler caminin de güzelliklerinden ister istemez faydalanırlar.”
MEBETSİZ ŞEHİR ANKARA
Ankara için söylenen ‘mâbetsiz şehir’ sözünü hatırlattığımız Çopursuz, şu konuyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “Diğer Anadolu şehirlerine baktığımız zaman camilerin Ankara’ya göre daha yoğun olduğu göze çarpıyor. Ankara’da minareleri pek fazla görmüyoruz. Bunun sebepleri var; belki binalar yükselmiş, imar planı ona göre yapılmış, cami-mescit planı, projesi konmamış. Zaman içerisinde vatandaşlar, cami-mescit ihtiyaçlarını karşılamak için apartmanların altına cami-mescit yapmışlar. Belki minareleri göremiyoruz ama apartman aralarında bu şekilde yapılmış çokça cami-mescit bulunuyor. Bu da bir ihtiyaçtır, belediyelerimiz bu ihtiyaçların giderilmesi için arazi üretmek durumundalar. Biz bu ihtiyacın giderilmesini belediye başkanlarımızdan talep ediyoruz.”
CAMİDEN İNSANA ZARAR GELMEZ
Yöneticilerimize, belediye başkanlarımıza ve halkımıza bir de şunu söylemek istiyorum diyen Çopursuz, şöyle devam etti: “Camiden kimseye zarar gelmez. Bu gençliğin, bu insanların yolu eğer camilerle kesişirse, inanın serzenişinde bulunduğumuz birçok probleminde kendiliğinden ortadan kalktığını göreceğiz. Yurt dışında görev yaptığım sırada hapishanedeki bizim vatandaşlarımızın ziyaretine gittim. Ziyaret esnasında toplanan insanlara camiye uğrayıp uğramadıklarını sorduğumda çok azı camiye uğradıklarını söylemişlerdi. Sokaktaki ciddi problemler yaşayan gençlerin birçoğunun yollarının cami ile kesişmediğini görüyoruz. Camiler, sosyal yaşamda önemli bir manevi boşluğu dolduran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.”
HOCALAR 24 SAAT GÖREV BAŞINDALAR
Din görevlilerinin sorumluluklarıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Çopursuz, şöyle devam etti: “Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızın bu konuyla alakalı bir sözü var; İmamlarımız mihrabı sırtında gezdirmelidir. Yani imamlarımız imamlıklarını sadece mihrapta yapmamalılar. Ali Bardakoğlu hocamız da bu konuyla alakalı şu ifadeleri kullanmıştı; Her imamın bir gönül defterinin olması gerekir. Bunun manası şu; mahallede kaç kişi var,  mahallede hasta sayısı kaç, mahallede fakir sayısı kaç, bunları bilmesi lazım. İnsanların ihtiyaç ve sıkıntılarında onların yanında olması lazım… Ben imamlarımızda bu gönül defterinin olduğuna inanıyorum. Bunun olması için de ciddi bir fedakârlık olması lazım. İmamlarımıza sadece beş vakit namazı kıldırıp evine giden gözle bakılmamalı… Hocalarımız, 24 saat görevinin başındadır, ihtiyacınız olduğunda her saatte kapılarını çalabilirsiniz. Hiç kimse çekinmeden her türlü ihtiyaçlarını gidermek için imamlarımıza başvurabilirler.
İMAMLAR TOPLUM BİLİMCİDİR
Bizimle irtibat kuranlar sadece namaz kılanlar değil namaz kılmayanlar ve gayri müslimler de bizimle irtibat kuruyorlar diyen Çopursuz, imamlar için ayrıca şu değerlendirmeleri yaptı: “İmamlarımız; imamdır, hatiptir, psikologtur, sosyologtur, toplum bilimcidir, aile bilimcidir… Bizlerin yapmış olduğumuz görevlerimiz içerisinde bütün bunlar var.”
CAMİLERİN ETKİNLİĞİ ARTIRILABİLİR
Mustafa Çopur, mevcut camilerin etkinliklerinin artırılmasına yönelik ise şu önerilerde bulundu: “İnsanların camilere gelmesi adına çeşitli projeler geliştirilebilir. Bu çerçevede camiler içerisinde köşeler hazırlanarak kütüphaneler açılabilir. Camiler bünyesinde gençlik kulüpleri, spor kulüpleri kurulabilir. Camiler içerisinde veya yanında gençleri cezbedici sosyal alanlar oluşturulab

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.