İnanç sessizdir ama derindir
İnanç çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. Gösterişi sevmez, alkış beklemez. Kalabalıklarda bağırmaz, sosyal medyada kendini ispat etmeye çalışmaz. İnanç, sessizdir. Ama o sessizlikte derin bir sükûnet, ağır bir emek ve uzun bir sabır vardır.
Bugün inancı en çok konuştuğumuz, en çok tartıştığımız ama belki de en az yaşadığımız zamanlardan geçiyoruz. Kim daha dindar, kim daha doğru yerde duruyor, kim neyi ne kadar yapıyor… Ölçümler, yargılar, etiketler havada uçuşuyor. Oysa gerçek inanç, kimsenin ölçmesine ihtiyaç duymaz. Çünkü o, insanla Rabbi arasında kurulan en mahrem bağdır. İnanç, sadece kalabalıkların içinde değil; insanın kendiyle baş başa kaldığı anlarda belli olur. Kimsenin görmediği bir iyilikte, kimse alkışlamazken yapılan bir fedakârlıkta, öfkeliyken susabilmekte, haksızlığa uğradığında bile adaletten vazgeçmemekte saklıdır. Göze sokulmaz, ama kalpten hissedilir. Sessizdir inanç… Ama o sessizlik, boş bir suskunluk değildir. İçinde gecelerce edilen dualar vardır. Kimsenin bilmediği gözyaşları, yalnızca Allah’a açılan yaralar, anlatılmayan ama taşınan yükler vardır. İnsan bazen güçlü görünür ama ayakta kalmasını sağlayan şey, kimsenin fark etmediği o derin bağdır. Gürültülü bir çağdayız. Herkes konuşuyor, herkes gösteriyor, herkes kendini anlatıyor. Böyle bir dünyada sessiz kalan her şey zayıf sanılıyor. Oysa en sağlam duruşlar, en az ses çıkaranlardır. İnanç da böyledir. Ne kadar derinse, o kadar sakin durur. Ne kadar köklüyse, o kadar az sallanır. İnanç; sadece sevinçte değil, asıl yoklukta sınanır. Her şey yolundayken inanmak kolaydır. Ama insan, dua ettiği halde beklediğini alamadığında, sabrettiği halde karşılığını göremediğinde, yine de kalbini kırmadan yoluna devam edebiliyorsa… İşte orada inanç konuşur. Sessiz ama çok net. Bir de şu var: İnanç, başkasını yargılamak için değil, kendini düzeltmek içindir. Başkalarının eksiklerini saymak, kendi sorumluluklarımızı unutturmamalı. Çünkü gerçek inanç, insanı kibirli değil; mütevazı yapar. Sert değil; merhametli kılar. Uzaklaştırmaz; yaklaştırır.
Bugün belki daha az konuşmaya, daha çok yaşamaya ihtiyacımız var. Daha az göstermeye, daha çok içselleştirmeye. İnancı bir vitrin süsü değil, bir hayat biçimi hâline getirmeye. Çünkü derin olan şeyler, her zaman görünür olmaz. Ama varlığı, insanın duruşundan anlaşılır. İnanç sessizdir. Ama insanı ayakta tutan en güçlü sestir.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.