İnsan eliyle gelen kuraklık

İnsan eliyle gelen kuraklık

Kuraklık denildiğinde hâlâ gözümüzü gökyüzüne çeviriyoruz. Yağmur yağmadı, kar tutmadı, mevsimler şaştı diyoruz. Oysa asıl mesele yukarıda değil, aşağıda; bizim ellerimizde. Çünkü bugün yaşadığımız susuzluk, sadece doğanın tercihi değil, insanın sonucu.

Toprak susuz kaldığında ilk suçlanan gökyüzü oluyor. Ama aynı toprak, yıllarca yanlış sulamayla yoruldu. Aynı su kaynakları, plansız şehirleşmeyle boğuldu. Aynı dereler, betonun altına gömüldü. Aynı barajlar, ihtiyaçtan çok gösteriş için yapıldı. Yağmurun azlığı bir sebep olabilir ama bu kadar büyük bir yıkımın bahanesi olamaz. Biz suyu hiç bitmeyecek sandık.

Musluktan aktığı sürece var kabul ettik. Damlayan çeşmeyi önemsemedik, boşuna akan sulamayı “zaten devletin suyu” diyerek geçiştirdik. Tarımda hâlâ vahşi sulamayı konuşuyor olmamız, aslında sorunun ne kadar eski olduğunu gösteriyor. Bilgi vardı, imkân vardı ama irade yoktu. Kuraklık bir anda gelmedi. Sessizce yaklaştı. Önce göller küçüldü, sonra tamamen yok oldu. Önce dereler zayıfladı, sonra adları haritada kaldı. Önce çiftçi verimden şikâyet etti, sonra tarlasını terk etti. Biz ise bunları haber bültenlerinin alt yazısı gibi izledik. Alıştık.

Alışmak, felaketin en tehlikeli hâlidir. Bugün yaşadığımız şey bir “doğa olayı” değil; bir yönetim, bir tüketim, bir umursamazlık meselesi. Ormanları kesip yağmuru beklemek, toprağı zehirleyip bereket istemek, suyu hoyratça kullanıp yarın için dua etmek… Bu bir çelişki değil, bu bir inkâr biçimi. En acısı da şu: Kuraklığın bedelini en az sebep olanlar ödüyor. Köydeki çiftçi, şehirdeki çocuk, gelecekte doğacak nesiller…

Bugün bir bahçeyi fazla sulamanın, bir fabrikada arıtmasız suyu doğaya salmanın, bir şehri plansız büyütmenin faturasını onlar ödeyecek. Su, adaletsiz eksiliyor. İnançlı bir toplumuz, emanetten bahsetmeyi severiz. Ama emanet sadece sözde kaldığında, toprak küser. Su çekilir. Bereket gider. Çünkü emanet, korunmadığında geri alınır. Kuraklık biraz da bunun adı. Hâlâ vaktimiz var mı? Belki. Ama bu vakit, sadece yağmur duasıyla dolmaz. Bu vakit; planla, bilinçle, adaletle ve sorumlulukla dolar. Aksi hâlde gelecek nesiller susuz kaldığında, suçlayacakları tek şey iklim olmayacak. Biz olacağız.

Çünkü bu kuraklık, insan eliyle geldi. Ve yine insan eliyle durdurulmazsa, sadece toprak değil, vicdan da çatlayacak.

 Yazar
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.