Manevi hayata dört temel hatırlatma: Affetmek, gönül, umut ve niyet…

Manevi hayata dört temel hatırlatma: Affetmek, gönül, umut ve niyet…

Affetmenin kalbi hafifleten gücü, gönül kırmaktan sakınmanın imandaki yeri, umudu diri tutan ilahi çağrı ve niyetin amellere kazandırdığı değer, manevi hayatın temel başlıkları olarak yeniden hatırlatılıyor.

İnsanın iç dünyasını şekillendiren temel ahlaki ve manevi ilkeler, affetmekten umutlu olmaya, gönül incitmemekten niyet bilincine kadar geniş bir çerçevede ele alınıyor. Kalpte biriken kin ve öfkenin insanı ağırlaştırdığına dikkat çekilirken, affetmenin ruhu özgürleştiren bir erdem olduğu vurgulanıyor. İslami kaynaklarda affetmenin yüceliğine işaret eden ayet ve hadisler, güçlü olmanın intikamla değil bağışlamakla mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

Metinde ayrıca gönül kırmaktan sakınmanın, mümin ahlakının vazgeçilmez bir unsuru olduğu hatırlatılıyor. Yumuşak sözün ve ölçülü davranışın önemi, Kur’an ayetleri ve Peygamber Efendimizin ifadeleriyle destekleniyor. Umut kavramı ise insanın zor zamanlarda tutunduğu en sağlam dayanak olarak öne çıkıyor. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemesi gerektiğine dair ilahi mesajlar, sabır ve teslimiyetin önemini gözler önüne seriyor.

AFFETMENİN HAFİFLİĞİ

İnsan, kırıldığında kalbinde ağır bir yük taşımaya başlar. Bu yük bazen öfke, bazen kin, bazen de suskun bir sitemdir. Oysa affetmek, bu yükü sırtımızdan indiren en sessiz ama en güçlü adımdır. Affetmek, haksızlığı onaylamak değildir; kalbi esir alan duygulardan özgürleşmektir. Kin tutuldukça ağırlaşır, affedildikçe hafifler insan. Kalp rahatladığında, ruh da nefes alır. Dinimiz affetmeyi yüceltir. Güçlü olan, intikam alan değil; affedebilendir. Çünkü affeden kişi, Allah’ın rahmetine bir adım daha yaklaşır. Bazen bir affediş, yılların yorgunluğunu siler. Hafifleyen kalp, huzura daha çabuk varır. Affetmek, başkası için değil; en çok insanın kendisi için bir nimettir. İnsan kalbi, kin taşıdıkça ağırlaşır; affettikçe hafifler. Çünkü affetmek, yüklenmek değil bırakmaktır. Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de affetmenin yüceliğini şöyle bildirir, İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. (Fussilet, 41/34) Bu ilahi öğüt, mümine zor ama kurtarıcı bir yol gösterir. Kötülüğe kötülükle karşılık vermek kolaydır; asıl fazilet, affedebilmektir. Affeden insan, karşısındakini değil önce kendi kalbini özgür bırakır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de affetmenin insana kaybettirmediğini, aksine yücelttiğini haber verir. Sadaka malı eksiltmez. Kul affettikçe Allah onun izzetini artırır.

GÖNÜL KIRMADAN SAKINMAK

İnsan kalbi, Allah’ın nazar ettiği en kıymetli yerdir. Bir gönlü onarmak zor, kırmak ise ne kadar kolaydır. Oysa mümin, sözlerine ve davranışlarına bu bilinçle yön vermek zorundadır. Kuran-ı Kerim bizlere yumuşak sözün önemini hatırlatır. Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. (İsrâ, 17/53) Bu ayet, dilimizin kalbimizin aynası olduğunu bildirir. Sert bir söz, yıllarca unutulmayacak bir yara açabilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise müminin ölçüsünü şöyle belirtir. Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.(Buhârî, Müslim) Bu hadis, gönül kırmaktan sakınmanın imanın bir gereği olduğunu açıkça ortaya koyar. Bazen bir tebessüm, bazen susmak, bazen de bir özür; kırılacak bir kalbi korumaya yeter. Unutmayalım ki kırılan bir gönül, arşa yükselen bir feryat olabilir. Gönül yapabilmek büyük bir ibadettir. Çünkü gönül almak, Allah’a giden yolların en incelerinden biridir. Gönül kırmak çoğu zaman bilinçli yapılmaz; aceleyle söylenen bir söz, düşünülmeden yapılan bir davranışla olur. Oysa susmak bazen en güzel sözdür. Bir tebessüm, bir hal hatır sorma, bir özür; kırılacak bir kalbi onarmaya yetebilir. Unutmamalıyız ki kırılan her gönül, arşa yükselen sessiz bir sitem gibidir. Gönül yapmak ise sadaka hükmündedir. Çünkü gönül almak, Allah’ın rızasına giden yolların en narin olanıdır.

UMUDU KAYBETMEMEK

Hayat bazen insanı daraltır, yollar çıkmaz gibi görünür. Kalp yorulur, sabır zorlaşır. İşte tam da bu anlarda umut, müminin en sağlam dayanağıdır. Çünkü umudu diri tutan, Allah’a olan güvendir. Kuran-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurur. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer, 39/53) Bu ayet, ne kadar karanlık olursa olsun kapıların tamamen kapanmadığını müjdeleyen ilahi bir çağrıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise müminin ruh halini şu sözlerle özetler. Müminin işi ne hoştur Her hâli onun için hayırdır. (Müslim) Bu hadis, sıkıntının da nimetin de imanla anlam kazandığını gösterir. Umutsuzluk, şeytanın kalbe fısıldadığı en tehlikeli vesvesedir. Umut ise Allah’a teslimiyetin sessiz bir ifadesidir. Mümin bilir ki her gecenin bir sabahı, her darlığın bir ferahlığı vardır. Bazen dua hemen kabul olmaz, bazen yol uzar. Ama Rabbimiz kulunu asla sahipsiz bırakmaz. Beklemek de bir ibadettir; sabır ise umudun en güzel hâlidir. Umudu kaybetmeyen kalp, ayağa kalkmayı bilir. Çünkü bilir ki Allah varsa, imkânsız yoktur.

NİYETİN GÜCÜ

İnsanın yaptığı işi değerli kılan, görünen yönü değil, kalbinde taşıdığı niyettir. Aynı davranış, birine sevap kazandırırken bir başkası için hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Çünkü niyet, amelin ruhudur. Ruhsuz beden nasıl canlı değilse, niyetsiz amel de Allah katında karşılık bulmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu gerçeği meşhur hadisiyle açıkça ifade eder. Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği vardır. (Buhârî, Müslim) Bu hadis, hayatımızın tamamını kuşatan bir ölçüdür. Sadece ibadetler değil; çalışmak, konuşmak, susmak hatta sabretmek bile niyetle değer kazanır. Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz, kalplerin önemine dikkat çeker. Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar. Hadis anlamı, Müslim) Niyet, sıradan bir davranışı ibadete dönüştürür. Helal rızık kazanmak için çalışmak, ailesine daha iyi bir hayat sunmak isteyen bir insan için ibadet hükmündedir. Bir tebessüm, bir selam, bir yardım eli; hepsi doğru niyetle Allah katında değer bulur. Zor zamanlarda da niyetin önemi ortaya çıkar. İnsan bazen yapmayı istediği hayırlı bir işe gücü yetmediğinde üzülür. Oysa samimi bir niyet, yapılamayan amelin sevabını da beraberinde getirir. Rabbimiz, kulunun kalbinden geçeni bilendir. Hayatın karmaşasında niyetini kaybetmeyen insan, savrulmaz. Çünkü bilir ki Allah, küçük görünen ama samimi yapılan hiçbir iyiliği zayi etmez. Niyetin gücü buradadır: Azı çoğa, sıradanı kıymetliye, faniliği ebediyete dönüştürür.

 Yazar
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.