TUK’un uzmanlık kararına DİŞHEK-SEN’den tepki: Geri çekilmezse hukuki süreç başlatılacak

TUK’un uzmanlık kararına DİŞHEK-SEN’den tepki: Geri çekilmezse hukuki süreç başlatılacak

TUK’un uzmanlık unvanına ilişkin aldığı karara tepki gösteren DİŞHEK-SEN, Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Düzenlemenin geri çekilmesini talep eden Sendika Başkanı Banu Yıldırım, aksi halde hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.

Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) 16 Haziran tarihinde, 2011 ila 2026 yılları arasında doktora eğitimine başlayan ya da tamamlayan diş hekimlerine belirli koşulları sağlamaları halinde uzmanlık eğitimi sürecinden geçmeden uzmanlık unvanı verilmesinin önü açmasına karar aldı. Kararı eleştiren Diş Hekimliği Sendikası (DİŞHEK-SEN), Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Sendika Başkanı Banu Yıldırım, kararın hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu ve uzmanlık eğitiminin temel ilkelerini zedelediğini savundu. Yıldırım, DUS sınavının yerini alabilecek bir uygulamanın kabul edilemez olduğunu, yıllarca sınava hazırlanan hekimlerin emeğinin göz ardı edildiğini ifade etti. Ayrıca kararın mevcut yasal düzenlemeler ve TUK’un önceki uygulamalarıyla çeliştiğini savundu. Yıldırım, düzenlemenin geri çekilmesini talep ederek, aksi halde sendika olarak hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.

disheksen-2.jpg

“TUK KURULU, KAZANILMIŞ HAKLARI SARSAN BİR KARARA İMZA ATTI”

Diş Hekimliği Sendikası’nın (DİŞHEK-SEN), Sağlık Bakanlığı önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında konuşan Sendikanın Genel Başkanı Uzm. Diş Hekimi Banu Yıldırım, “Bugün burada toplandık, Çünkü TUK Kurulu, diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin hukuki dayanaklarını, liyakat esasını ve kazanılmış hakları temelden sarsan bir karara imza attı” dedi. TUK'un 16 Haziran tarihinde aldığı kararla, 2011 ila 2026 yılları arasında doktora eğitimine başlayan ya da tamamlayan diş hekimlerine belirli koşulları sağlamaları halinde uzmanlık eğitimi sürecinden geçmeden uzmanlık unvanı verilmesinin önü açıldığını kaydeden Yıldırım, şunları kaydetti:

“Buna göre ilgili branşın son beş yıllık DUS taban puanı ortalamasını karşılayan, belirlenen klinik işlem ve rotasyon şartlarını yerine getiren ya da üç yıl akademisyenlik yapan hekimlerin uzman olabilmeleri öngörülmektedir. Oysaki 2011 yılında kabul edilen 6225 sayılı Kanun ile ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a eklenen hükümler ile 2011 yılından sonra doktora eğitimine başlayan hekimlerin doktora eğitimlerinin akademik bir derece olduğu, klinik uzmanlık unvanı ve yetkisi kazandırmayacağı açık ve kesin bir hüküm olarak yerini almıştır. Bu yasal reformun temel amacı; diş hekimliğinde uzmanlık eğitimini merkezi, objektif, denetlenebilir ve fırsat eşitliğine dayalı bir sistem haline getirmektir. Tüm bu kanuni düzenlemelere rağmen Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından alınan 2826 sayılı karar ciddi hukuki sorunlar içermektedir. Bu kararın TUK kurulunca normlar hiyerarşisi atlayarak hangi yetki sınırları içerisinde alındığı ve idari işlemin hangi hukuki formda yürürlüğe konulacağı hususları kamuoyu ile acilen paylaşılmalıdır.”

disheksenn.jpg

“TUK KENDİ GEÇMİŞ İÇTİHATIYLA DA ÇELİŞMEKTEDİR”

Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun görevinin, uzmanlık eğitiminin standartlarını belirlemek, eğitim programlarını düzenlemek ve mevcut sistemin işleyişini denetlemek olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Kurulun kanunla öngörülmeyen yeni bir uzmanlık kazanma yolu oluşturma yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle bir kurul kararı ile yeni bir uzmanlık tescil rejimi oluşturulması ciddi bir yetki tartışmasını beraberinde getirmektedir. Daha da önemlisi, TUK kendi geçmiş içtihatıyla da çelişmektedir. Kurulun 24.03.2016 tarih ve 684 sayılı kararında; uzmanlık eğitimi ile doktora eğitiminin farklı amaçlara hizmet ettiği, doktora eğitiminin akademik ve araştırma odaklı niteliğinin korunması gerektiği, uzmanlık eğitiminin ise sağlık hizmeti sunucusu yetiştirmeyi amaçladığı açıkça ifade edilmiştir. Aynı kararda, diş hekimliğinde doktora eğitiminin uzmanlık eğitiminin yerine geçmeyeceği özellikle vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

“EMEĞİ VE LİYAKATİ GÖRMEZDEN GELMEKTEDİR”

DUS’un yalnızca bir yeterlilik sınavı değil, aynı zamanda sınırlı kontenjanlar için yapılan bir sıralama ve rekabet sınavı olduğunu belirten Yıldırım, “Sınav sıralaması ve kontenjan yarışı olmaksızın, yalnızca kendi uzmanlık dalının son beş yıldaki taban puanlarının ortalamasına denk gelecek puanı almanın uzmanlık için yeterli sayılması; yıllarca hayatını bu sınavı kazanmaya adayan, yüksek puanlar almasına rağmen kontenjan yetersizliği nedeniyle yerleşemeyen ve TUK denetiminde uzmanlığını tamamlayan binlerce hekimin emeğini ve liyakatini görmezden gelmektedir” diye konuştu. Çekirdek eğitim müfredatı ve klinik ağırlıklı eğitiminin amacının ileri düzey ve yüksek riskli vakaların tedavi edilebildiği yeterlilik düzeyiyle uzmanlık unvanı kazandırmak olduğuna da değinen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TUK denetimindeki uzmanlık eğitiminin aksine, doktora eğitiminin ülkemizde kesin ve denetlenebilir bir klinik standardı bulunmamaktadır. Öğretim üyelerinin gözetiminde, özel vakalarla, yıllara yayılan klinik eğitim sürecinin, hasta kotası tamamlamak için hızlandırılmış uygulamalarla eşitlenmeye çalışılması, uzmanlık eğitiminin niteliksizleşmesine ve uzun vadede halk sağlığı sorunlarına yol açacaktır.”

“HAKSIZLIKLARA YOL AÇACAKTIR”

Yıldırım, diş hekimliğinde istihdam sorununun giderek büyüdüğünü söyleyerek, kontrolsüz şekilde artırılan fakülte ve kontenjanlar nedeniyle işsiz diş hekimi sayısının hızla yükseldiğini söyledi. Mevcut durumun devam etmesi halinde 2030 yılında Türkiye’deki diş hekimi sayısının 100 bine ulaşmasının beklendiğini dile getiren Yıldırım, “Kamusal atamalardaki yetersizlik nedeniyle atama bekleyen on binlerce genç meslektaşımız güvencesizliğe mahkûm edilirken, özel sektörün denetimsiz ortamında emeğin değersizleştirilmesi ve düşük ücret odaklı çalışma koşulları sistematik bir soruna dönüşmüştür. Mesleki itibarın, hekim haklarının ve toplumun nitelikli ağız ve diş sağlığı hizmetine erişim hakkının korunabilmesi için; eğitim kadrosu bulunmayan fakülteler kapatılmalı, yeni fakülte açılışlarına son verilmeli, kontenjanlar bilimsel veriler ışığında yeniden düzenlenmeli, kamu istihdamı ve ağız diş sağlığı hizmetlerine yatırım acilen artırılmalı, aile diş hekimliği modeli uygulamaya konulmalı ve koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri geliştirilerek istihdam olanakları artırılmalıdır. Tüm uyarılara rağmen, dişhekimliğinde insan gücü planlaması yapılmaksızın, kontrolsüz fakülte ve kontenjan artışlarının yıllardır sürdürülmesi nasıl işsiz diş hekimi ordusu ortaya çıkardıysa; bu TUK kararı da uzman enflasyonu, işsiz uzman diş hekimleri ve kamu istihdamında haksızlıklara yol açacaktır” şeklinde konuştu.

“AKSİ HALDE KARARIN İPTALİ İÇİN YARGI YOLUNA BAŞVURACAĞIZ”

Uzmanlığın, ayrıcalıklı bir kodlamayla girilen bir sınavın değil; sıralama esasına dayanan gerçek DUS sisteminde başarı gösterenlerin hakkı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Uzmanlık ayrıcalıkla değil, tüm adaylar için eşit ve adil koşullarda yürütülen objektif bir değerlendirme süreciyle kazanılmalıdır” dedi. Yıldırım, TUK'un 2826 sayılı kararının geri çekilmesini talep ederek açıklamasını şu cümlelerle sonlandırdı:

“Bu kadar geniş kapsamlı bir uzmanlık unvanı dağıtımının sağlık insan gücü planlaması açısından gerekçesi nedir? Bu düzenleme sonrasında uzmanlık unvanı alacak binlerce hekimin kamuya atanmasına yönelik bir planlama mevcut mudur? Devlet, bu kişileri üniversitelerde eğitici kadrolarına mı yerleştirmeyi hedeflemektedir? Eğer böyle bir planlama mevcutsa bunun hukuki, mali ve kadrosal altyapısı nedir? Bu düzenleme lisans mezunu diş hekimlerinin kamuya atanma imkanlarını daha da daraltmayacak mıdır? Aynı şekilde DUS'u kazanarak yıllarca TUK denetiminde uzmanlık eğitimi almış uzman diş hekimlerinin kamu kadrolarına erişimini de zorlaştırmayacak mıdır? Yeterli kamu kadrosu ve insan gücü planlaması olmaksızın binlerce yeni uzman oluşturulması, gelecekte işsiz uzman diş hekimleri ve uzman enflasyonu sorununu beraberinde getirmeyecek midir? Sonuç olarak; tartışılan konu doktoralı diş hekimlerinin değeri veya akademik yetkinlikleri değildir. Doktora eğitiminin akademik niteliği tartışmasızdır ve korunmalıdır. Tartışma, uzmanlık unvanının hangi usul ve esaslarla kazanılacağına ilişkindir. DİŞHEK-SEN olarak; TUK'un 2826 sayılı kararının derhal geri çekilmesini talep ediyor, aksi halde kararın iptali için yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.