• BIST 2.401,96
  • Altın 969.737
  • Dolar 16.5851
  • Euro 17.2909
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Konya 19 °C

Necip Fazıl - Nazım Hikmet münakaşasına bir başka bakış

MUSTAFA BURAK DOĞAN

Necip Fazıl Kısakürek… Osmanlı zamanında doğup -bugün yıldönümü- cumhuriyet döneminde vefat etmiş -dün yıldönümü idi- Anadolu insanıdır. Sizlere bu vesileler eşliğinde Nazım Hikmet’le olan benzerliklerinden ve tezatlıklarından bahsetmek istiyorum. 

Bir mıknatısın iki kutbu, ayın iki farklı yarısı, biri güz biri yaz Türk edebi tarihine adını kazımış iki isim. Türkiye’de çok mesele insanları iki kutba ayırmıştır. Ancak bu mesele insanımızın, karşısındaki kişinin hayata dair görüşlerini küçük bir yanılma payıyla anlayabileceği tam manasıyla turnusol kağıdı etkisi oluşturan bir konu. Burada objektif olmak çok zor ama ben ne Necip Fazıl’a “üstat” diyenlerden biri oldum ne de Nazım Hikmet’i sahiplenecek kadar alçaldım. Benim durduğum açı, kıyasıya rekabetlerden doğan muhteşem ürünlerden feyz almak. Yani insanoğlu bir ağaç misali; meyve verdiğinde toplarız ama meyve vermese bile köküyle benimdir demenin kimseye faydası olmayacaktır. Nihayetinde Necip Fazıl’ın geçmişi üzerinden vurulması gibi geçmişimin irdelenmesini istemezdim, öte yandan öldükten sonra kendi güruhum tarafından böyle anılmakta hedef tahtamın tam ortasında olurdu. Bu iki şairin tartışmalarından bir ders çıkarma niyetindeyim. Ne yaparsam komünist bir şair tarafından eski defterler vasıtasıyla taşlanırım sorusunu cevaplayabilirim mesela. Ne yapmazsam beni iyimle kötümle destekleyenlerin boynunu bükmem sorusunun da cevabı bende vardır artık. 

Biraz ikisi arasındaki benzerliklere de değinmek istiyorum, belki bu amansız kavganın şifrelerinin bir kısmı buradadır; her ikisi de varlıklı ailelerden geliyordu, ikisi de isimlerini dedeleri ve babalarından aldı, şiir ve sigaraya genç yaşta başladılar, her ikisinin de ebeveynleri boşandı ve babaları ikinci bir evlilik yaptı, ikisinin de beşer çocuğu vardı, ikisi de tek erkek çocuktu ve birer kız kardeşleri vardı, ikisi de bahriye mektebini bitiremedi, ikisi de 11 kez yargılandı ve hapis yattı, her ikisi de Babıali’de ve cumhuriyet gazetesinde çalıştı, ikisi de şair ve yazarlığın dışında çeşitli dallarda ürün verdi, ve tabii ikisi de kendi güruhları için birer dava adamıydı. 

Nazım Hikmet’in destekçileri onun komünist olduğunu ama su götürmez bir yurtseverlik kanı taşıdığını savunur. Bir süre eğitimini bile Moskova’dan almış birisi için aynı yürekte iki tezat sevda yeşerebilmiş midir sizce? Tartışılır, tartışılacak. Necip Fazıl’ın Menderesten talep ettiği para unutulmadı, anılmaya devam edecek. Velhasıl kelam, ben bu kavgada bir taraf olsam bile herkese naçizane tavsiyem; Önceki satırlarda da ifade etmeye çalıştığım gibi kimseyi köküyle birlikte kabul etmemek en iyi çıkış yoludur. Bununla birlikte her insanın karşıt görüşünden alacağı faydalarda mutlaka vardır. İnşallah mevzuya bir başka açıdan bakılmasını sağlayabilmişimdir. Hürmetlerimle.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73