Psikolog Oğuz: "Sağlığınız için gülümsemeyi aksatmayın"

Psikolog Oğuz: "Sağlığınız için gülümsemeyi aksatmayın"

Uzman Psikolog Cem Oğuz, bilimsel araştırmalar sonucunda gülümsemenin stres hormonlarını azaltarak, hastalıkları daha hızlı atlatmaya yardımcı olduğunu söyledi. Oğuz, “Sağlığınız için gülümsemeyi aksatmayın” dedi.

Çankaya’da Uzman Psikolog olarak görev yapan Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz ile Dünya Gülümseme Günü hakkında konuştuk. Oğuz, gülümsemenin insan sağlığına birçok etkisi olduğunu belirterek, “Gülümsemek, kan dolaşımındaki stres kaynaklı hormonların azalmasına yardımcı olur ve bu da adrenal yorgunluğun önlenmesine yardımcı olur, olumlu duyguları artırır. Bilimsel araştırmalar da tansiyonumuzu düşürmek, bağışıklık sistemimizi desteklemek, stres hormonlarını azaltmak gibi faydalarıyla gülmenin çeşitli hastalıkları daha hızlı atlatmaya yaradığı görülmüştür. Sağlığınız için gülümsemeyi ihmal etmeyin” dedi. 

gulumse-gunu-1.jpg

 DÜNYA GÜLÜMSEME GÜNÜ 

Her yıl dünyaca kutlanan Gülümseme Günü’nü araştırdık. Hikâyesi dünyaca ünlü reklamcı Harvey Ball'a dayanıyor. Amerikalı reklamcı Harvey Ball'ın, 1999 yılında bir müşterisi için tasarlamış olduğu ‘Smiley’ ikonu dünya çapında mutluluk ve iyi niyet sembolü olarak görülüyor. Harvey Ball bu fikrinin sadece ticari bir amaç ile kalmayıp en azından yılda bir kez kutlanan ve insanların hiç değilse yılda bir gün gülümsemesi için bu günü Dünya Gülümseme Günü olarak devam ettirmiştir. 

 “BOL BOL GÜLÜMSE” 

Psikolog Oğuz, “Dünya gülümseme gününün bir mottosu olsaydı bu muhtemelen ‘bol bol gülümse olurdu.’ Ya da insanlara aslında gülümsemenin ne kadar büyük bir etken olduğundan bahsedilebilir. Gülümsemenin mutluluk hormonları üzerindeki etkisinden biraz bahsedilebilir ve bunun sonucunda haydi durma gülümse diyebilirim” ifadelerini kullandı.

 BİRÇOK FAYDASI BULUNUYOR 

Gülümsemenin psikolojiye faydalarına değinen Oğuz, “Gülümsemenin psikolojiye birçok faydası bulunuyor. İnsan ilişkilerinden tutun, hormonel etkiye kadar birçok şey sıralayabiliriz. İnsan ilişkilerinde, iş ahlakında ya da insanlarla olan süreçlerimizde gülümsemenin bize kazandırdığı, bize döndüğü nokta mutlaka oluyor. Gülümsemek stresi azaltır. Stres ve kaygı devam eden zorluklar olabilir, ancak daha sık gülümsemek zihnin ve vücudun stresi doğal olarak atmasına yardımcı olur. Gülümsemek, kan dolaşımındaki stres kaynaklı hormonların azalmasına yardımcı olur ve bu da adrenal yorgunluğun önlenmesine yardımcı olur. Gülümsemek olumlu duyguları artırır. Gülümsemek genellikle daha ulaşılabilir ve arzu edilir görünmenize yardımcı olur” şeklinde konuştu.

img_0902-001.jpg

 GÜLMEK HASTALIKLARI DAHA HIZLI ATLATMAYI SAĞLAR 

Oğuz, sözlerine şu şekilde devam etti: “İnsan beyninin şöyle bir yapısı var. Beyni çok kolay kandırabilirsiniz. Gülümsediğimizde, hüzünlü bile olsanız insan beyni buna çok kolay bir şekilde adapte olabiliyor. Hormon salgılamaya devam ediyor. Gülmenin vücuttaki kasları gevşetme gibi bir özelliği vardır. Gülmek kan dolaşımını canlandırarak özellikle kalbiniz için önemli olan kandaki oksijenlenmeyi artırır. Bilimsel araştırmalar da tansiyonumuzu düşürmek, bağışıklık sistemimizi desteklemek, stres hormonlarını azaltmak gibi faydalarıyla gülmenin çeşitli hastalıkları daha hızlı atlatmaya yaradığı görülmüştür.”

 “GÜLMEYE VAKİT AYIRAMIYOR” 

“Türkiye stres sıralamasında ikinci sırada” ifadesini kullanan Oğuz, “İstatistiksel sonuçlara bakıldığında Ürdün ve Afganistan’ın ilk sıralarda olması bizimde ikinci sırada olmamız şaşırtıcı değil. Burada baskı altında büyüyen, yetişen toplumlarda daha çok gördüğümüz bir şey. Birey kendini ifade etmede yetersiz kaldığında, baskıyla büyüdüğünde ki maalesef bu saydığımız coğrafyalar baskı altında yetişen, bir şeyler dayatılan toplumlar olduğundan kaynaklı. Bu durumda da birey kendi özgür iradesini savunamıyor. Bu da insanın otomatikman öz değerini yitirmesiyle eş değer. Bu değeri yitirdiğinde de gülmeye vakit ayıramıyor” dedi.

qweqweqwe.jpg

 BEBEK VE ÇOCUKLAR DAHA ÇOK GÜLÜMSÜYOR 

Oğuz, yapılan araştırmalar sonucunda bebek ve çocukların günde ortalama 400 kere gülümsediğine değinerek, “Orta yaş grubu daha az gülümsüyor. Bunun sebebi de bireylerin çocukluk dönemlerinde çok fazla hayat kaygısı olmuyor. Hayal kaybınız olmuyor. Bir şeyi idare etme, sorumluluk duygunuz olmuyor. Sadece algımız kendi odamızdan, oyuncaklarımızdan veya okulumuzdan ibaret oluyor. Ama ergenlik çağına geldikten sonra önce ailemizin sonra okulun verdiği sorumluluklarla bir şekilde kendimiz artık kasılmaya başlıyoruz. Bir şeyi yapmadığımızda toplumun ya da birinci dereceden yakınlarımız tarafından dışlanma, sınır çizilme durumları oluşabiliyor. Bu durumda mutsuzluk oluşturuyor. Örneğin odamızı toplamadığımızda ilk önce annemiz babamız tarafından ‘Ne yaparsın ki?’ gibi suçlamalarla ayrılmaya başlıyoruz. Bu bizi mutsuz eden ilk noktalar gibi. Sonrasında okul, iş, hayat kurma dönemleri oluşuyor ve birey sadece günü kurtarma olarak hayatı görmeye başlıyor. Daha çok sorumluluk alma ve hayata yetişme noktasında mutluluğu arka plana alıyoruz. Gülemiyoruz. Çok fazla pozitif olamıyoruz” diyerek konuşmasını sonlandırdı. 

Buket Beslen / İLKSAYFA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.