Ahmet Fidan

Ahmet Fidan

Teenni İle Yaklaşmak ve Terörle Yüzleşmek

Teenni İle Yaklaşmak ve Terörle Yüzleşmek

 

 

Geçen cumartesi günü Ankara Garı’nın önünde sabah saatlerinde meydana gelen ve yüzlerle ifade edilen ölü ve yaralanma ile sonuçlanan kanlı terör olayı esrarını koruyor.  Kim veya kimler, fail veya failleri hangi terör örgütü henüz netlik kazanmadı.

Son otuz beş yıldan beri terörle iç içe yaşamaya alışık Türkiye, tarihinin en büyük, en cani, en vahşi ve aynı zamanda en planlı terör katliamı ile Türkiye’nin kalbi Ankara, Ankara’nın kalbinde yüz yüze geldi, terörün çirkin, hırçın, melun suratıyla yüzleşildi. Kesin olmayan bilgilere göre iki canlı bomba fail olarak belirlendi.

 Ölü ve yaralı sayısı itibariyle terör tarihinin en kanlı olayı.  İlk saatlerinden itibaren anlamak, üzerinde bir düşünce ifade edebilmek için olayı “teenni” ile karşılamak, yaklaşmak ve bakmak gerek. Son derece farklı ve çok yönlü boyutlarıyla,  terörün son halkası, uzun zaman konuşulacak ve gündemdeki yerini koruyacak. Son derece önemli bir hadisenin üzerinde düşünülmesi, yazılması,  konuşulması ve yorum yapılması normal. Olayın muhatabı tek bir kesim, tekbir zümre, tek bir grup değil top yekûn milletimizin ta kendisi, aynı zamanda geleceğimiz.

Bilgili, bilgisiz, igili ilgisiz her kes, her kesimden seseler çıkıyor. Kendi hesaplarına hüküm yürütüyor ve ahkâm kesiyor, kamuoyunun kendi düşünceleri doğrultusunda oluşmasını temin için çaba sarf ediyor. Yaklaşan seçimler öncesinde oy devşirme sevdasında, sırıtıyorlar.  Hâlbuki milli birliğin kalbine düzenlenen böylesine tertipli, hesaplı, kanlı bir olay karşısında teenni ile hareket etmek gerekmez mi? Aksine her tür hareket terörün amacına bir adım daha yaklaşmaktır.

Olayın başlangıcından itibaren tüm dikkatler,  kilise ve emperyalist güçlerin taşeron örgütü PKK ve uzantısı partinin üzerinde toplandı. Son on üç yıl içinde kendine güvenen, güç dengeleri arasında farkındalık oluşturan Türkiye’nin gücünü yok etmek ve bulunduğu zirveden aşağı çekmek isteyen başta kilise olmak üzere, İran, AB, ABD açıktan değil ama düşmanlıklarını terör örgütleri eliyle öne sürmekte ve  cephelerini tespit etmişlerdir.

Ankara’da meydana gelen teröre,  elbette alkış tutan ve sevinenler var. Çünkü bunların hayat tarzı terördür. Affınıza sığınarak bunlar hunfesadır.

Ama başka bir kesim daha var,   terörden yararlanmak için adeta çırpınıyor. Yazdıkları, söyledikleri ve özellikle yayınları ile teröre alçakça alkış tutuyorlar. Mideniz tutuyorsa biraz göz ucu ile biraz acıyarak bunları okuyun veya seyredin. Ne zavallı, ne asaletsiz, ne cibilliyetsizlik. Kendi muhabirlerini bile sansürleyecek kadar aşağılık ve insafsız. Adilik sıralamasında bir örneği bulunmaz.

Savcılık ve mahkeme kayıplarına FETÖ olarak geçen bu kesim, ortaya çıkış sebebi olarak “Din, ahlak, iman”ı artık bir kenara bırakmış vaziyette.  Teröre şartsız ve kesintisiz alkış tutuyorlar. Yaklaşan seçimlerde terörün siyasi uzantısı ırkçı kürt partisine oy devşirmek için son kozları terörden medet umuyorlar. Adeta fitne ocağına odun taşıyorlar. Avukatlık değil bizzat şeytanın görevini yapıyorlar.

Ankara’da meydana gelen terör, sonuçları itibariyle milli bir felakettir. Ölenler ve yaralananların kimliklerine, inançlarına ve hatta eylemlerine bakmaksızın teenni ile değerlendirilmesi gerekmektedir.  Emniyetimiz son derece güvenilir bir yapıya ve iradeye sahip,  suçluları, failleri kısa zamanda ortaya çıkaracaktır. Hiç kimse polisin, istihbaratçının, savcının yerine koyarak kendine durumdan vazife çıkarmamalı, çıkarılmasına da meydan vermemeli.

Sonuçta büyük bir terör olayı yaşanmaktadır. Terörün amacı devleti zaafa uğratmak ve güçsüz bırakmaktır. Sade bir vatandaş olarak bu konuda devlete güveniyor ve kendilerinden hadisenin aydınlığa kavuşmasını ve suçluların cezalandırılmasını bekliyoruz.

            Gün teenni ile düşünme ve hareket etme günüdür. Kin ve husumet yerine muhabbetle mukabele günü.  Çünkü biz muhabbet fedaileriyiz.

 

G Ü N Ü N     H İ K M E T İ

 

Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Kur’an-ı Kerim, Nahl Sukresi, Ayet: 90

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR